Aralık 2020 Ömer Faruk ÖZCAN A- A+
A- A+

SOSYOLOJİK SİYER- Rasulullah’ı Hatırlayalım

Yaşadığımız dönem, herkesin battal boy diyebileceğimiz kadar bilgiye ve tekniğe sahip olduğu, birçok alanda kendisini otorite gibi tanıttığı, her konuda istisnasız konuşacak çok sözünün olduğu bir zaman dilimi.

Gerçek manada ilim sahiplerinin kapılarının çalınmadığı, biyolojik karizmaların, ilim ve maneviyatı geride bıraktığı, makam ve banka hesaplarının protokolü oluşturduğu, sözüm ona sorunlara çözüm üretmesi için kürsü verilenlerin sorunlu bir kafaya sahip olması günümüzün en büyük sorunlarının başında gelmektedir.

Toplumun hayatını etkileyen yanlışların, eli kalem, dili kelam tutan yanlılar tarafından önemsiz hale getirilip, sağlam bir poşete konup çöpe atıldığı dönemlerde, sorunlarımızı Allah (cc) ve Rasulüne götürelim diyenlerin seslerinin daha kuvvetli ve etkili mikrofonlardan yükselmesi gerekiyor.

TARİHTE ÇÖZÜLMÜŞ SORUNLAR ŞİMDİ DE ÇÖZÜLEBİLİR

İnsanlık tarihi şu an yaşadığımız sorunları farklı şekillerde ve boyutlarda olsa da bizden önce yaşadı.

  • Siyasi krizler, sadece bu döneme has bir problem değildir. İnsanlara kan kusturacak büyüklükte zulümlere dünya şahit oldu. İktidarını kaybetme korkusuyla rüya ile amel edip, erkek çocuklarına cellât olan otoritelere ses çıkaramayan halklar da karanlık dönemin sahnesinde aktif rol olan oyuncular olmuşlardır.
  • Ekonomik sorunlar, insan hayatının temel unsurlarından bir tanesi de geçimdir. Günlük denk bütçe yapma çabaları zamanla, haftalık, aylık ve yıllık gelir hasılalarına evirilse de, hayatımızın en önemli koşuşturma alanı olduğu hakikatini değiştirmiyor. Hatta her geçen gün artan harcama kalemlerimize zevkle ilaveler yapmaya devam ediyoruz. Farklı gerekçeler sunup haklı duruma geçme çabası bankalarla dost etti insanlığı. Ödeyecek karşılığımız olmadan almaya başladık. Sonra ise başka sorunlara yelken açtık.
  • Aile problemleri, eskiden aile reisiyim havalarıyla eşine ve çocuklarına zulmeden babalar çok büyük problemler yaşattılar. Fiziksel şiddetin yanında merhametten yoksun kalpleriyle tarihin karanlık sayfalarında yerlerini aldılar. Günümüz aile problemleri ise çok farklı boyutlara ulaştı. “Sorunlar İstanbul’u dahi aştı.” Sözleşmeli evlilikler mi dersiniz? Cinayetler ve intiharlar mı dersiniz? Tahammül haritasının çok daralmış bir alanı kapsaması mı dersiniz? Kavga çıkartma kültürünün epeyce artması mı dersiniz? Soruları çoğaltmak sorunu çözmüyor elbet.
  • Sosyolojik sorunlar: Siyasi, iktisadi ve ailevi problemler toplumsal sorunların temelini oluştursa da bu başlık altında konuşulması gereken konular da yok değil. Toplumları değerli kılan mukaddesatın yok sayılması bu bağlamda en çok dikkat çeken başlık olduğu kanaatindeyim. Eğitimin de sosyolojik problemlerin merkezinde olduğu hakikattir. Yıllarca okul sıralarında olanların sanki hiç okumamışçasına davranması bazen hiç okumasaydı dedirtiyor insana. Adalet derken, af Allah’ım af demekten kendimizi alıkoyamıyoruz. 
  •  Yaz yaz bitmeyecek sorunlara bir ara verelim.

Çözüm için bu kadar uzun yazmaya gerek yok.

  • Öncelikle besmeleli bir eğitim. Allah ve Resulünün hoşnut olacağı ve öğrettiği bir eğitim. Tabii ehlinin elinden. Başkalarından bahsetmiyorum, kendimizden ve ehlimizden söz ediyorum. Hep nefsimiz dışındakilerle uğraşmadık mı bu zamana kadar? Yaşımızın kaç olduğuna bakmadan Kur’an ve sünnet mektebine-medresesine kayıt yaptıralım. Adım adım ve hassasiyetle yürüyelim hidayet yolunda. Panik yapmadan, heyecanı da diri tutarak çıkalım maneviyat basamaklarını. Biz dertli olalım, Rabbimiz derman verecektir. Hastalıklara dikkat edelim. Özellikle sekülerizm belasına dikkat edelim. Konjonktür gereği hadiseler içerisinde hükmen mağlubiyete de dikkat edelim. Popüler ve reel siyaset çarkının oyuncağı olup, yok olmayalım. Hasib olan Allah’ı (cc) hatırlayalım. Az aşımız, helal işimiz, bereketli maaşımız olsun. Cüzdanımızı ve akıllı telefonlarımızı bir daha kontrol edelim. Ne durumdalar?
  •  
  • Yolunu yol edinip, hayatımızı hayatı gibi yaşadığımızda iki cihan saadetine ulaşacağımız yegâne önderimiz ve örneğimizin izini takip etmemek kaybettirdi ve kaybettirmeye de devam ediyor.

Allah Resulü, cehalet asrının azgınlarını, saadet asrının neferleri haline nasıl getirdi bir daha hatırlayalım.

Selam ve dua ile…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr