Şubat 2017 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Ziya Paşa’nın Aynasından

Ziya Paşa’nın Terkib-i Bend’i her zaman ve her kişinin alacağı dersler olan bir klasik şiirdir. 19. asırda söylenen şiirin birçok beyti atasözü gibi söylenmiş ya da atasözünü çağrıştırmıştır. Dünyaya gelirken ağlayan insanoğlunun ağlama sebebi dünyanın meşakkatleri, sıkıntıları olmalı. Herhalde malum oluyor.

Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenadan
Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan

Nasip, kısmet kelimeleri dilimizde çokça kullanılır. Bazen çaresizlik bazen ümit ifade eden bu durumu da Paşa bu mısralarla açıklamış.

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dür ü güher yağsa semâdan

Kıskançlık insani bir özellik. Haset de öyle. İslam da bu özellikleri kötü görmüş reddetmiş. Eksiği olanlar olgunları, tam olanları çekemez, onlardan rahatsız olurlar. Yarasanın ışıktan (ziya) rahatsız olduğu gibi. Yarasa gözlüler de Ziya’dan (Paşa) rahatsız oluyorlar.

Erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan

Kimse malına makamına konumuna gücüne güvenmesin. Ebedi öyle olacağını da zannetmesin. Çünkü Allah’ın her türlü yetkiyi, gücü verdiği (sultan) Süleyman Peygambere bile bu dünya kalmadı.

Seyretti hava üzre denir taht-ı Süleyman
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde

Gözü yükseklerde olanlar haddini bilsin, dikkat etsin. Yoksa hak etmediğiniz yerleri arzu ederken mevcut durumunuzu da kaybedebilirsiniz. Gözünüz havada olmasın. Önünüze bakın. Çünkü hep yukarıya bakanlar yolundaki çukuru göremez ve düşerler.

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde

Lafla peynir gemisi yürütmeyi bırakın. İş yapın. Kişi eseriyle anılır. Gevezeliği, boş konuşmalarıyla başarılı olmuş kişi var mı? İşiniz sizin yansımanızdır.

Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Doğruluktan ayrılmayın. Sizi dokuz köyden kovsalar da doğru olun. Çünkü Allah doğrulara yardım eder. Mü’min de yalan söylemez.

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah
Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi
Hâinlere amma ki riâyet yeni çıktı

Sessiz sakin kimselerin üstüne gitmeyin. Zira onların da bir sabır sınırı vardır. Yumuşak (halim selim) huylu dersiniz ama sabrı taşınca onu kimse durduramaz.

Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından
Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir

İnsan dış görünüşü, makamı, malı, gücü ile değerlendirilmez. İçine, niyetine, işine bakılır. Çünkü kişinin niyeti bozuksa konumu onu iyi yapmaz. Kötü asıllı, niyetli insanların dış görünüşlerine aldanmayın. Çünkü aslı bozukları makam düzeltmez. Eşek, ne yaparsan yap yine eşektir.

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir

Bir terbiye metodundan bahsediyor Paşa. Nasihat güzeldir. Din nasihattir. Ama kişi nasihatle düzelmiyorsa uyarmalı tehdit etmeli. Allah nasihatle düzelmeyenleri azapla tehdit ediyor. Uyarıyla tehditle düzelmeyenlerin de anlayacağı dilden düzeltilmesi gerekir. Gerekirse tazirle, hapisle cezalandırılmalıdır.

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir

Cahiller cahillerle sohbetten tat alır. Aklı eksiklere de arkadaş olarak aklı kıt olanlar lazımdır. Peki sizin oturup kalktığınız insanların durumu nedir? Sahi siz hangi tür konuşmalardan daha çok lezzet alıyorsunuz?

Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerektir

Zenginler, makam sahipleri, konumları güçlü olanlar sakın kendinizi namus, dürüstlük, vatanseverlik, kul hakkı gibi konularda sorumsuz zannetmeyin. Çünkü bu konularda herkes eşittir. Hırsızları öven aklayan, dürüstleri yeren tahkir eden bir toplum iflah olmaz. Bu anlayışı kırmak gerekir. Yoksa sistem seçkinlerin sistemi olur. Adalet olmaz.

İman ile din akçadır erbâb-ı gınada
Nâmûs u hamiyyet sözü kaldı fukarada
Sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı
Nâmûs tamam oldu hamiyyet yeni çıktı
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram u inayet yeni çıktı

Nice insanla kendi çıkarları için ahbaplarını, dostlarını arkadaşlarını sevgililerini düşmanlarına şikâyet ediyor, kötülüyorlar. Bu kabul edilemez. Tıpkı kendi milletini, dinini, devletini yabancılara şikâyet eden Fetö’cü solcular gibi.

İkbâl için ahbabı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı
Düşmanlara ahbabını zemm oldu zerafet
Dildârdan ağyâra şikâyet yeni çıktı
Aciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı

Kendi değerlerimizi, dinimizi, aslımızı unutarak Batı’yı benimsemek moda gibi oldu. Bu da bizi Batı’nın kölesi yapar, dikkat edelim.

Milliyyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı frenge tebaiyyet yeni çıktı

Her hal ve işte zarar gören biz olduk. Dünya denilen oyuncak bizi hep aldattı. Dikkat edelim. Nefis, dünya, şeytan bizi hep aldatıyor. Bunlarla giriştiğimiz her oyunda yenik düşüyoruz.

Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
Zîrâ ki ziyan ortada bilmem ne kazan

Sonunda Paşa der ki; her şeyi kavramak, anlamak mümkün değil. Çünkü Allah bunu başaracak, tartacak akıl terazisini bize vermemiştir. Ey Ziya, teslim ol.

İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez
Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2017

Sayı: 343

İlkadım Arşiv