Kasım 2014 Sinan GÜN A- A+
A- A+

Zor ve Kolaylar

Şu hayatta zor işler ve kolay işler var. Bunları saymak kolay, yapabilmek gerçekten zor. Yaşamak kolay, o yaşamda bunları ayırabilmek zor. Kolaya kaçmak kolay, zora talip olmak zor. Ne kolay, ne zor?

Konuşmak, bilgiçlik taslamak kolay. Az ve öz konuşup susan olmak zor.

Akıl vermek kolay, bozmak kolay. Çalışıp onaran olmak zor.

Niyet etmek de başlamak da kolay fakat işi bitirmek zor.

Alan el olmak kolay. Veren el olmak zor.

Benlik, bencillik kolay. Tevazu ve diğerkâmlık zor.

Merak kolay, seyretmek kolay. Bakan olmak değil gören olmak zor.

Kazanç, servet, zenginlik kolay. Hem vicdanlı, namuslu hem de varlıklı olmak zor.

Yoksulu kandırmak, azdırmak kolay. Açları doyuran insan olmak zor.

Yemin etmek, söz vermek kolay. Verdiği sözde durmak zor.

Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay. Dürüst ve adil olmak, adaletle hükmetmek zor.

Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay. Dosdoğru olmak, samimi olmak zor.

Kan akıtmak kolay, acı vermek kolay. Kanayan yarayı saran olmak, derde deva olmak zor.

Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay. Nefsine gem vurmak, hırsını kontrol etmek zor.

Evlenmek kolay. Huzurlu, “Allah’ın dediği olur” diyebilen bir yuva kurmak zor.

Doğmak kolay. Öyle ya da böyle yaşamak da kolay. İnsan/mü’min olmak, insan/mü’min kalmak ve insan/mü’min ölmek zor.

Dipdiri Bir İmanın Göstergesi

Sadede gelelim. Yaşlanınca mescitte vakit geçirmek kolay. Gençken kalbini mescitlere bağlamak zor. Gitmek, gelmek bakımından çok fazla bir seçeneği olmayan bir ihtiyarın durumu ile onca çağıranı varken mescide gelebilen genci karşılaştırmak değil niyetim. Zaten bu durum kıyas da götürmez. Esas derdim bunu başarabilen gençlerin ne kadar değerli bir iş yaptığını anlatabilmektir.
Gençlerin gidebileceği o kadar yer, yapabileceği o kadar iş varken mescitlerde ve faydalı ilim öğreten yerlerde vakit geçirmesi hiç şüphesiz dipdiri bir imanın göstergesidir. Hadis-i şerifte arşın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıftan biri olarak “Tekrar dönünceye kadar kalbi mescitlere bağlı olan gençler”in zikredilmesi meselenin önemi ile ilgili bize çok mühim bir ipucu verirken aynı hadis-i şerif gençler için de bir müjde niteliği taşımaktadır.

Hadiste geçen yedi sınıf insanın ortak özelliği kullukta adeta kahramanlık destanı yazmalarıdır. Rableri her ne istiyor ise bulundukları konumda onu yapmaya çalışmalarıdır. Kolay ve zor diyorum ya, işte bunlar o zoru başaranlardır. Yönetimde olup da her haliyle adaletli olabilen; birbirlerini Allah için seven; ben Allah’tan korkarım diyerek makam-mevki sahibi Züleyhaları reddeden; kendine bile söylemeden sadaka veren; kimselerin görmediği yerde gözyaşları ile Allah’ı anan, namazlarını camide cemaatle kılarak hem camiyi hem toplumu hem de namazı ikame eden/ayağa kaldıran kahraman kimselerle beraber kalbi mescitlere bağlı dindar gencin de sıralanması onun da bu kahramanlardan biri olduğundandır. Bunların ödülleri ise yapılan işe göredir ve büyüktür.

“Hangisini Tercih Edersin?”

Hadis-i şerifin diğer rivayetlerinde ilgili bölüm “Şabbun neşe’ e fi ibadetillah” şeklinde geçmektedir. Bu ifade “Allah’a kulluk içinde serpilip büyüyen genç’’ anlamındadır. Yani gençlik yıllarını namazlı, niyazlı, iftarlı, sahurlu, helal dairesinde dindar bir çizgide geçiren genç kıyametin o müthiş sıkıntılarından ilahî koruma altına alınarak kurtulacaktır. Bu sonuç gencin nefsini ayakları altına alarak Allah’ın emirlerini baş tacı etmesinin bir karşılığıdır. Her türlü arzusuna dur diyerek, heva ve heveslerine gem vurarak marufa uyup münkere sırt çevirebilmesinin büyük ödülüdür.

