Haziran 2012 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Süt Meselesi

Bunca yıl ıslıkla ipte oynayan,

Çatal kazıklardan çekti bu millet…

Tepede köpüren, dipte kaynayan,

Sütü bozuklardan çekti bu millet…

*

Süt, şimdiye kadar taklidi yapılamamış, yerini tutacak bir şey icat edilememiş olan ilâhi bir formül.

Süt hepimizin ilk gıdasıdır.

Bebeğin dünyaya gönderilmesi ile birlikte, ona ikram edilen eşsiz bir hediyedir süt..

Sâdece dudaklarını oynatabilen âciz yavrulara, Âlemlerin Rabbi tarafından, anne vasıtasıyla sunulan damla damla rahmet, damla damla merhamet, damla damla şefkattir süt

Sonsuz merhamet sahibi olan Allah, hepimizin ilk gıdası olan süte ayrı bir renk, ayrı bir tad, ayrı bir koku, ayrı bir sıcaklık vermiştir…

1 cm3süte (Sindirimi kolaylaştıran), emisyon halinde 1 milyon yağ damlacığını sığdıran kudret, içine şeker ve kazein katmayı da ihmal etmemiş..

Bu karışımı halk eden Allah, 1 cm3süte yaklaşık 1 mg da Kalsiyum katmış…

Bu miktar kalsiyum bile, yetişkin bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacının yarısını karşılamaktadır…

Süt’te kalsiyum yanında, bol miktarda da fosfor bulunmaktadır. Ancak demir ve bakır oranı oldukça azdır.

Peki; yeni doğan yavru demir ve bakıra ihtiyaç duyduğunda ve sütten başka da bir gıdası bulunmadığına göre ne yapacaktır?!

İşte, canlıları bir damla sudan yaratan ilahi kudret; bu eksikliği giderilmiş vaziyette, yâni canlının karaciğerinde demir ve bakır depolanmış vaziyette göndermektedir.

Allah’ım sen ne büyük güç ve kudret sahibisin.

Bugün ilmiyle, aklıyla, teknolojisiyle kibirlenip sana kafa tutan beyinsizler, yarattığın bir damla süt mucizesi karşısında âciz kalıp iflas topunu atarken, hâlâ senin ahkâmına karşı çıkarak cehalet bataklığında çırpınmaktadırlar.

Rabbimiz, Nahl Sûresinin 66. Ayetinde ;

“ Süt veren hayvanlarda da, elbette sizin için bir ibret vardır.”buyurmakta ve şöyle devam etmektedir..

“ Size onların karnındaki pislik ve kan arasından içenlerin boğazından kolaylıkla geçen sâde bir süt içiriyoruz.”

Beşeriyet, 1400 küsür sene önce bu ilâhi gerçeği görebilmek için, modern cihazların ve laboratuarların kurulmasını beklemek zorunda kalmış, bir damlasını bile yapmaktan âciz olduğu sütün harita yapısını, asırlar geçtiği halde çözümlemeyi başaramamıştır.

Ama, acaba Ayet-i Kerime’de belirtildiği gibi ibret alabildi mi?

Elbette hayır!

Mevcut hükümet, ilköğretim çağındaki yavrulara mahsus olmak üzere bir süt dağıtım projesi başlattı ve uygulamaya koydu..

Her gün yedi milyon iki yüz bin öğrenciye 200 ml’lik özel hazırlanmış paketler içerisinde, tam yağlı süt dağıtmaktadır. Doğrusunu söylemek gerekirse tebrik ve takdir edilecek bir faaliyet..

Ancak ne var ki; ilk uygulama safhasında üç-beş ilde meydana gelen birkaç okuldaki öğrenci şikayetleri, günlerdir memleketin gündemini oluşturdu adeta.. Dağıtılan sütlerden içip te ölen bir tane  öğrenci var mı?

Yok Allah’a şükür…

Peki, bir bardak sütte koparılan bu kızılca kıyamet nedir öyleyse?..

Bu kadar öğrenciye, her gün tonlarca süt gayet başarılı ve organize bir şekilde dağıtılırken,  teşekkürü bile esirgeyen bir muhalefet anlayışı ve kör hempalarının hezeyanlarıyla varmak istedikleri hedef nedir?

Birçok bâdireler atlatarak, ekonomik ve siyasi istikrarı yakalamış, darbe ve terör belasıyla mücadele eden, güçlü ve kalkınmış bir Türkiye olma yolunda önüne çıkan iç ve dış engelleri aşma azim ve kararlığı ile çalışan meşru bir hükümetin, her hayırlı icraatına karşı çıkmak, kafa bulandırmak, toplumu germek, bu zihniyete ne kazandıracak acaba?

İnsan anlamakta gerçekten zorluk çekiyor.

Muhalefet etmek demek; siyasi iktidarın her işine karşı çıkmak mıdır?,,

Muhalefet etmek demek; şahsi hırsınızın, kininizin veya parti çıkarlarınızın önünde engel gördüğünüz her şeyi yakıp yıkmak, devirip dökmek midir?

Muhalefet etmek demek; milletin vermediği idare yetkisini, onun mukaddesatına saldırarak, inancıyla alay ederek, darbe teşebbüslerine her türlü desteği vererek halkın iradesine ipotek koymak mıdır?

Bu çağda böyle bir anlayışa muhalefet denemez. Dense dense ancak muhalefet değil, mâlum âfet denir.

İşte burada da, iş gelip süt meselesine dayanıyor.

Herkes sütünün hükmünü işlemekte…

Helal süt emenler, emdiği sütün hakkını vermek için, yaratılanı yaratandan dolayı hoş görerek, gelecek neslin vebalini ve sorumluluğunu omuzlarında hissederek, daha aydınlık bir ülke, daha müreffeh ve huzurlu bir toplum için gayret sarf ederken; henüz doğmadık bebeklerin sütüne göz dikmiş sütü bozuk haramzâdeler vatanı bir otlakiye olarak kabul edip, istedikleri yerde yayılıp istedikleri yerde sulanıp, istedikleri gibi böğürmeyi kendilerine meşru bir hak olarak görmektedirler.

Helal anne sütü içenlere sözümüz yok.

Sözümüz; rakı içirilince kurdun evini soran inatçı kişilere.

Hani tavuğu buğday ambarına koymuşlar. Ambar tamamen buğdayla dolu olduğu halde, tavuk ikide bir deşinir dururmuş.

“ Niye bu kadar bolluğun içinde eşinip duruyorsun?” diye sormuşlar!..

“ Ne yapayım, bu benim huyumdur. Huyumdan vazgeçecek değilim ya” demiş.

Hiç huyundan vazgeçmiyor bu sütü bozuklar.

Bunların sade sütü değil; niyeti de bozuk, mayası da bozuk, kanı da bozuk!

Huyunuz kurusun emi!

La havle.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2012

Sayı: 287

İlkadım Arşiv