SÖZ MEYDANI-Değişime Karşı Direniş ve Azim
Mart 2019 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

SÖZ MEYDANI-Değişime Karşı Direniş ve Azim

Türkiye değişiyor(mu). Bizim nesil çok şeyler gördü, izledi, duydu ve yaşadı. Darbeler, muhtıralar, seçimler; irtica, çağdaşlık; atanmış, seçilmiş; sivil, asker… kavgaları, tartışmaları. Sağ sol, Alevi Sünni, dinci laik, kapalı açık, devrimci gerici… ayrımcılığı. Köylü şehirli, okumuş okumamış, zengin fakir… karşıtlığı. Hâsılı sürekli ikilik üreten bir mekanizma var ülkemizde, belki de birçok ülkede. Karşıtlık, ayrımcılık ve düşmanlığı körükleyen bir yapılanma.

İkilikten beslenen ve birileri kavga ederken, tartışırken, birbirine küserken aradan sıyrılan ve hep gemisini yürüten bir oluşum. “Kuşa bak” ile halkın önündeki gerçekleri göstermeyen, gizleyen “tavşana kaç tazıya tut” diyen bir anlayış. Bunlar karşımıza bazen devletçi, bazen halkçı, bazen dinci, bazen laik, bazen modernist olarak çıkarlar. Bukalemuna renk değiştirmede ders verecek kadar zemine ve zamana uyum sağlarlar.

İşte biz bunların hepsini gördük, duyduk, izledik ve yaşadık. Bunlar değişmeyenler. Ya değişenler.

Evet, Türkiye’de değişmeyen yukarıdaki anlayışlara göre değişen çok şey de var. İlk önce ekonomik olarak çok değiştik. Kişi başına düşen milli geliri filan bir tarafa koyalım. Evlere evlerin içindeki yaşantıya, alım satıma (gıda, giyim, mefruşat, mobilya, mutfak eşyaları, giyim…) bakalım. Değiştik.

Sahip olduğumuz arabalara, arabaların modellerine, fiyatlarına bakalım. Değiştik.

Açılan AVM’lere, gıdadan giyime, beyaz eşyadan zücaciyeye, spor salonlarından güzellik salonlarına, lokantalardan cafelere… kadar sadece tüketim ifade eden, Türkçe isimli olmayan çoğu uluslar arası şirketlere ait işyerlerine bakalım. Değiştik mi?

Çöplere bakalım. Çöplerdeki atılanlara bakalım. Değiştik.

Bunun yanında ahlaki, dini, sosyal ve toplumsal (ictimai) açıdan da değiştik mi ona bakalım.

Evlerdeki oturma düzenimiz değişti. Televizyon ağa (baba), ev halkı uşak oldu. Hürmetsiz, kuralsız bir ev ortamı oluşturduk. Değiştik mi? Evlerde muhabbet, istişare, paylaşma, sabır bitti. Değiştik.

Dini ağırlıklı aile yapılanması (namaz, oruç, örtünme, besmele, elhamdülillah, selamlaşma, dualar, dini anlatımlar…) azaldı ve bitiyor. Değiştik mi?

Hep beraber sofraya oturma, paylaşma, şükretme, sofra muhabbeti azaldı ve bitiyor. Değiştik.

Komşuluk, akraba, ahbap ilişkileri zemheri soğuğuna taş çıkartıyor. Değiştik.

Sosyal ilişkilerde de ilginçlikler var. Yalanı rahat söyleyen, birbirini kandıran, hak gaspını övünerek anlatan, alış verişte sahtekâr olan, dini camiye, namaz oruç gibi ibadetlere hasredip onun dışında din bana karışamaz anlayışıyla yaşayan, “bana göre” diyerek kendine uygun din kuralları oluşturan (ilahiyatçı ve takipçileri) Müslümanlar türedi. Değiştik.

Bu paragrafları uzatmak mümkün. Ama bunların akabinde sorduğum soruya “DEĞİŞTİK” cevabını verdiniz mi?

Şimdi problem bunlar. Bu yanlış değişimleri nasıl engelleriz ona bakalım. Ekonomik alanda zenginleştik. Bunu inkar mümkün değil. Ama bu zenginliği hazmedemedik. Şimdi tasarruf zamanı. İhtiyacımız kadar alalım, yiyelim, giyinelim, harcayalım. Gardıroba bakalım, ne kadarı ihtiyaç varsa ona göre değerlendirip gerekirse dağıtalım. Buzdolabına, mutfaktaki malzeme dolaplarına bakalım ve değerlendirelim.

Ev eşyalarımı ve mobilyayı ne zaman değiştirdik, niçin değiştirdik? Tekrar değiştirelim deniliyorsa niçin? Düşünelim.

Temel ihtiyaçların dışına çıkmama kararı alalım. Ev araba alırken ölçümüz ihtiyaç olsun. Şükrünü eda edebilir miyim diye soralım. Zekâtı fazla mallarımızla beraber hesaplayalım.

Evlerde muhabbet, istişare, paylaşma düzenini hane reisinden başlayarak kuralım. Yalanı terk ederek önce kendimize sonra ev içinde birbirimize karşı dürüst olalım.

Aile fertleri arasında sıcak ilişki ve saygının oluşması için ev içi hiyerarşik düzeni yürürlüğe koyalım.

Artık içimiz dışımız bir olsun. Hucurat ve İsra surelerinin meallerini amel etmek için sık sık okuyalım.

Söz çok, iş yok; öğüt çok, uygulama yok. Yahu diyorum ki insan olalım, Müslüman olalım. Kalın sağlıcakla.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2019

Sayı: 368

İlkadım Arşiv