Mart 2013 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Tartışmasınlar!

İnsanın fıtrî davranışlarından biri de tartışmasıdır. Bildiği ve bilmediği her konuda tartışır. Büyüğü ile tartışır, küçüğü ile tartışır, bildiğini tartışır, bilmediğini tartışır, bilenle tartışır bilmeyenle tartışır, amiriyle tartışır, memuruyla tartışır, hızını alamaz Rabbiyle tartışır, Rabbini tartışır, Rabbinden geleni tartışır, Rasulüyle tartışır, Rasullüğünü tartışır.

Rabbimiz:

“Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.” (Kehf, 54)

“Hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında tartışmaya girer.” (Hac, 3 )

“Allah’ın ayetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girmez.” (Mü’min, 4) buyurmaktadır.

İnsan niçin tartışır? Rabbimizin beyan buyurduğu üzere insan, tartışmaya mücadeleye çok düşkündür. Tartışmayı sever, tahakkümü sever. Bunu da genelde nefsini tatmin için yapar. İnsan tartıştığı kadar, ilahî ve nebevî hakikatlere kulak verip uygulasaydı, kazananlardan olurdu. İnsan ilahî ve nebevî hakikatleri öğrendi mi? Öğrendiklerinin ne kadarı ile amel etti ki tartışmaya başladı. Maksadı inandığı gibi yaşamak olan insanın tartışmaya ihtiyacı kalmaz, tartışmaya gerekte kalmaz. O bildiği ve inandığı hakikatleri söyler ve geçer.

Rabbimiz:

“Kim yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi göndermedik.” (Nisa, 80) buyurmaktadır.

Kimse kimsenin bekçisi değil. Ancak Müslüman, hakkı hakikati kimseden çekinmeden söyler. İslam, birliktelikleri, birlikte hareket etmenin usul ve prensiplerini gayet açık ve net olarak ortaya koymuştur. Bunun temeli de itaat ve istişaredir. Kur’an ve Sünnet gibi nimetlere sahip olan insan neyi tartışır? Niye tartışır? Bilgisizce ve gereksiz yapılan tartışmalar, her çeşit birlik ve beraberliği yıkar yok eder. Allah aşkına, Müslümanlar arasında yaşanan olaylara bir bakalım. Rabbimiz, Müslümanlara dostluğu ve kardeşliği emrederken onlar düşman oluyorlar, kâfirlere karşı birbirine yardım emredilirken, zalimlerle ve kâfirlerle birlik olup birbirleri ile savaşıyorlar. Müslümanlar ne zaman Kur’an ve sünnetle amel etmeyi bırakmışlarsa, ne zaman ki ihlâs ve samimiyetle Allah davasına koşuşturmayı bırakmışlarsa birbirinin başına bela olmuşlar güçleri gitmiş, zalimler elinde oyuncak olmuşlardır.

Rabbimiz ancak inkâr edenlerin “Allah’ın ayetleri hakkında tartışacağını” beyan buyururken, bu gün kimler Allah’ın ayetlerini tartışmaktadır? Bu gün Allah’ın ayetlerini tartışanlar, tartıştıklarının yarısı kadar, bu ayetlerin hayata geçirilmesi noktasında gayretleri var mı? Bu bilgisiz ve gereksiz tartışmaların akıbeti ihtilaflardır. Tarihte ve günümüzde ihtilaflar neyi halletmiştir? Hangi mesele ihtilaf yolu ile çözüme bağlanmıştır? İhtilaflar kimin işine yaramış bir bakalım. Bu ihtilafların ne kadarı dini gayrettendir? Müslümanların ittihadı için gönderilen ayetler, bu gün Müslümanlar için tartışma ve ihtilaf kaynağı haline getirilmek isteniyorsa, bu dinde ciddi bir sapmadır. Müslüman, kardeşine niçin muhalefet ediyor? Ola ki bir meselede ihtilaf etti, bu ihtilafı niçin bayraklaştırıyor? Niçin sürekli gündemde tutuyor? Hatta niçin bu ihtilaflar kurumsallaştırılıyor? Müslümanların binlerce ittifak ettiği konu varken, bunlar Müslümanları birbirine bağlamıyor da üç beş ihtilaflı konu Müslümanları birbirinden ayırıp darmadağınık ediyor, Müslümanları birbirinden koparıyor. Aynı Rabbe kul, aynı Rasule ümmet olma iddiasında samimi olanları, ne mezhep ne meşrep ne meslek ne makam mevki ne de çıkar ve menfaat tartışmaları birbirinden koparamaz. Bazı kimseler kendilerince bir yol seçmiş, bu yolun doğruluğunu ispat için Kur’an ve Sünnet’e müracaat etmekte, onu da işine geldiği şekilde yorumlamaktadır. Samimi müslüman, Allah ve Rasulünün yoluna tabi olur. Yeni yol arayışları şeytanın tuzaklarıdır. Rabbimiz kendi davasına hizmet iddiasında olanların, birbirleri ile tartışmalarına, ihtilafa düşmelerine, çekişmelerine, kavga etmelerine razı değildir.

