SÖZ MEYDANI-Fabrika Ayarlarına Dönmek mi?
Nisan 2019 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

SÖZ MEYDANI-Fabrika Ayarlarına Dönmek mi?

Fabrika ayarlarına dönmek ifadesini duyuyoruz. Olumsuz değişime karşı kullanılan bir eleştiri ifadesi. “Ey Türk, titre ve kendine dön.” şeklinde bir milliyetçi söylem vardı. Mehmed Akif de “Nevruz’a” dörtlüğünde benzer bir ifade kullanır.

İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz?

Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işte gerek.

Lafı bol, karnı geniş soyları taklid etme;

Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek.

 

Derken asılla ilgili bir “vurgulama” yapmaktadır. Bunlar hep mevcut durumdan bir şikâyet ve çözüm teklifleridir. Fabrika ayarlarına dönmek arzusudur.

Yaratıcımız Kur’an’da önce “Biz insanı en güzel şekilde yarattık (Ahsen-i Takvîm).” diye ifade ediyor. Bu müthiş bir ifade. Bu sıfatın ardından yeryüzündeki tüm varlıklara göre “yaratılanların en şereflisi” ifadesiyle de evrenin en üstün varlığı olduğumuzu duymaktan daha güzel ne olabilir? İşte Halıkımız bizi böyle onurlandırıyor. Yeryüzünü ve orada yaşayan tüm varlıkları da insanın emrine, hizmetine verdiğini ekleyerek insanın değerini daha da yüceltiyor.

İnsan değişen bir varlıktır. Bunun için beşeri bir ölçü de yoktur. Bunun için ölçüsü olmayan insanların insani değerleri de yoktur. İnsanın değerleri yoksa yukarıda anılan ifadeleri hak etmemiş olur. Değişim olmalı ama ölçüleri, sınırları da olmalıdır. Aksi takdirde Yaratıcımızın uyarısı geliyor. Eğer verilen ölçülere yani İslam’a uygun bir yaşantı ölçü olmazsa o zaman insan “aşağıların en aşağısı sefillerin en sefili” (Esfele’s-Safilîn) olur. Demek ki insan değişmeli ama Yaratıcının ölçülerine göre değişmelidir.

Ölçüsüz değişenlerin ortaya koyduğu dünyayı görüyoruz. Zina, lutîlik, katliam, kavga, ırkçılık, anarşi, terör normal olaylar haline geldi. Şu anda bu dünyanın gidişatından memnun olan neredeyse yok. Ama yaşamaya mecburuz.

Müslüman da değişmelidir. Ancak Müslüman’ın değişimi yukarıda açıkladığımız gibi rast gele olamaz. Yoksa Müslümanlar da diğerleri gibi “başıboş yaratıldığını, bırakılacağını mı” zannediyor?

Doğumdan başlayan ve ölüme kadar bizi düzenleyen yasaları, kuralları koyan Rabbimiz İslam dairesinden çıkmamamız konusunda da uyarıyor.

Müslümanlar tüm dünyada “Allah’ın nizamını” tam uygulayan bir yönetimi oluşturamadılar. Başsızlık, otoritesizliği, otorite boşluğu, sorumsuzluğu ve anarşiyi, anarşi de kargaşayı getirir. Şu anda kendi devletini kuramayan ve başsız kalan ümmet ölçüyü de elden kaçırdı. Ne yapacağını bilemez bir halde yaşıyor. Değişiyor, kalbi, beyni, midesi genişliyor. Haramları işliyor, işlemese bile haramdan rahatsız olmuyor. Faiz, zina, açık saçıklık, hak yeme, sahtekârlık… gibi haramları işlemese bile ondan rahatsız olmuyor. Mesuliyetten kaçmak için de “zamanın gereği” diyebiliyor.

Bu yazdıklarım bireysellik kadar toplumsal bir kabul haline de gelebiliyor. Birey bozulması aileyi, aile bozulması toplumu, toplum bozulması da ümmeti etkiliyor. Sonra şikâyetler.

Şikâyetleri yapanlar da dinleyenler de “Fabrika ayarlarına dönmeliyiz.” diyor. Ama fabrika ayarı nedir? Dünya ya da Türkiye’deki Müslüman’ın dönmesi istenen fabrika ayarı nedir? 20, 50, 100, 200, 500 sene öncesi mi yoksa Rasulullah’ın dönemi mi?

Bunun cevabını vermesi gerekenler de birbiriyle havassa ait konuları avam huzurunda tartışan, isimlerinin başında çeşitli unvanlar bulunan, dini otoriteyi oluşturacak din bilginleridir. Türkiye için diyanet başta olmak üzere dini bilgi öğrenen-öğreten kesimlerdir. Önceden Diyanet akademik unvanı olmayanlardan oluştuğu için suçlanır ve görüşlerine önyargılı bakılırdı. Şimdi diyanet kadroları da hep akademisyen oldu.

O zaman değişim, Müslüman’ın değişimi, ölçüsüzce değişim ve İslamî temellerden kopmaların engellenmesi için gerekli hareketliliğin sağlanması gerekir.

Fabrika ayarlarına dönmemiz gerekiyorsa bunun açılımının yapılması bilgin ve önderlerin önemli bir görevidir. Biz de kişisel anlamda sosyal ve ticari hayatımızda, karşılıklı ilişkilerde, devletle işlerimizde, dini ilişkilerimizde… “hangi noktadayız” diye sorgulamalıyız. Cevaplara göre de gündelik hayatımızı düzenlemeliyiz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2019

Sayı: 369

İlkadım Arşiv