Temmuz 2014 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Tutan Oruç

Mübarek ve kutlu bir zamanı karşıladık. Ve içerisindeyiz. Yine bereket dolu, coşkulu zamanlar yaşıyoruz.  Bedenimiz de bayram ediyor, ruhumuz da. Hayatın bütün eziyet, sıkıntı ve zorluklarına rağmen gönüllerimiz daha sabırlı ve metanetli. Karşılaşılan olaylar çerçevesinde gözlerimiz, kulaklarımız ve diğer azalarımız harama düşmeme noktasında daha hassas. Zihinsel yorgunlarımız azalırken kalbimiz terakki basamaklarını adımlamaya başladı. Ellerimiz ile ayaklarımız, gözlerimiz ile kulaklarımız organik bütünlük sağladı. Diğerkâmlık ve İsar’ı hayata aktarma derdine düştük…  Ve’l hâsıl kuldan istenilen insanî değerlere doğru yol alıyoruz.

Tüm bu güzellikleri yaşamaya çalışırken birileri veya birilerinin avaneleri boş durmuyor. İnsanî değerleri temelinden sarsmak ve insanın kalbine şüphe tohumları atmak kabilinden alçakça çalışmalar yapıyor. Evlerimizin başköşelerine itinayla yerleştirdiğimiz teknolojik aletlerden de üst düzeyde yararlanıyorlar.

Her gün farklı bir ekranda ya da her gün farklı yüzlerle aynı ekranda fitne ve şüphe girdapları oluşturuluyor. Orucun ne olduğunu, insana hangi faydaları sağlayacağını anlatmak yerine;

·  Ramazan’ın ilk günlerini de geçmemize rağmen rü’yet-i hilal/hilal’in görülmesi üzerinde saatlerce süren programlar yapılıyor.

·  Ramazan ayının yaz dönemine gelmemesini gerektiğini, kış döneminde orucun daha kolay olacağını vurguluyor. Böylece zekâ seviyelerini göstermiş oluyorlar.

·  Tutulan oruç süresinin fazla olduğu üzerinde ısrarla tepinerek orucu ‘midenin ibadeti’ olarak algılıyor.

·  Kur’an-ı Kerimle hasbihal edilmesi gereken zaman dilimlerinde dört işlemi basit düzeyde kullanarak bazı sayılar elde ettiğini ifade ediyor. İbadet yerine sayılar üzerinde çalışılması gerektiğini söylüyor.

Bu ve benzeri çalışmalar ‘öylesine’ yapılmıyor. Özellikle üzerinde ihtilaf edilen ancak âlimler tarafından kabul görmeyen konular gün yüzüne çıkarılarak oruç-ramazan hassasiyetimiz yıpratılmaya çalışılıyor. Amaç; insanı ve yapılan ibadetleri madde boyutuna indirgeyerek kulluğun özünü kaybettirmek.

Hâlbuki oruç, “TUTMAK”tı… Allah’ın hükümleri karşısında kendimizi kul bilincinde tutmak. Ahlakı Allah’ın istediği seviyede tutmak. Dili yalandan, gözü haramlardan uzak tutmak. Allah’ın ‘anlayın ve yaşayın’ dediği nasihatleri tutmak. Hayatın bütün imtihan sahalarına karşı kendimizi sırat-ı müstakim’de tutmaya çalışmak. Mazlumun ‘ah’ını almasın diye zalimin elini tutmak. Gönülleri sükûna ersin diye ihtiyaç sahiplerinin elinden tutmak. Çirkef bir hayatın içine girmesin diye kardeşimizi tutmak. Allah’ın sevdiklerinden olabilmek için safları sık tutmak. Mustazaf kardeşlerimizin yüzü gülsün diye yeri geldiğinde kılıç, yeri geldiğinde kalem tutmak. Şehadeti gönülde zinde tutmak. Kaldırmak için Hakk’ı tutmak.

Nihayetinde biz oruçtan yola çıkarak “Tutan bir Medeniyetiz”. Hem de ömrümüz boyunca.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2014

Sayı: 312

İlkadım Arşiv