Ocak 2022 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

SÖZ MEYDANI - Bir Neslin Üç Atlısı

İki ay içinde benim ve bizim için büyük önem ifade eden zevatı kaybetmenin teessürünü yaşıyorum. Bir döneme değişik özellikleri ile mühür vuran bu kişilerin yeri dolar mı bilmem. Ama özel vasıf ve yetenekleriyle yaşayan bazı insanların yerinin tam dolduğu, eksikliklerinin hissedilmediğini söylemek mümkün değil. “O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler…” diyor ya Yaşar Kemal. Hakikaten son aylarda 80 öncesi neslin yetişmesinde, bilinçlenmesinde çok emeği olan ve bizleri fikirleri, eylemleri, fedakarlıkları, çileleri, yorulmayan enerjileri ile yetiştiren, doyuran, yönlendiren, hareket adamı yapan değerli kişileri kaybettik. Sezai Karakoç, Mustafa Yazgan, Yılmaz Yalçıner… Bu üç kişi, Müslüman bir neslin farklı kategorilerde yetişmesine sebep oldular. Bu farklılıklardan bahsetmeden önce bu değerli zevatı tanıyalım.

Sezai Karakoç’u ilk defa 1973 senelerinde “Sütun 1-2” isimli eserleriyle tanıdım. Değişik gazete ve dergilerdeki köşe yazılarını içeren bu eseri Nevşehir İmam Hatip Okulunda hocam olan rahmetli İlhami Nalçacıoğlu vasıtasıyla bildim. O dönemde belki de Nevşehir’de ilk olan bir okul dergisi çıkartmıştık. Ta o zamandan bu işe meraklı birisi olarak işin içinde, biraz da başındaydık. Muammer Turan’la beraber hem yazıyor hem tashih ediyorduk. Mezun oluncaya kadar düzenli olarak çıkardık. Rahmetli İlhami Nalçacıoğlu hocam dergi çalışmalarımdan olsa gerek bana Sütun 1 ve 2’yi “bunları oku” diyerek hediye etti. Okudum dedim bir müddet sonra. O da o zaman Nevşehir MTTB şube başkanı olan ve bizlere göre daha aktif ve şuurlu olan Muammer Turan’a “Tamam, İbrahim bu kitapları okursa bizden kopmaz” demiş. Daha sonraki hayatımız bu tespiti doğruladı.

Sonra Edebiyat Fakültesi vesilesiyle Sezai Karakoç’un tüm eserlerini okuma veya tanıma imkanını elde ettik. Okudukça ve tanıdıkça bizim İslami bilincimize çok olumlu katkıları oldu. Bir neslin dirilişine ve Diriliş neslinin oluşmasına sebep oldu. İnce (az sayfalı olduğu için) kitaplarını çok zor okurdum. Anlamaya çalışırdım. Çünkü o yıllar (1975 ve sonrası) Sezai Karakoç derinliği değil derinliği olan slogan dönemiydi. İşte o dönemin Müslüman Gençlerinin sloganları: “Müslüman Türkiye, Şeriat Gelecek Vahşet Bitecek, Kurtuluş İslam’da, İslam Gelecek Zulüm Bitecek, Zincirler Kırılacak Ayasofya Açılacak, Tek halife, tek devlet, tek millet, Şeriat İslam’dır, Anayasa Kur'an'dır, Şeriat Hakkımız Söke Söke Alırız, Komutan Erbakan Akıncı Asker, Yaşasın İslam Devleti Hakkımız, Ya Şeriat Ya Ölüm, Cihadımız Devletimizi Kuruncaya Dek