Günahlardan sakınmak, harama yaklaşmamak -özellikle bir gençte- çok büyük bir fazilet örneğidir. Zaten bizim ‘iyi kul’ diyerek tarifini yaptığımız da budur. Abdullah b. Abbas’a soruyorlar “İki kişi var: Biri çok namaz kılar, çok oruç tutar fakat bazı yasakları da çiğner. Diğeri yalnız farz namaz ve oruçla yetinir fakat günah işlemekten sakınır. Bunların hangisini tercih edersin?” dediler. O da “Günahlardan sakınmaya hiçbir şeyi denk tutmam.” cevabını veriyor. Bunu yapan genci tahayyül edelim. Allah onu katından nimetlere gark etmez mi?

“Mademki can tendedir, öyleyse fırsat eldedir.” diyor Yunus’umuz. Fırsat varken onu kullanmak gerekiyor. Canımıza, tenimize tam olarak sahipken ve ona söz geçirebiliyorken onu hayır yola tevdi etmek gibisi var mı? “Güçlü mü’min zayıf müminden hayırlıdır” hadisini direkt düşündüğümüzde genç eğer mü’minse, gençliğini ve gücünü bu yolda kullanıyorsa  “daha hayırlıdır” diyebiliriz.

İş Sonuca Ulaşmasa Dahi

İnsanlar nazarında yapılan işin sonucu önemlidir. İnsanlar neticeye bakar. Sonuca ulaşmak için katlandığınız zorluklar onlar için pek de önemli değildir. Vecizeye atfen gemiyi limana getirip getiremediğinize bakarlar. Hak nazarında ise işin hangi niyetle, nasıl yapıldığı ve bu yolda katlanılan meşakkatler önemlidir. İş sonuca ulaşmasa dahi iyi niyet ve samimi çalışmaya bakıyor Rabbimiz.
Değer, niyetle ve fedakârlıkla doğru orantılıdır. O halde gencin ibadetine, nelerden vazgeçip neleri yaptığına bir bakarsak onun imanının, ibadetinin ve duruşunun ne kadar değerli olduğunu anlarız. O bu haliyle kolaya kaçmamış ve zoru başarmıştır. “Ömrünü nerede tükettin? Gençliğini nerede yıprattın?” sorularına verecek cevabı vardır.

Dindar nesillere ve gençlere hem ümmetin hem milletin hem de gençlerin kendilerinin çok ihtiyacı var. Çeldirici şıkların çok daha fazla olduğu zamanımızda gözü ve gönlü Allah’a kullukta olan gençler yetiştirmek iyice zorlaştı ve önemli hale geldi. Dini eksik algılayan ve yanlış yorumlayan kimilerine göre gençlik bir günah işleme mazereti olarak görülüyor. Hâlbuki bu dirilik ve enerji günah için bir mazeret değil daha iyi kul olmak için verilmiş büyük bir imkân ve nimettir. Gençlik bu ve benzeri düşüncelerle adeta heba ediliyor.

Futbol, İnternet, Flört, Kariyer Gençliği

Fıtrat üzere doğan çocuklar her geçen gün fıtrattan daha da uzaklaştırılıyor. Futbol gençliği, internet gençliği, flört gençliği, kariyer gençliği vs. derken gençler, içerisinde kulluk olmayan yer ve yönlere kanalize olup başıboş sular misali akıp gidiyor. Yön verilmediği takdirde başıboş suyun kanalizasyona gittiği gibi telefâta doğru gidiyorlar. Aynı su doğru yere yönlendirilirse bir ağaca meyve, bir buğdaya başak, bir çiçeğe renk olup yararlı hale gelecektir. Kulluk üzere yetişen ve yetiştirilmeye çalışılan gençler de böyledir. Hem dünyada hem ahirette kazanç vardır onlar için. Allah’a kullukta mutluluğu yakalayan gençler olmazsa öyle zannediyorum ki hadis-i şerifte geçen yedi zümreden hiçbirisi olmayacaktır.
Kur’an ile büyümüş, sünnetle sulanmış, hayatı Kur’an ve sünnetin gölgesinde oluşmuş, zor olanı başaran o zümreye/yiğitlere/gençlere selam olsun. Rabbim, ümmetin gençliğini dinde ince anlayış sahibi kılsın. Onları kullukla büyüyen, yetişen, yoğrulan saadet nesline benzetsin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2014

Sayı: 316

İlkadım Arşiv