Temmuz 2018 Nurten YÜCEL A- A+
A- A+

Başyazı / Sadaka; Cennet Kapısı

Birgün Allah Rasulü, “Her müslümanın sadaka vermesi gerekir” buyurdu. Bunu duyanlar bir an için şaşırdılar. Çünkü aralarında zengin olamadıkları için  mal ile sadaka veremeyenler de vardı. Hemen sordular: sadaka verecek mal bulamayanlara ne dersin?” diye sordular “İhtiyaç  sahibi, darda kalmış ve mazlum kimselere yardımcı olur.” Sahabe tekrar, “Ya buna gücü yetmezse ne dersin? diye sorunca Rasulullah; “ iyiliği veya hayrı ister.” Bunu da yapamazsa  ne dersin?” diye dördüncü kez sorunca , “kötülükten uzak durur, bu da bir sadakadır” buyurdular.

                Sıdk (doğruluk), sadakat (özden bağlılık samimiyet ), sadık ( dürüst ve samimi olan kişi) kelimeleri ile ortak kökten gelen sadaka, bu anlamları ifade edebilecek bütün davranışları kapsar. Kutlu nebi, “her iyilik bir sadakadır .” hadisi ile her müslümanın yapabileceği bütün güzel davranışları kuşatacak bir anlam yüklemiştir. Bu şekilde geniş bir uygulama alanı buluna sadakalar ahiret yurdu içinde  en güzel  hazırlıktır.

                Yüce Allah , “onun için kim (elinde bulunandan) verir. Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü ( kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. Fakat cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz buyurmuştur.(1)  Bu ayetlerde sadaka, sakınma ve tasdik etme arasında kurulan sıkı bağ dikkat çekicidir. Sadaka, imanda sadakat ve samimiyetin bir delili, tasdik de ahrette imanın bir ifadesidir. Bunun içindir ki Rasulullah (s.a.v.), “… sadaka bir delildir…” hadisinde sadakanın, veren kişinin imanına ve sadakatine bir delil olduğunu buyurmuştur.

                Resûl-i Ekrem helal maldan verilen sadakanın Allah katında değerini şöyle anlatmaktadır: “kim helal kazancından bir hurma miktarı sadaka verirse – ki Allah sadece helal olanı kabul eder -  Allah o sadakayı büyük bir hoşnutlukla  kabul eder. Sonra onu sahibi için, sizden birinizin tayını yetiştirdiği gibi (özenle) dağ gibi olana kadar büyütür (bereketlendirir). Öyle ki lokma büyüklüğündeki bir sadakanın sevabı Uhud Dağı  kadar oluverir. Allah’ın Kitabı’nda bunu tasdik eden ayetler şunlardır.”buyuran sevgili Peygamberimiz,  onlar, kullarının tevbesini kabul edenin ve sadakaları  alanın  Allah olduğunu bilmezler mi?” (2) “Allah faiz malını mahveder ( faiz malın karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise arttırır. (bereketlendirir)… (3) ayetlerini okumuştur.

                Peygamber Efendimiz, cennette inananlara açılacak  kapılardan birinin “sadaka kapısı” olduğunu bildirirken de verilen sadakaların mükafata dönüşeceğini  ve yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağını işaret  buyurmuştur. “Kuşkusuz sadaka,  Rabbin hoşnutsuzluğunu   giderir. (Allah’ın kişiye huzurlu bir hayat bağışlamasına vesile olur, işlenen kötülüklere mukabil başa gelebilecek kötülüklere de  kefaret olur)ve kötü bir şekilde ölmeyi ( Allah’ın izniyle)  önler”, kıyamet günü müminin gölgesi ( onu himaye edecek şey) sadakasıdır” hadisleri de aynı hususa işaret etmektedir.

                Kutlu Nebi sadakanın insan psikolojisi üzerindeki faydasına işaret ederek sadaka vermekle kişinin şahsiyetini geliştirebileceğine dikkat çekmiştir. Mesela, katı kalpli olmaktan şikayet eden bir sahabiye yufka yürekli olabilmesi için ihtiyaç sahiplerine yedirme ve yetimin başını okşama suretiyle sadaka vermesini tavsiye etmiştir. “Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin” buyuran Peygamber Efendimiz, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olan ve onların duasını alan kişinin karşılığını bulacağına işaret etmiştir.