Bu sloganlarla bilinçlenen bir gençliğin Sezai Karakoç’u okuması ve anlaması zor beklenen bir durumdu. Ama kitaplarını alıyor, diziyorduk. Okuyanlar derinleşiyor ve Diriliş Neslinin bir bireyi oluyordu. Az sayfalı eserlerle çok ve derin anlamlar içeren eserlerin sahibi Sezai Karakoç’u 80 öncesi nesil böyle tanıdı. 80’den sonra onu okumaya tekrar yönelince o daha iyi anlaşıldı. 1975 baskılı “İslam” isimli eserini vefatı sonrası elime alınca altlarını çizerek okuduğum bölümleri tekrar okurken çok mutlu oldum ve mütefekkir şairimizi bir daha rahmetle andım. O birçok sadaka-yı cariye bırakarak 88 yaşında (22 Ocak 1933- 16 Kasım 2021) sevgilisine kavuştu. Yeni nesle düşünce eserlerini okumasını hararetle tavsiye ediyoruz.

Mustafa Yazgan abimiz de 81 yaşında (16 Kasım 1940 - 5 Aralık 2021) Rabbimize ve sevdiklerine kavuştu. Bizim neslin itidalli öncülerinden diyebilirim. Hem coşkulu hem de dolu dolu konuşmalarıyla 80 öncesi nesle hem cihat hem siyaset hem de sanat zevki aşılamaya çalışırdı. Konferansları coşku ve heyecan doluydu. Eserleri ve çıkardığı dergiler ise bilgi ve bilinç aşılardı. Özellikle İslami camiada çocuklara, küçüklere ilk yönelenlerden olması da dikkat çekicidir.

Tomurcuk dergisi bunun en somut göstergesidir. O dönemin (1978-1980) şartlarında 12.000 adet basılan Tomurcuk, net 10.000 adet satmaktaydı. "Çocuklarımız İçin Din ve Ahlâk Dersleri, Bilmece, Bulmaca, Oyun, Dinî ve Ahlâkî Çocuk Hikâyeleri, Öğretmenim'den Mektuplar…, Posta Güvercini, Dinî ve Ahlâkî Çocuk Hikâyeleri, Yurt Dışındaki Müslüman Çocuklar" başlıkları dergide sabit olarak yer verilen bölümleri oluşturmaktadır. Gazetede şiir, karikatür, hikâye, bulmaca ve kıssa türleri ağırlıktadır. (Kaynak İDP)

“Monark” ve “Sessiz Çığlık” da onun ölümsüz eserlerindendir. Sadaka-yı cariye eserleri ile hep yaşayacaktır. Rahmetle anıyorum.

Yılmaz Yalçıner de bu aydaki kaybımız oldu. 80 öncesi neslin hareket adamıydı. O inandığı davanın eriydi. Müslüman gençliğe coşkusu, heyecanıyla çok şey verdi. Sezai Karakoç derini, ağırbaşlılığı, tefekkürü, sükûneti temsil ediyorsa Yılmaz abimiz de sloganı, eylemi, yaramaz Müslüman genci, yerinde duramamazlılığı, hareketi, en ileri coşkuyu… temsil eder. 80 öncesi nesil onu çok sevmiş ve benimsemiştik. “Sebil”de tanıdığımız Yalçıner “Şura” ve “Tevhit” dergileriyle Yılmaz abimiz oldu. Özellikle Şura’nın manşetleri bizi coşturur ve cihat ruhunun eylemcisi yapardı. (Gençler internetten kapak manşetlerini görsünler isterim.) Konferanslarında o bizi konuşmasıyla biz de onu yukarıdaki sloganlarla coştururduk. “Yokuşlarda Susayan” ama yokuşları tırmanmaktan vazgeçmeyen bir neslin önderi olan Yılmaz Yalçıner abimizi de sadaka-yı cariyeleri ile unutmayacağız. (1946-7 Aralık 2021)

Bu üç büyük atlı uç beyi, yazının ve derginin dar ve sınırlı kalıplarıyla anlatılamaz. Ben de zaten anlatamam, anlatamadım. Sadece hatırlatmak istedim.

Kalın sağlıcakla.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr