Aralık 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Yarın Utanmamak İçin

Varlık âleminin elbette bir yaratanı vardır. O, yoktan var eden yaratıcı hiçbir şeye muhtaç olmaksızın -kudretiyle akıllarımızı dumura uğratan- bu kâinatı yaratmıştır. Yaratılanlar içerisinde insanı muhatap almış ve insana sorumluluklar yüklemiştir. Yüklenilen sorumluluklar bir takım anlaşmaları gündeme getirmiştir ki anlaşmanın kendisi de anlaşmanın maddeleri de ‘ahd’ kavramıyla ifade edilmiştir.

‘Ahd’ kavramı iki tarafın varlığını gerekli kılar. Taraflar Allah Teâlâ ile kullarıdır. Allah Teâlâ ile yapılan ahitleşme itikadın konusu olurken, kulların kendi aralarında yaptığı ahitleşme muamelatın konusu olmaktadır. Böylece İslam’ın temellerinde bulunan kulluğa tealluk eden kutsi yön ile ahlakilik yönü ahitte de yer almış olur.

Kur’an-ı Kerim’de türevleriyle birlikte 71 yerde geçen ‘ahd’ kavramı kullar açısından; itimat edilene sözü vermek ve gerekliliklerini yapmak, emirleri koruyup hayatta uygulama alanları oluşturmak, taahhüt ettiklerini imkân ölçüsünde yerine getirmek anlamlarında kullanılır. Allah Teâlâ açısından ise verilen sözlerin yerine getirilmesi dâhilinde Allah’ın yardım etmesi ve ahirette onları cennete koymasıdır.

Allah Teâlâ ile yaptığımız ahdin önemli bir kısmı da şeytana kulluk yapmama üzerinedir. İnsan olarak yanlış yaparız, hataya düşeriz, gafletimiz galebe çalar da tembellik gösteririz. Ancak hiçbir zaman için Allah’ın düşman olarak tanıttığı şeytanın peşine takılıp sözünden dönen fasıklardan olmayız. Bilmediğimiz, kavrayamadığımız olaylardan hareketle şeytanın peşine düşüp de Allah hakkında olur olmaz cümleler kurmayı kendimize ar biliriz.

Ahid, insan olmanın gereğidir. Yeryüzüne öylesine gelmediğimizi, kafamıza göre her şeyi tanzim edemeyeceğimizi, hayatı oyun ve eğlence olarak göremeyeceğimizi hatırlatır. İnsanın yaratıcısının bulunduğunu ve O’na kulluk sözü verdiğimizin belgesidir. İlk insandan son insana kadar herkes Allah Teâlâ’ya ilk olarak “O’nu Rab bileceğinin/tanıyacağının” sözünü vermiştir. Söz yerine getirildiğinde Allah insana hidayet yolunun sonu olan cenneti verecektir ki Allah sözünden asla caymaz.

Ahde sadık kalma ya da verilen sözü tutma; güven duygusu sarsılmış, bunalıma düşmüş toplumların kurtuluş reçetesidir. Vefasızlık hastalığına tutulanlar için nebevi eğitim mantığıyla işleyecek eğitim sistemlerine ihtiyacımız vardır. O takdirde insan olmak veya doğmak farklılığını görmüş olacağız. Söz söylemenin, söz dinlemenin, sözü tutmanın, sözü anlamanın ve sözden ibret almanın kıymetini bileceğiz.

Genel anlamda ahdi bozmak haram kabul edilmiştir. Allah’a kul olmak ve yeryüzünü ıslah etmek gibi ulvî gayesi olanlar verdikleri sözün ne anlama geldiğini bilirler ve gereğini yerine getirmek için gayret ederler. Gayretlerinin başı dua, devamı ise gücünü ve imkânlarını seferber etmektir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2015

Sayı: 329

İlkadım Arşiv