Ekim 2013 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Zor Okunan Bir Deneme

Doğum ve ölüm, beşik ve mezar. Uç noktalar. Başlangıç ve bitiş dünya hayatı için. Ötesi için başlangıç biri. Biri burası için başlangıç ötesi için ayrılış. Hicran, hakikî vatandan. Sevgilinin yanından. İnsanın içinde var olan özlemin temel kaynağı da aslî vatandan, doğumla meydana gelen ayrılık değil midir? Âlem-i ervâh, âlem-i ecsâd. Olay iki âlemin birbiriyle bağlantısıyla ilintili.

Doğum ve ölüm. Kolayına, ikişer heceli kelime. Ya arası? Arasında tarifsiz bir hayat. Hayat… Onun adına, onun için doldurulmuş beyaz kitaplar. Yazarlar onun için, onun içinde yazmışlar. Filozoflar, onun için, onda düşünmüşler, ölümle doğum arasını. Bulmuşlar mı onun için ona ait çözümlemeler. Kundak, doğumun kefeni, kefen ölümün kundağı. “Ölmek dirilmektir.” demiş, kaynaktan su içenler. İçemeyenler “uyudum uyanamadın” demişler. İçenler “Ölümden ne korkarsın; korkma ebedi varsın.” demişler. İçemeyenler “yok oluş”un sırrına varamayıştan çıldırıp intihar etmişler intiharı bir cesaret zannederek. Ama yaşamayı göze alamayanlar değil mi intihar edenler? Yaşama cesareti bulunmayanlar. Bulunanlar Hz. Eyyüp sabrı dilemişler, hiç olmazsa lisânen, kalben olmasa da. Kalbi etkilemiş ki yaşamayı başarmışlar.

Doğumda ağlarmış tarihte bazı kavimler doğum olunca. Doğan’ın çekeceği ıstırabı, sıkıntıyı düşünerek doğan’ın başında sanki gelecek onlara ait gibi. Bilmediğini bilmeyen insan değil mi şaşıranların çoğu? Gelecek kimin insanın mı sanki? Duvarın ötesini görmeden bilemeyen insan senelerin geleceğini bilme ukalalığına cahilliği ile düşmez mi? Düşer ki boyun eğer kula. Kula kul.

İşte doğum müjdesi yalın kılıç gelen biri âlem-i ervahtan gölgeler âlemine. Bu geliş kolay mı? Ayrılmak kolay mı, vatanı asliden? Zor mu zor. Direnen gelmem diye dünyaya. Direnen ya direnenler gel diye dünyaya. Bu çekişmenin galibi kim ola? Bunu dahi bilemez insanoğlu. Bilmedikleri ne çoktur onun. Ama bilmediğini bilenler ne azdır. Verilen sıkıntı ondandır, anaya doğum öncesi. Sitemdir ayırdıklarından sevgilinin yanından asil ruhu. Ulviden süfliye geçmek. Kolay mı asil olan için ruh asildir ondan sıkıntı verir sanki dünyaya gelişine sebep anaya. Atılan her çığlıkla oh olsun olmalı galiba.

Sonra geliş, Oyalayıcının gelişi. Mal ve evlat dünya ziynetidir fermanı gereği meşgul edicidir gelen. Niteliğe ve bekleme amacına bağlı bir kısa metrajlı sevinç ya da üzüntü. Doğum anı unutulan ama sonrası dirilen bir ikili duygu: Sevinç ya da üzüntü. Soru kız mı erkek mi? Bekleyiş gereği sorulan bir sorudur bu. Yorgun bir bekleyiş ve bu soru. Yorulan ana hem ruhen, hem bedenen. Yorulan baba ruhen, olabilir aynı zamanda bedenen. Bu yorgunların bir beklentileri bu sorudadır. “kız mı oğlan mı?” Gelsin üzüntü gelsin sevinç. Kısa metrajlı bir duygu. Sevinci de üzüntüsü de.

Hoş geldin hayata. Mutluluk getir ailene, mutluluk getir dünyamıza. Mutsuzların  lisânen “mutluyum, iyiyim” dedikleri dünyaya. Esaretin özgürlük, hürriyetin esaret sayıldığı toplumumuza. Bu kavramların gerçek anlamda yaşandığı bir dünyanın, bir toplumun müjdecisi olunuz emi.

Ve doğuş! Bekleyiş sevinçle bitti. Yorgun bekleyicilerin arzusu takdire uygun düştü: Sevinç. Düşmedi: Burukluk. Haydi bakalım kaldırabilecek misin  bu yükü? Yük zor, yük ağır. Çekecek takat var mı diye soramıyorum. Soruma karşılık vermenin çetinliğini düşündüğüm için. Ama yeni bir hayat başladı her şeye rağmen sevinçle. Hoş geldin aramıza hoş geldin dünyamıza… yeni doğan çocuk. İbrahim ÇİFTÇİ

KATLAR...YATLAR...
Malı mülkü seversin,
Mevlâ’yı sevmek yok mu?
Dünyaya geldin bir kez,
Düşün hiç göçmek yok mu?

Övünürsün yatlarla,
Betonarme katlarla...
Hak dostları yükselmiş,
Mânevî kanatlarla...

Dünya fâni! Oyalan,
Söyleme sakın yalan,
İnsanlardan hiç var mı?
Ölümden geri kalan.

Azrail  canı alır...
Mal mülk dünyada kalır,
Ameli kötü olan,
Alçalır da...alçalır.

Gececeğiz kabirden,
Hem sırattan…haşirden,
Arındıralım kalbi,
Günahlardan…kibirden.

Mâdemki ömrün fâni,
Niden malı...serveti?
Ebedî cennet için,
Hakka sat emaneti.

Mukadder ölüm…defin,
İman senin şerefin,
Allah rızası olsun,
Bütün gayen hedefin.  

Burhan DEMİRHAN

ANTİKAPİTALİST ŞİİR

Kalakalmış değiliz biz, sanıyorsan baş eğer.

Sayınızdan övünürsün, veriyorsun da değer.

Monopol oynayarak hem kazanılmıştı zafer.

Molotoftan olacakmış ölü Taksim’de seher!

Kadın erkek karışıktır şu cumâda nöbet(!)

Kaçışanlar su değiller evinizden bereket,

Faturan hem gelecektir: öte dünyâda demet,

Görecekler o vakitler seni oldukça beter!

Seli aşmış gibi taştın seni tahrifçi seni!

Ya ezelden beri keldin ya unuttun yeleni,

‘Lameliften’ sana olmaz değil ayraç yemeni

Daha kuzgun olamazken leşe ancak yel eser!

Helikopter ve uçaklar sökemezler bu gücü,

Televizyon bize illet, daha korkunç bir öcü!

Bana îman eli değmiş, olamam diz çökücü,

Kime kimler yalan atmış görecekler bu sefer!

NESBEL


fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün    


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2013

Sayı: 303

İlkadım Arşiv