Aralık 2015 Mahmut AVEDER A- A+
A- A+

Yıllar Geçiyor... Ömür Bitiyor...

Ebu Berze radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiçbir kul kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizi)

İnsanlar kıyamet gününde dünyada yaptıkları her işten hesaba çekilirler. Burada sayılan beş şey hesap esnasında sorulacak olanların en önemlileridir. Yoksa sadece bunlardan sorumlu tutulup başka şeylerden sorumlu olmayacakları düşünülemez.

Fakat sayılanlar dışında kalan şeyler bunların detayları, şubeleri kabul edilebilir. İnsanın hayatı kendisine Allah’ın bir emanetidir; bu emanete hıyanet etmemesi gerekir. Bir insan, hayatını Allah’ın emirleri ve yasakları doğrultusunda geçirirse ne mutlu o kimseye.

Geçip giden zaman Allah’ın insanlara bahşettiği en büyük nimetlerinden biridir. Ancak boş zaman insanın kıymetini layıkıyla bilemediği nimetlerin de başında gelmektedir. İnsan; kendisine bahşedilen bu sınırlı ve sonlu sermayeyi, sınırsız ve sonsuz mükâfatları kazanabilmek ve dünya hayatında başarılı olabilmek için bilinçli kullanmak zorundadır. Müslümanın boşa harcayacak zamanı yoktur. Atalarımız da “Bugünün işini yarına bırakma!” uyarısında bulunarak zamanın önemine dikkat çekmişlerdir.

Günler, aylar, yıllar su gibi gelip geçiyor. Zaman hepimiz için kaçınılmaz olan sona doğru akıp gitmekte. Bir taraftan hayatımızın farklı dönemlerine hızla adımlar atarken diğer taraftan ömür sermayemiz her geçen gün tükenmekte. Yüce Mevla’ya kavuşma anımıza doğru hızla ilerlemekteyiz.

Dünya hayatı her canlı için fanidir. Nefeslerimiz sayılıdır. Bu gerçeğe rağmen insanoğlu sahip olduğu nice değerleri bilinçsizce tüketmekte, nice yozlaşmalara maruz kalmaktadır. Ebedi bir alemi kazanmak üzere bahşedilen ömür sermayesi nice sorumsuzluklara, israflara, hoyratça kurban edilmektedir.

Oysa ömrün her bir günü, her bir saati, her bir dakikası dahası her bir anı kazanıma dönüştürülmelidir. Şüphesiz kazanımlarımız da salih amellerimizdir. Dünyadan ahirete miras olarak bırakabileceğimiz en önemli ve en kıymetli şey, sadece ve sadece yararlı işlerimizdir, güzel amellerimizdir.

Asr Suresi’nde de zamanın önemine şu şekilde dikkat çekilmiştir “And olsun zamana ki insan gerçekten ziyan içindedir.” (Asr, 1-2) Çünkü insan geçen zamanı kazanç zanneder. Oysa her an onun ömrünü götürmekte, ahiret hesabını yaklaştırmaktadır. Ama insan bunun farkında olmadığı için zamanın geçmesiyle sevinir.

Ancak insan Asr Suresi’nin devamındaki tavsiyeye uyarak Allah’a inanır sonra da ömrünü salih amelle, hakkı ve sabrı tavsiye ederek geçirirse, yaptığı yararlı işler kendine kar kalır. Aksine, böyle yararlı işler yapmaz, zamanını tembellikle, boş işlerle ve zararlı alışkanlıklar edinerek geçirirse vaktini ziyan etmiş olur.

Yüce Rabbimiz Kehf Suresi 45. ayette şöyle buyurmaktadır: “…Dünya hayatı gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelişip) birbirine karışmış; arkasından rüzgârın savurduğu çerçöp haline gelmiştir…” Allah Teâlâ teşbih ile dünya hayatının geçiciliğini, ibret nazarıyla bakan insanın bir bitkide dahi kendi hayatının başlama, gelişme ve tükenip son bulma safhalarını açık bir şekilde görebileceğini belirttikten sonra insana yaraşanın dünyanın geçici ziynetlerine aldanmama olduğuna işaret etmektedir.

Ömrümüzden bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Her yıl başlangıcı, yarınlara dair bir fırsattır önümüzde. Hatalarımızı gözden geçirip yeni kararlar almak içindir bu fırsat. Bu fırsatı değerlendirerek gelen yılın günlerinde ebedi mutluluğu kazandıracak işler yapabiliriz. Önümüze gelen her yeni günü lehimize bir şahit yaparak ahirete gönderebiliriz.

Öyleyse ömrümüzden bir yılı daha geride bırakacağımız şu günlerde sayılı nefeslerimizi nasıl tükettiğimizi sorgulamalıyız. Hayır-şer, sevap-günah ve yaratılış hikmeti açısından kendimizi bir değerlendirmeye tabi tutmalıyız. Bir gün o malum sonun bizi de yakalayacağı bilinci ile elimizdeki fırsatları zarara değil, kara dönüştürmeliyiz.

Geliniz önce kendimizden başlayarak hem dünyada hem de ahirette kazançlı olmak için hep birlikte çalışalım ve zamanı iyi değerlendirip hiçbir anımızı boş geçirmeyelim. Yüce Rabbimizin İnşirah Suresi’nde Peygamberimize ve O’nun şahsında biz mü’min kullarına “Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul.” (İnşirah, 7) buyurduğu gibi geçip giden zamanın kıymetini asla aklımızdan çıkarmayalım.

Geliniz! Çok değerli olan ömrümüzü hayırla, güzellikle, sevapla güzelleştirelim. Paha biçilemez ömür sermayemizin, kendimizin, değerlerimizin, inancımızın farkına varalım. Bu değerleri heba edecek hiçbir tutum ve etkinliğe zemin hazırlamayalım. Sermayemizi güzel ahlakımız ile salih amellerimiz ile ebedileştirelim. Hayatımızın kalan kısmının yaşadığımızdan daha hayırlı ve bereketli olması için gayret gösterelim ve hep birlikte Rabbimize el açalım:

Ya Rabbi! Günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı bereketli eyle!

Bahşettiğin iman nimetini son nefesimize kadar taşıyabilmeyi bizlere lütfeyle!

Kalan ömrümüzü geçen ömrümüzden daha hayırlı eyle!

Amin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2015

Sayı: 329

İlkadım Arşiv