Nisan 2015 Aynur YEŞİL A- A+
A- A+

Çocuk Kalbinde Hz. Peygamber

Çocuk, saf, masum, temiz, kirlenmemiş duyguları ile çok sever Peygamberini. Ana-babası, ninesi, dedesi, hocası ona öyle güzel anlatmıştır ki; Hz. Peygamber (sav) hayatının kahramanı olmuştur.  Yüreği Hz. Peygamber(sav)  aşkı ile sevgisi ile muhabbeti ile dolmuştur.

Çocuğun gözünde Hz. Peygamber (sav); çocukları çok seven,  çok güçlü, zayıfın yanında, her işi başarı ile sonlandıran, yalan söylemeyen, öğretici, en güzel  anlatıcı, en güzeli gösterici, problem çözücü, kurtarıcı, affedici, merhametli, cesur, korkmayan, ezileni koruyan, fakirin dostu, kimsesizlerin korucusu, yalnızların arkadaşı, darda kalmışların yardımcısı, en zor problemleri Allah’ın yardımı ile çözüme kavuşturan KAHRAMAN ‘dır. Bu çerçevede çocuk etrafındakileri ‘Hz. Peygamber (sav) gibi davrananlar ve Hz. Peygamber(sav)  gibi davranmayanlar olarak kategorize ederler. Tabii büyükler çoğu kez bunun farkına bile varmayarak günlük hayat akışının içinde, bazen öylesine nasihatler verir. Çocukların çok iyi birer gözlemci olduklarını unutarak nasihatlerine, nutuklarına devam ederler, böylelikle çocuklarını iyi eğittiklerini, dini bütün yetiştirdiklerini düşünerek mutlu mutlu yaşamaya devam ederler.

Küçük kalplerin dünyası çok özel alandır. O dünyaya, güzellikler diyarına herkes girmemeli, girememeli.   Biz Müslüman anne babalar olarak o dünyayı Efendimizin (sav) güzellikleri, muhabbeti ile doldurabilirsek başarılı ve mutlu ebeveyn olabiliriz. Pek tabi ki bunu da sadece anlatarak değil bizatihi yaşayarak yapabiliriz.

Çocuklara yaz okulunda eğitim veren bir eğitimcinin şu hatırası minik kalplerin hem mükemmel bir gözlemci, hem de hata kabul etmeyen birer denetleyici olduklarını çok da güzel anlatıyor: “Yaz okulunda yaşarı 6-8 yaş olan gruba Hz. Peygamberimizin(sav)  hayatını anlatıp, örneklerle zenginleştiriyordum.  Çocuklar o örnekleri o kadar zevkle ve istekle dinliyorlardı ki ben de anlattıkça anlatıyor örnekleri çoğaltıyordum. Küçük çocuğun kuşunun öldüğünde Hz. Peygamberin (sav) başsağlığı ziyareti, çocukları her gördüğünde öpmesi, okşaması, Enesçiğin Hz. Peygamber (sav) hatıraları, Peygamberimizin (sav) torunlarına muhabbeti, bayramda boynu bükük arkadaşlarını seyreden şehidin yetim çocuğunun annesini Hz. Ayşe, ablasını Hz. Fatma yapıp yeni kıyafetler alarak sevindirmesi, çocukların meselelerine çözüm bulması, Peygamberimizin (sav) affediciliği… hikayelerinin hepsini dikkatle dinliyorlar ve çok mutlu oluyorlardı. Grup yaş olarak küçük ve kalabalık, biraz da hareketli olunca istenmeyen küçük kazalar olabiliyordu. Çocuklardan biri bir sürahi suyu halının üzerine devirip dökmüştü ve bunu da saklamaya çalışıyordu. Başka bir minik gelip “öğretmenim Ali suyu halıya döktü” diye şikâyet etti. Ben de “istemeden dökmüştür, zaten hava sıcak birazdan kurur” dedim. Şikâyet eden çocuk yüzüme baktı ve “Peygamberimiz gibi davrandın” dedi. Meğer beni test ediyormuş. İşte o zaman bu küçük yüreklerin bizi nasıl takip ettiklerini, test ettiklerini, anlattıklarımızı kendimizin de yaşayıp yaşamadığımızı nasıl gözlediklerini bir kez daha gördüm. Arkadaşını şikâyet edip, sonra davranışımı gözleyen ve değerlendiren bu küçük öğretmenim bana “anlattığın şeyi yaşamıyorsan hiçbir eğiticiliği yoktur” ilkesini bir kere daha öğretti.

Anlatırız Peygamberimiz (sav)i, kelimeler yetmez.  Anlattıkça coşarız, coştukça anlatırız da peki ne kadar yaşarız, yaşatırız. İşte bütün mesele bu!

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2015

Sayı: 45

Baciyan Arşiv