Ağustos 2015 Abdulkadir YILMAZ A- A+
A- A+

Sonsuz Bir Muhabbetin Sürekli Dillendirilmesi: Zikir

Zikir, Allah Teâlâ’yı anmak, bizimle beraber olduğu, bize şah damarımızdan daha yakın olduğu, bizim her şeyimize vakıf olduğu, bize bizden daha yakın olduğu şuuruyla, O’nun yüce katında edeple, kulluğa yakışır bir tarzda hareket etmek, O’nu büyük bir tâzimle  lisânen, kalben ve bütün âzâlarımızla anmaktır.

Zikir, sevgilinin ismini sürekli terennüm,  Âşıkın  maşukunu sürekli sayıklaması, kalpteki sonsuz Allah (cc) sevgisinin dile yansımasıdır. Zikir,  Dervişin fikrinin dilinde yankılanmasıdır.

Muhabbetullah, imanın zirvesidir. Kalpte oluşan, kalbi dolduran bu muhabbetin fillere yansıması ‘Salih Amel’, dilde aks bulması ise zikirdir. Bu da Allah’ın (cc) kuluna en büyük ikramıdır. Rabbimiz kullarını çok sever,  kuluna da kendisini sevmeyi nasîb eder.  “Allah onları sever Onlar da Allah’ı severler.” (Bakara, 165)

Kul Rabbini tanımalı, Rabbini bilmeli, O’nu çok hatırlamalıdır, ‘’Nerde olursa olsun Rabbinin kendisiyle beraber olduğunu’’ (Hadid, 4)  hatırından çıkarmamalı, o da kendini bir an bile unutmayan Yaratanını  bir an bile aklından çıkarmamaya gayret etmelidir.

Rabbimiz, ‘’Beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin nankörlük etmeyin’’ (Bakara, 152) buyuruyor.

Eğer kulun kalbinde Allah (cc) her daim yoksa kul bunu gerçekleştirmek için çalışmalıdır. Allah’ın çok açık olan, en büyük ibadet olan zikrine önem vermeli, her fırsatta Allah’ı hatırlamalı, O’nu anmaya gayret etmelidir. Dilin sürekli terennüm ettiği sevgilinin aşkı mutlaka bir gün kalpte de yerini bulacaktır. Nasıl ki sürekli dünyalıkları konuşan veya bunların konuşulduğu yerlerde bulunan insanın kalbi dünyaya meylediyorsa Allah’ı sürekli anan veya O’nun anıldığı yerlerde bulunan kişinin kalbi de Allah’a meyledecektir. Bazen dervişin zikri de fikrini değiştirir.

Kul Rabbinin sevgisini gönlünde, halinde, dilinde hâkim kılınca dünyanın ve ahiretin en huzurunu, lezzetini tatmış olacaktır. ‘’Dikkat edin (Kesin olarak bilin ki) kalpler ancak Allah’ı anmakla itminana erer ( huzura kavuşur).’’

‘’Cennete girenler hiçbir şeye üzülüp pişmanlık duymayacaklar. Ancak dünyada iken Allah’ı zikretmeden geçirdikleri saatlere üzüleceklerdir’’ (Beyhaki)

Allah  segisinin, zikrinin verdiği tadı huzuru, tadı, dünyada hiçbir şeyin veremeyeceğini  Yunus şöyle dillendiriyor:  “Ben Dost Cemalini görmüşem/Fani cihanı neylerem.”

Allah’ın (cc) sevgisi kalbinde yer eden kişi, içinde bulunduğu her halde Allah’ı zikreder hale gelir “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar.’’ ( Al-i İmran, 191)

Başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor: ‘’ Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanları artar ve sadece Rablerine güvenirler.’’ (Enfal, 2)
Allah’ın anılması yani hakiki zikir kalbi huşuya kavuşturur, imanı kuvvetlendirir,  Allah’a olan muhabbeti artırır. Bu hale gelen kalbin sahibi Rabbine isyan edemez, günah işlemeye cesaret edemez.

İnsan beden ve ruh tan oluşan bir varlıktır. Bedenin ham maddesi topraktır. “Andolsun biz insanı çamurdan süzülmüş bir özden yarattık’’ (Mü’minun, 14)  Bundan dolayı beden toprakla sükûna erer. Vücut elektriklendiğinde vücudu toprakla temas kurmak onu sükûna erdirir. Topraktan çıkan gıdalar ve bu gıdalarla beslenen  hayvanlar vücudu besler, büyütür yaşatır. Aç kalan vücut ise rahatsızlanır, hastalanır, hatta bir süre sonra ölür.

Ruh ise Allah’tandır, (“Ben ona (insana) ruhumdan üfledim” (Hicr, 29) )  Onun gıdası Allah’ı anmak yani zikirdir. O Allah’ı anarak huzura kavuşur. O’nu anarak beslenir, güçlenir, hayat bulur.  Gıdasız kalan bedenin bir gün ölüme mahkûm olduğu gibi Allah’ı tanımaktan, Allah’ı anmaktan mahrum kalan bir kalp de ölüme mahkûmdur. Bedenin  ölümü,  fani olan, kısa, geçici dünya hayatını kaybettirtir. Kalbin ölümü ise sonsuz ahiret yurdunu,  cenneti ve Allah’ın rızasını kaybettirir.

Kalp, Nazargah-ı İlahi’dir. Göklere ve yerlere sığmayan Allah mü’min kalplere sığar. Rabbimiz kullarının kalplerine önem verir. “Şüphesiz ki Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, lakin kalplerinize ve amellerinize bakar’’ (Müslim)

“O gün ne malne de evlat fayda verir. Allah’a selim bir kalp ile gelen kurtulur.’’(Şura, 89)

Allah’ın Nazargahı olan kalplerimizi temiz tutmaya azami gayret göstermeliyiz. Kalpler ibadetle Allah’ı zikirle temizlenir.  Günahlar gafletle kalplerde lekeler oluşturur. Onları gidermek için hemen iyilik yapmalı, salih amel işlenmelidir. “Muhakkak ki iyilikler kötüleri giderir (temizler).” (Hud, 14)  Kalplerin cilası, parlaması ise zikirle tezekkürle olur.

Allah’ı ne kadar anmalıyız?

‘’Ey iman edenler Allah’ı çokça zikredin. Onu sabah ve akşam (sürekli) tesbih edin’’(Azhab, 41-42)

Kimler Allah’ı az hatırlar, az anar?

“Onlar (münafıklar) namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az zikrederler (anarlar).” (Al-i İmran, 41)

Zikrin hangi hali tavsiye ediliyor?

“ Rabbini içten yalvararak ve korkarak, yüksek olamayan bir sesle sabah ve akşam zikret, gafillerden olma.” (Araf, 205)

Zafer istiyorsak Allah’ı çok anmalıyız.

“Ey iman edenler (savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin, Allah’ı çokça anın ki kurtuluşa (zafere) eresiniz.” (Enfal, 45)

Allah’ı çok anma(zikir)nın mükâfatı nedir?

“Şüphesiz… Allah’ı çokça anan erkekler ve çokça anan kadınlar var ya işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”(Ahzab, 35)

Allah’ı Zikirden uzak olmanın cezası…

“Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.” (Cin, 17)

“Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedir.” (Zümer, 22)

“Kim Rahman’ın zikrini görmezden gelirse biz onun başına bir şeytan musallat ederiz. Artık o onun ayrılmaz bir dostudur.” (Zuhruf, 37)

Rabbimizi anmanın tam zamanı!

“İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygıyla ürpermesinin zamanı gelmedi mi?” (Hadid, 16)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2015

Sayı: 325

İlkadım Arşiv