Ocak 2013 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Yanlışlarımızın Düzeltilmesinde İletişim

Rabbimiz olan Allah Teâlâ, insanları yaratırken kendi zatına kulluk ile sorumlu tutmuştur. Bu sorumluluğu da insanlara bizzat tasdik ettirmiştir. Kulluk, hayatın her bir aşamasında Allah Teâlâ’yı Rab olarak bilmek ve kurallarını benimsemektir. Yaratılan bütün varlıklara olduğu gibi insana da belirli bir süre için hayat hakkı tanıyan Rabbimiz, bu olayı Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade etmiştir:

“O, hanginizin daha güzel amel/davranış /iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.”

Bu ayet-i kerime’yi hayatının odak noktasına koyan her bir insanın en güzel davranışa ulaşabilmek için ciddi bir gayret/cehd göstermesi gerekecektir. Göstermesi gereken gayret/cehd içerisinde önemli bir bölüm olarak öğrenme çabası gelmektedir. Öğrenme konusunda bu gayret/cehd ile hayatında birçok değişimler meydana gelecektir. Değişimlerin tabii sonucu olarak hayat, din, dünya ve ahiret gibi kavramlara dair hassasiyetler kazanacak ve bu hassasiyetleri kendi hayatına yansıtacaktır. 

İfade etmeye çalıştığımız bu süreç bütün insanlar için az veya çok yaşanmış bir “vakıa”dır. İnsanın yaşamış olduğu bu “vakıa”dan daha önemli olan bir olay vardır ki bu okuduğu-öğrendiği-içselleştirdiği bilgileri kendisinden sonra gelecek nesillere aktarmasıdır. Bilgilerin veya düşüncelerin kıymeti -bir nebze de olsa- bir alt kuşağa doğru ve uygulanabilir olarak aktarılmasıdır.

İnsan, en güzel davranışı gösterebilmek için geldiği bu hayatta sürekli bir şeyler öğrenecektir. O halde öğrendiği bilgilerle daha sağlam, daha kaliteli ve daha ahlaklı bir yaşantının içerisine girecektir. Bunun sonucunda etrafında bulunan insanlarla birlikte yaşama anlayışı kazanmış olacaktır. Elinden geldiğince güzel davranışlar sergilemeye çalışacak ve yanlışlarından da uzaklaşmak için azami derecede mücadele edecektir. Hayat bu mecrada ilerlerken sorumluluğunun farkına varmış olan her bir insan etrafında gelişen olaylar karşısında elbette kaygılar duymaya başlayacaktır. Gelişen olayların doğal sonucu olarak insan, kendi birikimlerini etrafındaki insanlara anlatmaya-uygulatmaya başlayacaktır. İşte sürecin bu aşamasında sorumlu olduğunu kabul eden insanın çok hassas davranması gerekmektedir. Çünkü bir şeyler anlatmaya çalışırken gerek sözlü gerekse de davranış kabilinden oluşturacağı her bir iletişim ağı insanları etkileyerek yaklaştıracak veya uzaklaştıracaktır.

Kulluk sorumluluğuyla geldiği bu dünyada insanın göstermesi gereken gayretlerden biri de etrafındaki insanları Allah Teala’ya yaklaştırma çabasıdır. Çok farklı olumsuzlukların bulunduğu günümüz dünyasında insanları Allah Teala’ya yaklaştırma mücadelesi gerçekten meşakkatlidir. Özellikle doğruları anlatırken yapılacak yanlışlar insanları, doğruya/güzele davet edeceğine olumsuzluklara yönlendirecektir. Hayatı ve kulluğu nasıl güzelleştireceğimizi öğrenmemiz için Rabbimiz tarafından gönderilen Kur’an-ı Kerim’de iletişimin temel unsuru olan sözlerin nasıl kullanılması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu ifadeleri kısaca açıklayacak olursak:

Kavlen Ma’rufa: İnsanlar tarafından olumlu görülen, gönül incitmekten uzak, doğru ve iyiyi emreden sözlerdir. Kur’an’da himayeye muhtaç yetimlere, yoksullara ve kalbinde hastalık bulunan kimselere de böyle sözlerin söylenmesi emredilmiştir. (Ahzab 32)

Kavlen Kerima: İkram edici, saygılı ve iltifatkar sözlerdir. Ayet-i kerimede anne- baba için kullanılmakla birlikte büyüklerimize hitaplarımızda kullanılacak sözlerdir. (İsra 23)

Kavlen Meysura: Gönül alıcı, teselli edici ve işleri kolaylaştırıcı sözlerdir. “Zorlaştırmayınız!” emrine muhatap olan bizlerin belki de en fazla kullanması gereken sözlerdir. (İsra 28)

Kavlen Beliğa: Açık, net ve tesirli sözlerdir. Tebliğde, eğitim öğretimde veya bilgi paylaşımlarında kullanılması gereken sözlerdir. (Nisa 63)

Kavlen Leyyina: Konuşma üslubumuzu belirleyen sözlerdir. Mü’min’in izzetini artıracak bir tarzda tatlı dil ve güler yüzle yapılan konuşmalardır. Zalim ve mazlum için de kullanılabilir. Sert veya yanlış sözlerin ortaya çıkaracağı menfilikleri izale etmek için bu tür konuşmalara başvurulur. (Ta-Ha 44)

Kavlen Sedida: Tam, doğru, samimi ve “Hakk”ı ortaya çıkarıcı sözlerdir. Üzerinde sorumluluk bulunan insanların temel düsturu bu tür sözler olmalıdır. Devletin çeşitli kademelerinde görevli olan kimselerin bu tür sözlere çok fazla ihtiyaçları olmaktadır. (Nisa 9, Ahzab 70)

İnsanlarla iletişime geçtiğimizde kullanmamız gereken sözler, işte bu sözlerdir. Konuşmalarımızda böyle sözler sadır olmaya başladığında etrafımızda oluşacak olumlu değişimleri gözlemlemeye başlayacağız, inşallah. 

Bu aşamaya kadar İnsanın yaratılış gayesi, Kültürel aktarımda kuracağımız iletişimin önemi ve Kur’an’da sözlü iletişim konularında açıklama yapmaya çalıştık. İletişimin ne kadar hassas bir konu olduğu ortaya konmuşken kurduğumuz veya kuracağımız etkileşimlerde bir şekilde yanlış davranışlar ortaya çıkmaktadır. Yanlış iletişim denilince aklımıza ilk olarak gelenler gençler olmaktadır. Dönemin hassasiyetleri gereği anlatılanların yanlış anlaşılması veya büyükler tarafından yapılan yanlış anlatımlar, gençlerimizin hayatında çok farklı sorunlar oluşturmaktadır. İnsanın en önemli kararlarını aldığı ve hayatının kalan kısmını şekillendirdiği dönemdir, gençlik. Hepimizin en çok da anne- babanın dikkat etmesi gereken bir süreçtir. Gençlerin yaşadığı sorunları belirterek bu sorunlara ait çözümlerimizde yardımcı olacak iletişim araçlarını ifade etmeye çalışalım.

Gençlik döneminin en önemli sorunları; karşı cinsle ilişkiler, bireyselleşme, özenti, kimlik bunalımı, ahlaki değerlerin zayıflığı, fanatizm, güvensizlik, bencillik, işsizlik-gelecek kaygısı, zararlı alışkanlıklar, arkadaş ve getirdiği problemler gibi durumlardır. Bu durumlarla baş başa kalan bir genç çözüm için aile, arkadaş çevresi veya kitle iletişim araçlarına sığınarak sorunlarına çözüm aramaya başlamaktadır. Olumlu veya olumsuz etkileneceği bu sosyal gruplarla olan düzensiz iletişimleri gencin sorunlarını hafifletmek yerine artıracaktır. Böylece farklı alanlara ait çok başlı sorunlar tablosu karşısına çıkacaktır. Sosyal çevresi tarafından yanlış bilgilendirilen ve yönlendirilen gençler, sorunlarını çözmek için yukarıda ifade etmeye çalıştığımız olumsuz durumları artıracak ve toplum için sorun oluşturan bir tip olacaktır.

Hâlbuki gençlerimizin sorunlarını çözmek için öncelikle büyüdüğünün ve olayları kavrayabildiğinin üzerinde durmalıyız. Sadece sorunlar üzerinde değil ama hayatın değişik aşamalarına dair gençle birlikte mütalaalar yapmalıyız. Ayrıca Allah Teala’ya ve Ahirete iman anlayışını geliştirecek her bir ortam genci yanlış hareket ve saplantılardan kurtaracaktır. Bütün bunlara dualarımızı da ekleyerek Rabbimizden yardım istemeliyiz. Sonuç Allah Teala’dandır. Çünkü bizler, imtihan için gönderildik.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2013

Sayı: 294

İlkadım Arşiv