DİYALEKTİK AKLIN ELEŞTİRİSİ
Nisan 2019 Nurcan İrem ERDEM A- A+
A- A+

DİYALEKTİK AKLIN ELEŞTİRİSİ

Michel Contat, Satre’la yaptığı ünlü söyleyişisinde biraz da üzgün bir ruh haliyle Satre’a soruyor:” Diyalektik Aklın Eleştirisini yazarken sağlığınızla oynadınız. Kendinize biraz daha dikkat etmeniz gerekmez miydi? “

Gözleri artık karşısındakini seçemeyen filozof, bütün yorgunluğunun acısını çıkarabilmek için fırsat yakalamış adamlara özgü bir edayla cevaplamaya kalksaydı, haklılığından kuşku duymayacağımız sözler sarf edebilirdi.

Ancak o, acılarının her daim taze tutmaya gayret eden adamlara yaraşır bir cevap verdi Contant’a :” Sağlık ne için verilmiştir ki insana ?sağlığı yerinde olmaktansa – bunu hiç böbürlenmeden söylüyorum- Diyalektik Aklın Eleştirisini yazmak daha yeğlenesidir, uzun, sımsıkı, kendisi için önemli bir şey yazmak daha çok yeğlenesidir. “

Bir adamı farklı kılan, onu bir düşünür olarak yalnızlaştıran, kalabalıkların kullandığı yaygın dili anlamasını güçleştiren şey tam da bu değil midir?

Satre sahiden de Diyalektik Aklın Eleştirisini yazarken sağlığını hiçe saymıştı. Günde on saat, koridan tabletleri çiğneyerek yazıyordu kitabını. Öyle ki, aldığı tabletlerin sayısı günde yirmi taneyi bulmuştu. Aldığı ilacın içerdiği Amfetaminler sayesinde Satre , olağan ritminin en az üç katı bir düşünme ve yazma hızına erişiyordu. Yazdığı kitap bir çeşit hesaplaşma amacı taşıyordu; kendisiyle ve Marksizm'i yanlış yorumladıklarını düşündüğü kişi ve kurumlarla.

Satrey’ı bu kadar aceleye sevk eden şey nedir?

Eğer kalbinizde birikmiş cümleler, aklınızı işgal etmiş fikirler kâğıda dökülmezse, bir başkasına aktarılmazsa, içten içe sizi çürütmeye başlar.

Paylaşılmamış hakikatler, insan kalbini ve tüm vücudunu zamanla kemirmeye, içten içe aşındırmaya başlar.

Hakikatin ağır yükü altında ezilen ruh, bir başka ruhla ilk teması kurabilirse, yeniden dirilir. Aksi halde yalnızlık telaşı insanı kendinden bile şüphe ettirecek kadar içimize sirayet eder. Edebiyatçılar ve filozoflar zaman zaman böylesi bir telaşın esiri olup, ayakta kalmaya uyanık durmaya çaba sarf ederler. Bir hakikatin elinden tutup, yeryüzünde dolaştırma hevesidir bu.

Hakikati örten, görmezden gelen ruhlar, sürekli ağrı kesicilerle ayakta durmaya çalışan bedenlerin kaçınılmaz soruna düşerler. Mesele acıyı kaldırmak değil, asıl mesele acının sizi götüreceği sokaklarda en kadim yaralarımızla yüzleşmektir. Satre, koridron almaya daha sonra da devam etti. Bu kez elinde Flaubert’in notları bulunuyordu. Ancak bir gün anlamsız tümceler ve garip çizimler yaparken kendisini bulan Simon de Beauvoir, dehşete düşüp yorgun düşünürü tedavi olmak üzere ikna etti.

Satre, koridran tabletleri ile ayakta kalarak bitirmeye çalıştığı kitabından hayatını idame ettirecek paralar kazanmadı. Zira hayatının son dönemlerinde bile asgari ihtiyaçlarını karşılayabilecek işler üzerine kafa yoruyordu. Sağlığını tehlikeye atmasına değecek bir fikrin sarmalında kıvranıp duruyordu Satre.Bunu yapmasaydı belki de uyumaya çalıştığı her gece, hak edilmemiş bir günü yaşamış olmanın metafizik dumanında boğulacağı hissiyle yatağından fırlayacaktı.

Modern dünya bir ağrı kesicidir. Hakikatin taşıyıcılığını yapanlar ise acının elinden tutarak yürümeye devam eden bir yol yorgunudur.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2019

Sayı: 61

Baciyan Arşiv