Ağustos 2022 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

SÖZ MEYDANI- Ben Ben Ben

Toplumumuzun dikkat çekici özelliklerinden birisi de “suçlayarak yaşamak”tır. Kendimizi aklama yollarından biri olarak görülen bu yöntem, bilinçli olarak yapılmasa da bir davranış biçimi olarak kabul görüyor. Rahatlamanın bir çeşidi, vicdanı rahatlamanın en temel yolu denilebilir.

Oturduğumuz her mecliste şikâyetçiyiz. Yaşadığımız günlük hayatın özetlendiği geyik oturumlarının ilk maddesi yaşanılan olumsuzlukları sıralamaktır.

Aldı sazı eline hastaneye giden emekli Ali. Yav arkadaş, üç gündür sağ dizimde bir uyuşma ve terlemem var. Hastaneye randevu aldım, gittim. Yukardaki isim yazan nesneye bakıp duruyorum. İçeri giren çıkmayı bilmiyor, sanki hep aynı isimde duruyor. Bu arada gelen dalıyor içeriye, niye bilmem. Ben sıramı bekliyorum. Haydi doktor gitti. Fazla sürmedi gidip gelmesi. Oradan birisi, adamın tuvalet ihtiyacı vardır, ona gitmiştir belki de dedi. Anlatan yok canım, nereden biliyorsun? Oda sen nerden biliyorsun deyince hafif bir soğukluk oldu. Neyse bekleyenlerin homurtusu fazla sürmeden geldi. Birkaç hastaya daha baktı yine gitti.

Hami, yav insan ağız tadıyla bir muayene olamıyor. Ben gittiğimde de ikide bir doktor gidiyor. Torpilliler var hemen içeri giriyorlar dedi. Ali devam ediyor. Aslı varsa acilden çağırmışlar. Niye acile çağırıyorlar ki. Orada doktor yok mu?Adam buradaki hastalara bakamıyor. Epey bekledik. Ben dahil herkes homurdanıyor. Neyse geldi, girdik içeri. “Neyin var?” sorusuna sağ dizimdeki uyuşmadan ve terimden bahsettim. Bir iki daha soru sordu. Sonra üstündeki ilacı belirten küçük kağıdı verdi elime. Geçmezse tekrar gel dedi. O kadar sırayı üç cümle ve bir küçük kağıt parçası için beklemişim. Olur mu yahu? Yatır, bir bak dinle. Başka birisi, içeri giren çıkmıyor diyorsun ama sen de ben içeriden hiç çıkmayayım diyorsun, oldu mu şimdi dedi. Yav Hasan sen kimden yanasın? Yine bir soğukluk. Ali kendisine hak verilmesini istiyor. Ama bazıları boğazına duruyor. Meclise yeni gelen biri selam veriyor. “Aleykum selam ve merhaba faslından sonra konu değişiyor. Yeni gelen imamla karşılaştığını söylüyor.

Yine bir meclis kurulmuş cami sonrası, Ali yine hastaneden bahsediyor. Torununun düştüğünü ve kırık çıkık var mı diye kızıyla beraber acile gittiklerini anlatıyor. Doktorların baktığını ve filme havale ettiklerini söylüyor. Film sonrası dizindeki durumu tam kavrayamadıklarını ve uzman doktorun bakması gerektiğini söyleyip uzmanı çağırıyorlar. Bekledik, bekledik. Şuradan şuraya gelemedi doktor. Sonra geldi. Baktım ki beni muayene eden doktor. Yav arkadaş muayene odası ile acil arası iki adım ama gecikiyor. Baktı bizim torunun dizine ve filmine, birbirleriyle konuştular, gitti. Neyse ki torunun dizinde bir şey yokmuş. İlacını verip evde dinlendirin, birkaç gün sokağa çıkmasın dediler. Hasan daha önce aynı durumu sen yaşadın ve kızmıştın deyince, yok canım o başka diyerek konuyu değiştirdi.

Şikayetçi Ali. Hiç memnun olmuyor. Hayatı sadece kendinden ibaret sayıyor. Biraz hastalık hastası gibi. Hami’nin torpillilerden şikayet ederek Ali'ye destek olması onu mutlu ediyor tabi. Ama başka bir zaman oğlunun arkadaşı olan doktorun onu randevusuz, sıra beklemeden kabul etmesini övüne övüne anlatmaktan çekinmiyor.

Ben merkezlilik ya da bencillik insanlarımızın çoğunun ortak vasfı oldu. Benim olduğum yerde başkası yok hükmündedir. Başkasına yasak olan benim için caizdir. Ben sırada öne geçmek için her sahtekarlığı yaparım ama başkası bana yapamaz. Evde başlayan bencillik, toplumda da devam ediyor. Okumuş ataların hodkamlık dediği, kendinden başkasına değer vermemek, bir davranış biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Bu satırları yazan bu toplumda yaşıyor ve gözlemliyor ki bir yerde bir tanıdıkla iş görmek isteyenler başkalarının tanıdıklarına şiddetle karşı çıkmanın ikilemini yaşıyor. Bu da toplumda iki yüzlülüğü, yalanı, yanlışı, sahtekarlığı bir davranış haline getiriyor ve güvensizlik oluşturuyor. Kendimiz açısından bakınca haksızlık, başkasının hakkını yemek, onların hakkının önüne geçmek normal karşılanırken başkasının aynı davranışından müşteki olmak…

Yukarıda Ali, kınadıkları ya da şikayetçi olduklarını kendi yaşarken rahatsız olmuyor. Toplumda sıkça karşılaştığımız bu durumu evde, okulda ve dışarıda çözmeliyiz. Çözmek için de temel şart şudur: Biz hakka riayet etmeliyiz.

Kalın sağlıcakla.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr