Ağustos 2013 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Yolumuza Çıkmasınlar

Ceylanlar yaylada sekecek olsa,

Ayılar, çakallar ininden çıkar…

Ufukta bir şafak sökecek olsa,

Çapulcu,  olmayan dininden çıkar…

YOLUMUZA ÇIKMASINLAR…

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, bağrında nice güzellikleri barındıran mübarek Anadolu’nun her köşesi, her karış toprağı, vatan sevgisinin imandan olduğunu bilen her insan için ayrı bir değer taşır, ayrı bir mana ifade eder.

Hele bahar gelince görmeli Anadolu’nun güzelliğini…Dört yöresinde dört mevsimi yaşarsınız…

Şöyle bir inecek olsanız güney illerine doğru… Uzanan Torosların başında benek benek kar olur…Bağda üzüm, bahçelerde nar olur…

Mevlâ su, hava, toprak, güneş, bereket olarak güzellik adına ne varsa bol bol lûtfetmiş elhamdülillah…Tabi güzel düşünen, güzel gören ve şükredenler için…

Bu güzel Anadolu’muzun şirin bir ilçesidir Azdavay. Kastamonu İline bağlı… İlçe Kaymakamlığı tarafından bastırılan  “Yürüyüş Parkurları” isimli rehberde; ilçenin tüm güzellikleri, yürüyüş için öneriler, parkurlar, ulaşım bilgileri gibi hususlar yer almış. Ayrıca bu bilgilerin dışında, ayı görüldüğünde yapılması gereken kurallara da yer verilmiş… Takdir edilecek bir durum. Elbette her mülki amir idaresi altındaki bölgede yaşayan insanların can ve mal güvenliğini düşünmeli ve bununla ilgili tedbirleri de almalıdır.

Rehberin “Güvenlik Öğütleri” kısmında, yapılacak en iyi şeyin ayılarla karşılaşmaktan kaçınmak olduğu belirtiliyor…

Sanki vatandaş ayı ile karşılaşmak için can atıyor da… Ayı bu… Pat diye aniden çıkar karşınıza…  İyi de,  bu güzelim memleketin neresinde, ne zaman hangi ayıyla karşılaşacağını garibim nereden bilsin ?...

Kaymakamlık bu ihtimali göz önüne alarak şayet karşılaşılırsa, ayıyla başa çıkmak için 11 altın kural (!) koymuş rehbere.. Sağ olsunlar yine de…. Bizi düşünüp elimize böyle bir kitapçık vermişler. Vatandaş aniden ayıyla karşılaştığında, açıp okuyacak, kaçıncı kuralda ise ona göre hareket edecek herhalde !...

Tabi rehberdeki bu kurallar manzumesini vatandaştan önce ayı okumadıysa…

Malûm memlekette hep tavşana kaç, tazıya tut öğüdü verirlerde….

Sonra ayı bu… Nerede, ne zaman çıkacağı ne yapacağı belli olmaz ki…

Memlekette bu zamana kadar hangi ayılar kurallara uydu ki, Azdavay’ın ayıları uysunlar…

Her ne ise, biz yine de, büyüklerimizin bizi düşünerek koyduğu şu kurallara bir bakalım:

1. Ayı yakınınızda ise geriye dönün:

  Ayıyı görünce geriye dönmek erkek adama yakışır mı hiç ?... Ayı da korktu sanacak düşecek peşine… Bence 10. Yıl Marşı’nı söyleye söyleye yoluna devam etmeli… Mutlaka ayıda gelip, ona yoldaş olacak ve böylece vatandaş tehlikeyi atlatacaktır.

2. Sakın koşmayın :

  Vatandaş oraya yürümeye gelmiş, koşmaya değil ki… Ayının elinde kronometre yoksa, onun koşup koşmayacağına kendisi değil, ayı karar verir…

3. Sakin ve bilinçli hareket edin :

  Hani adam demiş ya : “Sen ya sopa yememişsin, ya da sayı saymayı bilmiyorsun” diye… Bir sivrisinekten canı yanan adam, ayıyla karşılaşınca sakin olacak, bilinçli hareket edecek öyle mi? Peki Hişşttt… Ayılığın alemi yok, sakin ol, bilinçli hareket et dese, ayı itiraz eder mi ?...

4. Normal bir sesle ayıyla konuşun:

  Ne yani?... Biraz yüksek sesle konuşsa ayının teni mi üzülür ?... Kaymakam Bey; vatandaş ayıca bilmiyorsa, ayıyla nasıl konuşsun söyler misin ?... O dar vakitte gidip tercüman mı çağıracak ?...

  Sonra ayı bir de üç-beş dil biliyorsa, gayri karşısında kasılırda kasılır. Gel de anlat derdini… Ayıların kültürlüsü de bir başka olur bizim memlekette! Ne halden anlarlar, ne işaret dilinden…

5. Gezi sırasında ayı spreyi bulundurun :

  Baş üstüne efendim, emriniz olur ! Azdavay’ın ayıları ne zamandan beri sprey kullanıyorlar ?... Cahilliğimizi bağışlayın, serde köylülük var işte… Spreyin yanında jel, allık, pudra, cımbız, duvar aynası da bulunduralım mı ?...

  Taksim’de, Gezi Parkı’nda, Kızılay’da ve memleketin muhtelif yerlerinde belinleyen anaç ve yavru ayılar su ile, biber gazı ile iktifa ederken, Azdavay ayılarının sprey talep etmesi biraz ayıp olmuyor mu ?...

6. Yürüyüşe gruplar halinde çıkın :

  Vatandaşta yürüyüşe gruplar halinde çıksa işin sonu daha da kötü olacak… Elin boklu düğününe beleş davul çalan bir sürü puşt dolaşıyor ortalıkta…

  Medya Plaza’nın kemik kemirip, postal yalayan çapulcu silahşörleri, sürekli ateş açıyor halkın üzerine… Nasıl olsa dâhili ve harici destek kıt’alarından sevkiyat devam ediyor… Bunu bildikleri için ayılarda gruplar halinde çıkıyor yürüyüşü görmüyor musunuz ?...

7. Ayının yol değiştirmesini bekleyin:

  Ayının yol değiştirmesini beklemek; ormandaki çakalların, sırtlanların,  kurtların da gelmesini beklemek demektir. Savunmasız bir insanı gören ayının yolunu değiştirdiğine şahit olan var mı hayatta ?...

8. Size saldırırsa ölü taklidi yapın…

  Saygı değer böyüklerimiz (!) bize hep taklitçiliği tavsiye ederler… Bir gün de: “Uyanın… Kendinize gelin… Kim olduğunuzu hatırlayın… Mukaddes Kitabınızı iyi okuyun… Kullara kul olmayın… Hiçbir zalimin karşısında Hakk’ı haykırmaktan çekinmeyin… Güçlünün ve zulmün yanında değil, zayıfın, mağdurun ve mazlumun yanında olun… Taklit ruhu öldürür, taklitçilikten sakının… Gölgede duranın gölgesi olmaz... Güneş altında durun gölgeniz, konuşurken elinizde belgeniz olsun… Tarih şuuruna sahip olun… Dostunuzu düşmanınızı iyi tanıyın… Maskesiz gezin hayatta… Ama yere, zamana, mekâna göre sürekli maskeyle dolaşan tek dünyalı, ikiyüzlü sahtekârların da maskesini düşürün…” diyen olmaz nedense…

  Şimdi de ölü taklidi yapacakmışız! Niçin daha diri, daha canlı, daha cesur olmayı tercih etmiyor da ölü taklidi yapmayı önümüze bir kural olarak koyuyorsunuz…

  Yerli ve yabancı bütün ayılara ve tüm zehirli haşerata, bu cüreti veren bu taklit hastalığı değil midir ?...

9. Sizi ters döndüremeyeceği bir pozisyonda yatın:

 Yıllarca bize kendi cellâtlarımızı alkışlattınız şuursuzca… Milletin kıblesini ters çevirdiniz…  Şimdi de ayının ters döndüremeyeceği bir pozisyonda yatmamızı mı tavsiye ediyorsunuz ?...

  Yani asla ne pahasına olursa olsun ayağa kalkmayı düşünmeyelim… Biz uygun pozisyonda yatmaya devam ederken karşılaştığımız Azdavay ayısı da başımızda tam tekmil 7 gün 24 saat nöbet tutsun öyle mi? Nöbet sırası hiç vatandaşa gelmeyecek mi?

10. Arabanıza sığının… Yoksa ağaca tırmanın :

  Baştan tedbirimizi alsak da, Allah’a sığınsak olmaz mı Kaymakam Bey !… Arabaya sığınmak ne ifade edecek ?... Ayılar bırak araba sürmeyi milletin üzerine balans ayarı yapılmış tank bile sürüyorlar…

  Ağaca tırmanmak ne işe yarar balta ayının elinde olduktan sonra ?...

11. Saldırıda yenilgiyi asla kabul etmeyin :

  Yenilgi de kabul edilecek bir şey mi Kaymakam Bey ? Asla kabul etmeyiz… Ayı da kim oluyor… Bir Türk dünyaya bedeldir…

Çıııktık aaaçıııkkk aaalınlaaa, /  Ooon yılda her savaştaaan,

Ooon yılda onbeş milyon,  /  Genç yaraaattık her yaştaaan….

Türke durmak yaraşmaaaz,  /  Türk öndeee Türk ileriii…

  Sayın Kaymakam Bey, aklıma geldi, sormadan edemeyeceğim. Merakımı bağışlayın. Vatandaşın yoluna çıkmamaları için, ayılara hiçbir tavsiyeniz yok mu sizin? Ne olur yani tek bir kural da onlar için koysaydınız?

  Bu 11 altın kuralı koyarken, Vali Bey’in de görüşlerini aldınız mı ?

  Ne dediniz?

  Vali Bey’de onayladı mı?

  Eh ne diyelim… Emir demiri keser… Sağ olsun büyüklerimiz.. Her şeyin en iyisini bilirler…

  Yüreklerimize hüzün yağmurları yağarken, buruk da olsa, derdi olan bütün Müslümanların Mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum.

  Tüm kelplerin yal bayramı, ayılarında bal bayramı kutlu olsun kendilerine...

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2013

Sayı: 301

İlkadım Arşiv