SÖZ MEYDANI - Meydana Düşenler
Mayıs 2018 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

SÖZ MEYDANI - Meydana Düşenler

Bu sayfa “söyle ama uygula; eleştir ama yol göster; eksiği gör ama bütüne şamil kılma” anlayışındadır. Eleştirel kültür, eleştiri alışkanlığı…  İfrat veya tefrite düşmemiz... Tanzimat’la başlayan Müslümanların idarede etkili olamama ya da idareden kovulma anlayışının bir sonucu olarak eleştirel bir özellik kazanmamızın devamının sakıncalarını vurgulamak gerekiyor. En iyi sonuca bile eksik arayarak yaklaşım göstermemiz değişmez özelliğimiz oldu. İyiye sevinemiyor, güzelliklerin mutluluğunu doya doya yaşayamıyoruz. “Amalı, lakinli, fakatlı” cümlelerle kendi iç huzurumuzu kaçırıyoruz. Karamsarlık bazılarının hayat ilkesi olmuş. Ağız tadını bozmak mutlu ediyor onları.

İmam-Hatip okullarını ele alalım. İmam-Hatip karşıtlarını anlıyorum. 28 Şubat’ta bizler 8 yıllık kesintisiz eğitime niçin karşı çıktıysak, bunlar da kendi bakış açılarından İmam-Hatip okullarına karşılar. Olumsuz taraflarını görmeleri ya da aramaları normaldir. Sevmek kadar sevmemek özgürlüğüne herkes sahip. Ama İmam-Hatip sevdalılarına ne oluyor? Burada söyleyemeyeceğim olumsuz bakış, değerlendirme, niyet okumayla yargılama, umutsuzluk aşılama… gibi karamsarlıklarla hem kendilerinin hem de İmam-Hatip neslinin gönüllerini karartıyorlar.

Şimdi bir kız İmam-Hatip lisesinin okuldan çıkışını seyredin. Okulların formalarına göre has gül, lale bahçesi, papatya, gelincik tarlası gibi bir manzara. Bu manzarayı nerede görebilirsiniz Allah aşkına. Bu manzara sizi duygulandırmıyor, ağlatmıyor, size şükrettirmiyorsa kalbinizi yoklayın ve kaybettiklerinizi düşünün lütfen. 10 ila 18 yaş arsındaki bu çocuk ve gençlerin örtülerinin altında niye olumsuzluk arıyoruz acaba?

1970-1980’lerin İmam-Hatiplileri, nasıldınız? Şimdiki anlayış ve yaşantınızda mıydınız? Şimdiki imkânları o zaman olsaydı neler yapardınız acaba? Ama o olumsuz görüntülerden, hem kariyer hem iç dünya hem de yaşayış bakımından çok güzel insanlar yetişti. Şimdi ülkeyi yönetiyor, bulundukları her yerde hizmet ediyorlar. STK’larda mükemmel çalışmalar yapıyorlar. O yaşlarda biz neydik, nasıldık diye sorun ve kimsenin duyamayacağı bir şekilde cevap verin. Yoksa yeni İmam-Hatip neslinin diline düşersiniz.

İmam-Hatipli erkekler ve kızların şimdiki ahvali ile yukarıdaki dönemleri mukayese ederken dönemlerin imkânlarını, aile durumunu, dışa kapalılığı, öğretmen-öğrenci-veli ilişkisini, şiddeti-baskıyı, okulları terk edenlerin sayısını… düşünmek durumundayız. Benim dönemim 157 kişi ile başladı. 7 sene sonra 21 kişi mezun oldu. 136 kişi ne oldu, neredeler, olaylara nasıl bakıyorlar, hiç düşündük mü? Şimdi kaç kişi başlıyor, kaçı terk ediyor, mukayese yapılabilirse bazı sonuçlar elde edilebilir.

Şimdiki İmam-Hatiplerde okuldan kaçış düşük. Bu çocuklar ister meslekî ister akademik isterse bomboş özelliklerle mezun olsun, kalplerinde imanla, Allah, peygamber, din, millet sevgisi ve yaşayamasalar bile İslam’ın sevdalısı olarak yetişiyorlar. Hepsi de değerleri için canını fedaya hazırlar.

Vakıflar, dernekler, cemaatler, tarikatlar her türlü güzel oluşum, bu çocuk ve gençlerimizi tezyin, talim, dizayn etme ve yönlendirme açısından kendilerini aslî görevli hissetmelidir. Yapanlara müteşekkiriz. Tüm gençlerimiz için yapılan bu çalışmalarda İmam-Hatipliler lokomotif olmalıdır.

Bir Aldatma Daha

Deriz ki; hiçbir Müslüman olaylara, kişilere, eylemlere sadece eksik bulan bir eleştiri ile değil yol gösteren, düzelten bir eleştiri ile bakmalıdır. Ben eksikleri yanlışları söylerim, düzeltecek insanlar bunu yapsın anlayışını terk ederek elimizi taşın altına koymalıyız.

İyi çalışmaları, güzel uygulamaları örnek gösterip takdir etmeliyiz. Medyanın algı operasyonlarına alet olmamalıyız. Bakınız “deizm” üzerine bir algı, bir normalleştirmeye gidildi, gidiliyor. Birkaç tane adam “ben deistim” dedi ya, hemen başlandı yanlış kamuoyu yoklamalarıyla algı operasyonuna. Sonra bu konu her kesimin gündemine girdi. Hedefe ulaştılar.

Müslümanlardan bir kısmı da buna ayak uydurdu ve İmam-Hatipleri bile olaya bulaştırdı. Türkiye’de ateizm gibi deizm de problem değildir. Bunlar bir felsefedir ve bağlıları açısından fikrî bir değeri vardır. “Ben ateistim, deistim ” ifadesini mecbur kalmazlarsa kullanmazlar, ayağa düşürmezler bu yanlış felsefeyi. Bunları moda haline getiren ya da getirmek isteyenler İslam düşmanlarıdır, biline. Türkiye’de bu inanışta insan sayısı çok azdır ama bunu kullanan İslam düşmanları çok fazladır, malumumuz olsun.

Darbelerde Mahkûm Edilirmiş

12 Eylül yargılandı, 28 Şubat da yargılandı ve mahkûm edildi. Fiilî veya postmodern olsun darbe yargılandı ve darbeciler ceza aldı. Bunu basit göstermek ya da gözden düşürmek için bazı girişimlerde bulunanların niyeti inşallah iyidir. 28 Şubat mağdurları üzerinden bu devrim niteliğindeki kararı basitleştirmemeliyiz. O mağdurlar -ki sadece hapiste yatanlar değildir- bu devrim sonucunun kahramanlarıdır. Sabır ve direnişleri, dua ve yakarışları, âhları ve azimleri bu kararı çıkartmıştır. Allah onlardan, mahpus olan-olmayan tüm mağdurlardan razı olsun. Karşılığını burada ve öbür dünyada kat kat görürler inşallah.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2018

Sayı: 358

İlkadım Arşiv