Nisan 2017 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Sözün En Güzeli

Mü’min sözün en güzelini dinleyecek, sözün en güzeline tabi olacak, sözün en güzelini nakledecek. Sözlere sabredecek. Sözlere güzel sözle karşılık verecek. Elbette ki sözlerin en güzeli Allah’ın sözüdür. Öyleyse başka söze ne hacet?

“Allah, sözün en güzelini; ayetleri, birbirine benzeyen ve tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.” (Zümer, 23)

Güzel sözler asla tekrardan dolayı bıkkınlık ve usangınlık vermez. Her tekrarda huzur ve mutluluğu artırır. Güzel söz dilleri tatlandırır, gözleri aydınlatır, yüzleri nurlandırır, kulaklara öğüttür, derileri ve kalpleri yumuşatır. “Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” (Zümer, 18)

Sözünde samimi olanlar sözlerinden asla dönmezler. Allah’a verilen sözden hiç dönülür mü? İlahi eğitimden geçen mü’minin sözü de güzel olmalıdır. Sözünde durmamak nifakı da beraberinde getirir. “Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar bir nifak soktu.” (Tevbe, 77)

Şu ilahi öğütlere kulak veren mü’min ancak iyiliklere ulaşır; “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel söz söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.” (Bakara, 83)

Sözün en güzelini, Allah’ın sözünü; söylenenden başka şekle sokmak kimin haddinedir? Ama bu yaşlı dünyadan öyle zalimler gelip geçmiş ve geçmeye de devam etmektedir ki; Allah’ın sözünü bile evirip çevirip söylenenden başka şekle sokmuşlardır. “Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.” (Bakara, 59)

Hatta öyleleri bile olmuş ki; kitaptan olmayanı kitaptanmış gibi insanlara aktarmışlardır. “Onlardan bir grup var ki, kitaptan olmadığı halde kitaptan sanasınız diye kitaptanmış gibi dillerini eğer bükerler ve ‘Bu, Allah katındadır.’ derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.” (Âl-i İmran, 75)

Mü’min hiçbir konuda dilini asla yalana alıştırmamalıdır. Mü’min; helali, haramı, günahı ve sevabı ilahi ve nebevi kaynaklardan öğrenir. Asla ve asla kendi kafasına göre şu helaldir, şu haramdır diyemez. “Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, ‘Şu helaldir, şu haramdır.’ demeyin. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 116)

Sözün en kötüsü de yalandır. Yalancıların akıbeti ise, azaba müstahak olmaktır. “Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.” (Bakara, 10)

“Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız.” (Meryem, 79)

Kulluğun sınırlarını Rabbimiz belirler. “De ki: ‘Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” (Araf, 33)

Söz deyip geçmemek lazım; söz var imana dâhil eder, söz var imandan eder. Sözler sadece havada uçuşan sesler değildir. Sorumluluk gerektirir. Kaydedilir, hesap sorulur. “Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözü söylediler ve Müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resulü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne bir yardımcı vardır.” (Tevbe, 74)

Kem söz şeytandandır. Kötü sözler mü’minin ağzına yakışmaz. Mü’min tatlı dilli güler yüzlü olmalıdır. “Kullarıma söyle en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.” (İsra, 53)

Şeytanın kapsama alanına girenler. Din konusunda kesin bilmediği şeyleri konuşurlar, kötülük ve hayâsızlık konuşurlar. “O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara, 169)

Rabbimiz kötülere bile yumuşak söz söylememizi tavsiye etmektedir. “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar.” (Taha, 44)

Söz söylerken, gelen söze de sabretmek lazım. En güzel sözü söylediğiniz halde en kötü sözle de karşılaşabilirsiniz. “Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.” (Nisa, 63) “Onların söylediklerine sabret.” (Taha, 130)

Allah davasının sözcülüğüne soyunanlar ilahi ikazlara kulak vermek zorundadırlar. Yoksa nefislerinin sözcülüğüne soyunurlar da haberleri bile olmaz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2017

Sayı: 345

İlkadım Arşiv