Rabbimiz:

“Allah ve Rasulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin, Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider.”(Enfal, 46) buyurmaktadır.

Hakkıyla Allah ve Rasulüne itaat edenler birbiriyle çekişmezler, fikir ayrılıkları bile onları birbirine düşürmez. Onlar kime niçin itaat ettiklerinin farkındadırlar. İtaat etmeyenlerin dün de bugün de akıbetleri ortadadır. Gücünü ve devletlerini yitirmişlerdir. Bu durum hem Allah davasına, hem de Müslümanlara zarar vermiştir. İlahî beyan gereği tartışmalar ve bunun doğal neticesi olan ihtilaflar ila yevm-i kıyame devam edecektir. Samimi Müslümanlar bunların sebebi olmamaya gayret etmeliler. Çünkü bunun vebali çok büyüktür. İşte Ehl-i Sünnet ve Şia meselesi, ihtilaflar bin küsur yılı aşıp gelmiş hangi mesele hallolmuş?  Ehl-i Sünnet ve Şiadan öyle kişiler var ki dinle diyanetle uzakta yakından alakası yok. Bunları sırf ehlisünnet veya Şia diye kayırmanın, bunlardan birinde taraf olarak Müslümanların birbiri ile savaşmasının dinle alakası olamaz, bu hastalıklar dine mal edilemez.

Rabbimiz:

“Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edecektir.” (Hud, 119)

“O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.” (En’am, 164) buyurmaktadır.

Dinde ihtilaflardan kurtulabilmek Rabbimizin rahmetine mazhar olmuş samimi Müslümanlara nasip olmaktadır. Müslümanlar arasındaki ihtilaflara bakalım, bunların hangisi, dinin maksat ve ideallerine hizmet etmektedir? Bu ihtilaflardan hangisi İslam’ın ve Müslümanların yararına olmuştur? Mü’minler tartışmalardan ve ihtilaflardan uzak durmak zorundadır. Rabbini isim ve sıfatlarıyla tanıyan Müslüman, nefsinin oyununa gelerek, gereksiz ve yersiz tartışmalara girmez.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Bir kavim, içinde bulunduğu hidayetten sonra sapıttı ise bu, mutlaka cedel sebebi ile olmuştur.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şu ayeti okudu: “Onlar, ‘bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?’ dediler. Sana böyle söylemeleri, sırf tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz münakaşacı bir millettir.’’(Zuhruf, 58), (Tirmizi, İbnu Mace)

“Kim haksız olduğu bir münakaşayı terk ederse kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur. Haklı olduğu bir münakaşayı terk edene de cennetin ortasında bir ev kurulur.” (Nesei, Ebu Davud, Tirmizi, İbnu Mace) buyurmuştur.

Hizmet ehli kişiler, birlikte hizmet yürüttüğü kişilerle, hem de diğer tüm insanlarla tartışmamaya gayret etmelidirler. Rabbimiz;

“Din işinde seninle asla çekişmesinler. Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: ‘’Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.’’ (Hac, 67,68) buyurmaktadır. 

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2013

Sayı: 296

İlkadım Arşiv