Ekim 2014 Mehmet ŞENTÜRK A- A+
A- A+

Teşrik Tekbiri ve Kurban

Teşrik tekbiri, Kurban Bayramı günlerinde farz namazlardan sonra getirilen tekbirlerdir. Kurban Bayramı’nın ilk gününe “yevm-i nahr”, diğer üç güne ise “eyyâmü’t teşrik/teşrik günleri” denir. Teşrik günlerinde oruç tutmak haramdır. Hz. Peygamber aleyhisselam bu günlerde ve bayram günlerinde oruç tutmayı men etmiştir (el-Mavsılî, el-İhtiyar li Ta‘lîli’l Muhtâr, Kahire 1951, I, 125).

Arefe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar, yirmi üç farz namazının arkasından birer defa “Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi’l hamd” diye tekbir getirilir ki buna “teşrik tekbiri” denir. Anlamı şöyledir: “Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah her şeyden yücedir. Hamd Allah’a mahsustur.”

Teşrik tekbirlerinin başlangıcı Hz. İbrahim’in aleyhisselam oğlu İsmail’i aleyhisselam kurban etme olayına kadar uzanır. İbrahim aleyhisselam gördüğü sahih rüya üzerine oğlunu Allah yolunda kurban etmeye karar verir. Kurban hazırlıkları sırasında Cebrail aleyhisselam gökten buna bedel olarak bir koç getirir. Dünya semasına ulaştığında yetişememe endişesi ile Cebrail aleyhisselam; “Allahu ekber Allahu ekber” diyerek tekbir getirir. İbrahim aleyhisselam bu sesi işitince başını gökyüzüne çevirir ve onun bir koçla geldiğini görünce; “Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber” diye cevap verir. Bu tekbir ve tevhid kelimelerini işiten ve kurban edilmeyi bekleyen İsmail aleyhisselam da; “Allahu ekber ve lillahi’l hamd” der.

Böylece kıyamet gününe kadar sürecek büyük bir sünnet başlatılmış olur (es-Saffât, 37/102-107; İsmail maddesi; el-Mavsılî, el-İhtiyar li Ta‘lîli’l Muhtâr, Kahire (t.y), I, 87, 88). Teşrik tekbirleri cemaatle de yalnız başına da eda edilir. Kaza da edilebilir. Erkekler tekbiri açıktan, kadınlar ise gizlice getirir. Vitir namazı ile bayram namazları sonunda tekbir getirilmez. Bir namazda sehiv secdesi, teşrik tekbiri ve telbiye bir araya gelse, önce sehiv secdesi yapılır, sonra tekbir alınır, daha sonra da telbiyede bulunulur.

Kurban Hakkında Bazı Hükümler

1- Kurban kesmesi kendine vacip olan bir kişinin satın aldığı kurbanda, satın aldıktan sonra kurban olmaya engel bir kusur meydana gelirse kişi zenginse yeniden kurban alması gerekir. Fakir için böyle bir mecburiyet yoktur, o kusurlu hayvanı kurban olarak keser.

2- Zengin bir kişinin aldığı kurban kaybolduktan sonra yerine bir başka kurban alıp kesse, kaybolan kurbanlık sonradan bulunsa onu da kesmesi gerekmez. Fakir aynı durumla karşılaşırsa ikinci kurbanı da kesmesi lazımdır. Çünkü o kendisine vacip olmayanı vacip kılmış ve o vacip kurban üzerinde belirlenmiştir.

3- Zengin bir kişinin aldığı kurban kesilmeden ölse, yerine yenisini alıp kesmesi gerekir. Fakir bir kimsenin aldığı kurban ölse, onun yerine başkasını alıp kesmesi gerekmez.

4- Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa yavrusu da kendisi ile beraber kesilir. Şayet yavru kesilmeden satılırsa parası sadaka olarak verilir.

5- Kurban için alınan bir hayvan kurban kesme günlerinde kesilmemiş olsa, hayvan kaybolmamış ve halen mevcutsa, o kurbanlık sadaka olarak verilir. Şayet helak olmuş ise kıymeti fakirlere sadaka olarak dağıtılır.

6- Zenginin aldığı kurban çalınsa veya kaybolsa, yeniden kurbanlık alsa fakat kurban kesme günlerinde kaybolan kurbanlık bulunsa, bunlardan kıymetçe daha iyi olanını kesmelidir. Kıymeti eksik olanı keserse aradaki farkı tasadduk etmesi gerekir. Fakir için de hüküm aynıdır.

