Haziran 2022 Mustafa Ceylan A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

SİZDEN GELENLER- İktisadın Toplum Tasavvuruna Giriş-1

Bir önceki yazımızda, iktisat yasalarının geçerli olduğu bir toplum oluşması için iki önemli varsayımdan bahsetmiştik. Bunlar hatırlayacağınız üzere homoeconomicus birey varsayımı ve serbest piyasa olgusuydu. Bu ikisinin var olduğu bir toplumsal hayat denkleminde bireyin kararları ve yapmış olduğu eylemlerden tüketim tercihlerine kadar her boyutu inceleyebiliriz. Bu bölümde bu incelemenin başlangıcı olan Avusturya İktisat Okulunu ele alacağız.

Avusturya İktisat Okulu, Carl Menger’in öncülük ettiği bir iktisadi ekoldür. Bu ekolü, iktisadi düşünceye hem fayda-değer teorisi hem de metodolojik (yöntem) söylem kazandıran okul olarak tanımlayabiliriz. Carl Menger, 1870’li yıllarda, Adam Smith ve David Ricardo gibi klasik iktisatçıların geliştirdiği emek-değer teorisine karşı çıkmasıyla iktisadi düşünceye yeni bir boyut kazandırmıştır. Menger’e göre bir ürünün değeri o ürünün ortaya çıkması için harcanan emek ile ölçülemezdi. Bunun yerine, tarihe “marjinalist devrim” olarak geçecek tanımlama çerçevesinde Menger’e göre bir ürünün değerinin, o ürünün kişiye vermiş olduğu son birimin faydası üzerinden değerlendirilmesi gerekiyordu.

Doğal olarak “elmas mı daha değerli, yoksa su mu daha değerli?” sorusuna Menger’in vereceği cevap, elmas daha değerli şeklinde olmalıydı. Çünkü bir kişi suyu her içtiğinde suya olan ihtiyacı azalırdı ve suyu bulması da güç değildi. Bunun yanında, her defasında bulunması daha da zor olacağı için elmasın değerinin sudan çok olması gerekirdi.

Bu düşünce zamanla iktisadın metodolojisi tartışmalarında kendisine önemli bir yer buldu. Menger’in iktisadın metodolojisine dair yazmış olduğu “yöntemsel bireycilik” görüşü üzerine hareketlenen tartışma, Alman Tarihçi Okulu ile Avusturya İktisat Okulu arasında gerçekleşmektedir. Bu hareketli tartışmanın konusu iktisadi olayları açıklamak için hangi yöntemin tercih edileceği üzerinedir.

Öncülüğünü Gustav von Schmollar’ın üstlendiği Alman Tarihçi Okulu kültür, psikoloji vb. toplumu oluşturan birçok faktörün var olduğu bir düzlemde iktisadi olayların açıklanabileceğini savunmaktadır. Diğer bir ifadeyle toplumu merkeze alan bir yöntem kullanılarak iktisadi olayların incelenebileceğini söylemektedir.

Avusturya İktisat Okulu ise bu görüşe karşı çıkarak herhangi bir iktisadi olayın temelinde bir bireyin iktisadi davranışının olduğunu vurgulamaktadır. Diğer bir ifadeyle Avusturya İktisat Okulu, her bir bireyin ayrı ayrı eylemleri üzerinden iktisadi olayların meydana geldiğini iddia etmektedir. Bundan dolayı da sadece bireyin davranışları ile iktisadi olayları açıklayabiliriz, görüşü hakimdir.

Gelinen bu nokta bizleri, kapitalist sistemde işlemeye devam eden temel varsayımların arka planına götürmektedir.

Bir sonraki yazıda 1930’lu yıllarda belirgin olarak kendisini gösterecek olan tüketim toplumundan bahsedeceğiz inşallah. Böylelikle günümüzdeki kapitalist toplum tasavvurunu daha iyi açıklamış olmayı umuyoruz. Bir sonraki “İktisadın Toplum Tasavvuruna Giriş - 2” yazısında görüşmek ümidiyle…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr