Aralık 2013 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Suçlusun Sayın Vali (!)

Şuan görevi başında bulunan Adana Valisi Sayın Hüseyin Avni COŞ’u Aksaray Valisi olduğu dönemden tanırım.

Babası, Muhterem Nurullah COŞ Bey’le de belirli bir hukukumuz var.

Bingöl, Kırklareli ve Aydın illerinde de valilik yaptı Sayın COŞ.

İnsani ilişkilere dikkat eden, konuştuğunuzda sesinizi kesmeden dinleyen mütevazı birisi olarak tanıdım kendilerini.

Elbette yıllarca idarecilik yapmış biri olarak, gerek bulunduğu konumun ciddiyet ve ağırlığını gerekse inancının gereği olarak olması gereken edeb, vakar ve tevâzuyu üzerinde taşıyan bir şahsiyet…

İdarecilik gerçekten zor bir iş…

Bir kamu görevi ifa ediyorsunuz.

Büyük bir ilin mülki âmirisiniz.

Sizin de hesap vermek zorunda olduğunuz önce vicdanınız, sonra üst makamlar var.

İdareniz altındaki insanların veya bölgenin huzuru, sükûnu, refahı için, belirli yetki ve sorumluluk çerçevesinde gece gündüz çalışacaksınız…

Belki ibadetlerinizi aksattığınız zaman dilimleri olacak…

Yüreğiniz sızlaya sızlaya, içiniz burkula burkula, inancınızın müsaade etmediği ortamlarda bulunmak mecburiyetinde kalacaksınız…

İnanan bir insan olarak; “İdareniz altındakilerden mesulsünüz.” kaidesince bu manevi yükün her geçen gün daha da ağırlaştığını hissederek, omuzlarınız dayanma gücünü kaybedecek ama siz direneceksiniz…

Duaya sarılacaksınız…

Âlemlerin Rabbi’ne sığınacaksınız…

O’na güveneceksiniz…

O’ndan yardım dileyeceksiniz…

Çünkü; siz alnı secdeye gelen bir Müslümansınız...

Çünkü; siz ilâhi bir hesap gününe inanıyorsunuz…

Çünkü; Müslüman’ın bir yüzü, iki dünyası vardır…

Onun için iki yüzü, tek dünyası olanlar hep saldıracaklardır…

İki yüzlü ve tek dünyalı bu zavallıların saldırıları, hakaretleri, tahammülsüzlükleri, saygısızlıkları sizin şahsınıza değil Sayın Valim…

İnancınızadır… Temsil etmiş olduğunuz düşünceyedir…

Allah’ın ipini bırakıp, Maocu Perinçek’in İP’ine, Dersimli Kemal’in küpüne sarılan bu ipsizlere ne söylersen söyle nafile…

Onların niyeti kap kalaylamak değil, kıç çalkalamaktır.

Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir…

Bunlar ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlaklarıdır…

Onlar Taksim’de üç-beş ağacı bahane edip, aylarca her tarafı yakacak, yıkacak, bir darbe ortamına zemin hazırlayacaklar…

Mukaddesatına saldıracaklar…

Mâbedini kirletecekler…

Ülkenin Başbakanı’nı “Diktatör”lükle suçlarken kendi karanlık ve kanlı mâzilerini hatırlamayacaklar…

Adana’da 29 Ekim’de ayrı, 10 Kasım’da ayrı oyunlar koyacaklar sahneye…

Ama hep aynı sahnenin oyuncular…

Bu gezi zekâlı provokatörler görevi başındaki şerefli emniyet mensuplarına hakaret edecek, saldıracaklar…

Vatan hainleri” diye bağıracaklar…

Kamu malına zarar verecekler…

Huzur ortamını bozacaklar…

O ilin valisinin makam aracını tekmeleyecekler…

 “Allah belânızı versin.” diye lânet okuyacaklar…

Ama siz bunların hiçbirini göremeyeceksiniz, duymayacaksınız…

Çünkü; onlar “demokratik haklarını” (!) kullanıyorlar…

Çünkü; onlar bu ülkede birinci sınıf vatandaşlardır…

Çünkü; onlar Ana Muhalefet Partisi CHP’nin kaset mamülü Genel Başkanı’nın gurur duyduğu ve tek tek alınlarından öptüğü, iplerinin bir ucu bir ipsizin elinde olsa da, bu ülkenin özgürlüğe (!) susamış yurtsever devrimci gençleridir…

Çünkü; onlar Mustafa Kemâl’in askerleriymiş… (Kendileri öyle diyorlar…)

Siz ise bir kamu görevlisi…

Bir ilin valisi…

Sizin demokratik bir hakkınız yoktur, (!) göreviniz vardır…

O da susmak (!)…

Öyle bir kelime kullanmak sizin ne haddinize Sayın Vali…

Bırakınız, kurnazlar kürsülerde ahmak tavlamaya, tahsisli köşelerde itler havlamaya devam etsin…

Sizin hangi şartlar altında o kelimeyi kullanmak zorunda kaldığınızın hiç önemi yok…

Suçlusun…

Sayın Vali suçlusun…


Gözünün üzerinde kaşın varsa suçlusun,

Gövdenin üzerinde başın varsa suçlusun.

Dilini koparsa da geçmez küfrün öfkesi,

Ağzında sökülmedik dişin varsa suçlusun.


Daha güzel yarınlar hayâl etmek yasaktır,

Hayıra yorulacak düşün varsa suçlusun.

Siyoniste, şeytana, yılanlara, itlere,

Atmak için elinde taşın varsa suçlusun…

Yeter artık…

Yetkililer; ya itleri bağlasın, ya taşları koyursun…


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2013

Sayı: 305

İlkadım Arşiv