                “Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadakada hataları söndürür (ortadan kaldırır) buyuran Hz. Peygamber’in sünnetinde sadaka vermek, hataların tahsis için değerlendirilmesi gereken iyi bir fırsattı. Kişinin yaptığı hatalara karşılık sadaka vermesi, bu davranışlarından pişmanlık duyup kendi nefsine karşı bir nevi müeyyide uygulaması anlamına geliyordu. Yine bu anlamda , “bir kişi, ailesi, malı, nefsi, çocuğu ve komşusu ile imtihana çekilir. Oruç, namaz, sadaka ve iyililiğe emredip kötülükten sakındırma ise, bu imtihan için kefaret olur” buyuruyordu.

                Sadaka vermek aslında bir şükür ifadesidir. Verilen nimetin devamı için onu diğer insanlar ile paylaşmaktır. Yüce Allah, “Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun” (4) buyurarak kendilerine nimet verilenlerin aynı nimeti başkalarıyla  paylaşmalarını emretmiştir .

                Allah Teala, “mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık, hayra  sarf edenler var ya , onların mükafatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntüde çekmezler.” buyurur. (5) Sadakalar gösteriş  ve riyadan uzak, alanın haysiyet ve onur zedelenmeden verilmelidir. Allah Resulü , Allah’ın kendi gölgesinden (himayesinden ) başka hiçbir gölgenin (yardımcının) bulunmadığı kıyamet gününde, Allah’ın  gölgesinde (himayesinde) olacak yedi sınıf insandan bir sınıfında  sağ elinin verdiği sadakayı sol bilmeyecek derecede  gizli tutan kimseler olduğunu belirtmiştir.

                Sadaka her zaman verilebilirse de bazı zamanlar farklıdır  ve buna bağlı olarak ta mükafatı da farklı olacaktır. Allah Teala , “ Her hangi birinize ölüm gelip de ‘Rabbim ! Beni yakın süreye kadar  geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demesinden önce size verdiğimiz rızıktan harcayın.” (6) buyurarak sadakanın ömür sonuna veya hastalık zamanına ertelenmemesi gerektiğini bildirmiştir.

                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) farklı zamanlarda, farklı kimselere en faydalı olacak sadaka çeşitlerini haber vermiştir: “ Sadakanın en faziletlisi, müslümanın  ilim öğrenmesi, sonrada onu müslüman kardeşine öğretmesidir.” “ Sadakaların en kıymetlisi Allah yolunda ( savaşana bağışlanan) çadır gölgesi ve Allah yolunda (cihad edene) verilen hizmetçi veya Allah yolunda ( savaşana ) sağlanan binittir.” “En hayırlı sadaka  su ikram etmektir.” “Size sadakanın en değerlisini öğreteyim mi? (evlendikten sonra herhangi bir sebepten dolayı) sana dönüp gelen ve senden başka da geçimini sağlayacak kimsesi olmayan kızına (yaptığı harcamadır)” bu hadislerden sadaka faziletinin, kişiye, ortama ve faydalı olma durumuna göre değiştiği anlaşılmaktadır.

                Sadaka verilirken dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta fakirin incitilmemesi, gönlünün kırılmaması ve yapılan iyiliğin başına kakılmamasıdır. Allah Teâlâ, “Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) Ey iman edenler! Allah’a ve ahret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız hayırları boşa çıkarmayın…”  (7) buyurmaktadır.

                Sadakanın kimlere verileceği de önemlidir. Bir insanın harcama yapmasına, yardım etmesine en layık olanlar öncelikle eşi ve aile efradıdır. “Kişinin ailesi için yaptığı harcama da sadakadır.” buyuran Allah Resulü, aile fertleri ihtiyaç halinde iken başkalarına sadaka verilmesini tasvip etmemiştir. Sadaka verilirken ikinci olarak hısım akraba gözetilmelidir. Hz. Peygamber, akrabaya verilen sadakanın aradaki kin, haset, dargınlık vb. duyguları gidereceğine işaretle, “sadakanın en faziletlisi içinde sana karşı (gizli) düşmanlık duygusu besleyen akrabaya verilen sadakadır.” buyurmuştur.

                Sonuç olarak sadaka, Allah’a karşı bağlılığın bir ifadesi olarak her insanın imkân ve bulunduğu ortama göre yapabileceği bir ibadet çeşididir.

 

  1. Leyl 92/5-10
  2. Tevbe 9/104
  3. Bakara 2/276
  4. Kasas 28/77
  5. Bakara 2/274
  6. Münfikun 63/10
  7. Bakara 2/263-264

 

KAYNAKLAR      : Hadislerle İslam

                                Üsve-i Hasene

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2018

Sayı: 58

Baciyan Arşiv