7- Kaybolan veya çalınan kurbanlığın yerine alınan kurbanlık herhangi bir sebeple kurban kesme günlerinde kesilmemiş olsa, kurban kesme günleri geçtikten sonra ikinci kurbanlık da bulunsa, sahibi zengin ise bunlardan hiçbirini kesmez. Değerli olanının kıymetini kurban bayramı günleri geçtikten sonra tasadduk eder. Kurban sahibi fakir ise kurbanın aynını tasadduk eder.

8- Bir kimse sevabını ölüye bağışlamak üzere, ölen bir yakını için bayram günlerinde kurban kesebilir. Kurban, ölen kişinin ölmeden önce emretmesiyle kesilmiş ise bu kurbanın etinden kesen kişiler yiyemez. Tamamı tasadduk edilir. Ölünün emriyle değil de varisler kendiliğinden keserlerse etinden yiyebilirler.

9- Bir veya birkaç kişi kurban niyeti ile bir sığır veya deve satın alsalar. Ancak bu kurbanlığı alırken yalnız kendileri için kesmek niyeti olmasa, o kurbanlığa başkalarını da ortak edebilirler. Ancak kurbanlık alınırken yalnız kendileri için kesmeye niyet ederlerse sonradan ortak yaptıkları kişi veya kişilerden aldıkları miktarı tasadduk etmeleri gerekir.

10- Bir kişi bir hayvanı belirleyip şu hayvanı satın alacağım dese, sonra da hayvanın sahibi ile hayvan kesildikten sonra etini tartıp kaç kilo gelirse kilo başına anlaşacağımız fiyattan parasını vereceğim diye pazarlık yapsa ve bunun üzerine anlaşsalar, böyle bir kurban caiz olmaz. Her ne kadar kurbanlık hayvan belirlenmiş ise de:

a- Fiyatı belli değildir. b- Kurbanlık üzerinde mülkiyet kesinleşmemiştir. c- Sünnette yeri yoktur.

Ancak kurbanlık canlı olarak tartılıp, kilo üzerinde pazarlık yapılarak satın alınabilir. Bu caizdir.

11- Kurbanın hissedarları, kurban etini tahminî olarak taksim edemezler. Tartarak taksim etmeleri gerekir. Tahminen taksim etseler, sonra da aralarında helalleşseler yine caiz değildir.

12- Ortakların hepsinin Müslüman olması ve kurban niyeti ile kesmeleri gerekir. Ortaklardan biri gayrimüslim olsa veya et niyeti ile ortak olsa, hiçbirinin kurbanı olmaz.

13- Ortaklardan her biri veya bir kısmı çeşitli kurbanlara niyet edebilirler. Mesela; bir kaçı kurban bayramı günlerinde kesilmesi vacip olan kurbana, bir başkası adak kurbanına, başka biri hacc-ı temettu veya hacc-ı kıran için kesilmesi gereken kurbana niyet ederek kurbanlık bir sığır ve deveyi müştereken kesebilirler. Ancak daha iyi ve uygun olanı aynı çeşit kurbanı kesecek kişilerin ortaklaşa kurban kesmeleridir.

Allah rızası için, Allah Teâlâ’ya kurbiyyet için kesmiş olduğu kurbanının deri ve bağırsaklarını İslam’a karşı, kurban kesilmesine karşı ve İslam’ın yasakladığı, haram kıldığı yerlerde kullanacak kişi ve kurumlara asla kaptırmamalı, bu hususta gevşek davranmamalı, dayatmalara asla boyun eğmemelidir. Kurbanın bizzat deri ve bağırsağı tasadduk edilebileceği gibi, satarak parasını da tasadduk edebilir veya etinin bir kısmını tasadduk edebileceği gibi tamamını da tasadduk edebilir.

Müslümanlar gerek kurban konusunda ve gerekse yapacakları tasadduklarda, hayır işlerinde ve verecekleri zekâtlarda çok iyi bir taharri/araştırma yapmalı, tasadduk, zekât ve hayırları en iyi bir şekilde değerlendirecek ve Müslümanların en acil ve en mühim hizmetlerinde kullanacak vakıflara, hayır kurumlarına vermeli, onların hayırlı hizmetlerine yardımcı olmalıdır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2014

Sayı: 315

İlkadım Arşiv