SÖZ MEYDANI / Bir Seminer Bir Tespit
Şubat 2018 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

SÖZ MEYDANI / Bir Seminer Bir Tespit

15.01.2018 tarihinde bir seminere gittim. Seminerin konusu “madde bağımlılığı” idi. Bayan seminerci konuyu kısaca anlatmak için (çünkü çoğu zaman olduğu gibi dinleyiciler ilgisizdi) elinden geleni yaptı. Katılımcılar ağırlıkla öğretmendi. Katılımcılar da telefon bağımlısı olduğundan telefonla oynadılar. Seminerci de bundan müşteki oldu.

Aslına bakıldığında bu tür çalışmalar resmi bir ağızla yapıldığı için ilgisizlik devam ediyor. “Çocuklarınız için bir saatinizi ayırın” ifadesiyle sunulan seminer, bağımlıların hızla çoğalmasıyla önem ifade ediyordu. Özellikle narkotik bürodan polisimizin verdiği bilgi ve net uyarılar dinleyicileri seminere çekti. “Çocuğunuz” ve “çevrenizle” başlayan açıklamalar calibi dikkatti. Uyuşturucu üretimin kimyasallarla bir sektör olduğu ve 300.000 liralık bir ciroya sahip olduğu açıklaması herkesi şaşırttı.

Kolay ve çok para kazanılması bağımlı olma sebepleri ile örtüşüyordu. İnsanlar, daha doğrusu gençler niçin bağımlı oluyorlar? Bağımlılık sebepleri açıklanırken İslam’dan uzaklaşma sebebine hiç değinilmedi. Hatta seminerci “madde bağımlılığı bir ahlaki bir mesele değil hastalıktır” dedi. Hâlbuki hastalık bir sonuçtu. Sebep maneviyatsızlıktı.

Seminerin sonunda “sorusu olan veya katkıda bulunacak var mı?” denilince söz aldım. Seminerde eksik olan bir taraf var, dedim. Nedir, deyince önleyici faktörler arasında “Dinimiz İslam yoktu. Hâlbuki gerek Batı’da gerekse Doğu’da dindarlar arasında uyuşturucu bağımlılığı yok veya çok az. Çünkü olaya haram noktasından bakılıyor. İmam Hatip liselerinde uyuşturucu, alkol gibi bağımlılıklar çok şükür sıfır. Bunun sebebi maddeye haram denilmesi olmalı” dedim. Seminerci hanım doğruladı ve bazı yerlere müftülükten görevliyle gidildiğini söyledi.

İstatistiklere baktığımız zaman da bunu görürüz. Dinî eğitim de veren İmam Hatip okulları, dini hassasiyeti olan mahal ve kurumlarda kumar, içki, hırsızlık, uyuşturucu gibi olumsuzlukların olmadığı görülür. Sebebi “haram ve helal”in yaşantımızdaki yerinin anlatılması ve vurgulanmasıdır. Dünya ve Türkiye’deki ahlaki ve ailevi problemlerin çözümünde İslam’ın emri veya yasağı net verilmelidir. Bundan çekinmemek gerekir. “Alkol, uyuşturucu, iftira, yalan, fuhuş, zina, faiz, sahtekârlık, adam kayırma… haramdır ve cezası da şudur” dedikten sonra da niçin’i net açıklanmalıdır. “Ama”sız cümlelerle açık açık ifade edilmeli, hakkımız olmayan yumuşatmalara başvurulmamalıdır. Dinde olanı söylemek olmayanı da söylememek durumundayız. Bu konuda esneklik yok.

Kız, erkek ya da kadın erkek ilişkilerinde ayeti “Zinaya yaklaşmayın” olarak net ve kesin ifade etmeliyiz. Yaklaşma yolları (baş başa kalma, konuşmalardaki işve, yapmacık hareketler, sosyal paylaşımlarla kurulan bağlantılar, iş yeri arkadaşlıklarında aşırılık, akraba-komşu ilişkilerinde gereksiz baş başa kalmalar vb.) net açıklanmalıdır.Allah ve Resulü’nün müsaade etmediğine kimsenin müsaade yetkisi yoktur.

TRT aile dizilerinde geleneksel aile (babaanne, dede, çocuk ve torunlar) canlandırılıp teşvik ediliyor. Bu güzel ama bütün dizilerde olduğu gibi bu dizilerde de İslam ve İslam’ın emirleri, yasakları yok. Namaz ve örtünme yok. Yalanın, gıybetin (dedikodu), iftiranın, içkinin, kumarın… haramlığı ile ilgili hiçbir konuşma ve uygulama yok. Nikâhsız ilişkiler meşru gösteriliyor. Bu dizilerin kahramanları nerede yaşıyor, inançları ne? Nasıl bir Allah’a ve peygambere inanıyorlar?

Onca serbestliğe rağmen Türkiye’de bilinçli bir İslam korkusu var. Bir yanlışı önlemenin yolunun İslam olduğu açıkken niçin söylenmiyor? Herkes ve her kesim uyuşturucu, alkol, kumar, fuhuş, iftira… gibi toplumu bozan, aileyi yok eden haramlardan şikâyetçiyken bunun çaresinin de İslam olduğu bilindiği halde kimse bunu açık olarak söylemiyor. Diyanet’in söylemesi yeterli olmaz. Toplumun her kesiminde kötülüklerin engellenmesinde haram ve helallerin, dini emir ve yasakların net ifadesi yapılırsa bu kötülüklerle mücadelede epey mesafe kat edilir. Bizden söylemesi.

Selam ve dua ile…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2018

Sayı: 355

İlkadım Arşiv