Mayıs 2016 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Sapkınlığın Başlangıcı Tahrif

İslam literatüründe tahrif kavramı, bilhassa Tevrat ve İncil’de kelimelerin veya mananın bilerek/isteyerek ya da cehaletten kaynaklı bilmeyerek değiştirilmesini ve bozulmasını ifade eder. Tahrif kavramına sözlüklerde “çevirmek, yolu değiştirmek, bir şeyi uzatmak, harf eklemek ya da çıkarmak, bir ibarenin manasını bozmak” anlamları verilmiştir.

Tahrif, insanın hayat serüveni devam ederken insanı sırat-ı müstakim’den uzaklaştıran her türlü tavır, hareket ve çalışmayı en güzel ifade eden kavramdır. Gelişen olayları görmezlikten gelerek aklın fonksiyonunu yalnızca bir yere odaklaması anlamında taassup; kendini hayatta biricik kabul ederek nimetlerin kendisine sunulmasını ve iyiliklerin kendisine yapılmasını arzulama anlamında dünyevileşme; üstünlük anlayışına götürmesi anlamında ulus, soy, ırk, mezhep, meşrep milliyetçiliği; ahireti gündemlerinden çıkaranların her şeye sahip olma anlamında ihtiras; insanları tahrife yönelten temel nedenlerdir.
Tahrifin gelişim süreci içerisinde iki farklı grup ortaya çıkmıştır. İlginçtir ki her iki grubun içerisinde niyeti, bozgunluğu engellemek olan birçok insan mevcuttur.

•   Birinci grup, cehaleti nedeniyle Allah’ın ayetlerini bozmuş ve bunların yerine birçok yanlışı ikame etmişlerdir. Bu grup ortaya yeni bir şey çıkarmak yerine, atalarının yoluna uygun diyerek birçok saçmalık üretmiştir.

•   İkinci grup, Allah’ın ayetlerini iyice anlayıp kavradıktan sonra bozanlar. İnsanları Allah’ın yolundan sistematik olarak uzaklaştırmaya çalışan bu grup şirk mantığının, hurafe ve bid’atin yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Tevrat’ın ve İncil’in tahrif edilmesiyle kendilerine yahudi ve hıristiyan diyen insanlar ortaya çıktı. Bu insanlar Peygamberlerinin kendilerine bıraktığı emanete sahip çıkamayıp vazifelerini aksattıkları gibi canları istediğinde ayetlerin anlamını değiştirmiş, yeri geldiğinde yeni kelimeler eklemiş, aradıkları hükümleri bulamayınca yeni hükümler uydurmuş ve iğrenç iftiralarla dolu yeni kıssalar ihdas etmişler. Yapmış oldukları bu tahrifat onları hem bireysel hem de toplumsal alanda dalalete -sapıklığa- sürüklemiş ve Allah’ın gazabına neden olmuştur. Muharriflerin acınası sonu…

Allah’ın ayetleri başta olmak üzere insanda, olaylarda ve tabiatta yapılan tahrif nasıl düzeltilecek sorusunun cevabı “tecdîd”dir. Reformdan farklı olarak öze dönüşü ifade eden tecdîd kavramı tahrifin zıddıdır.
Bu ifadelerimizin ardından önemli bir soru gündeme geliyor. “Tahrife kimler yönelmez?”

Kulluğu Allah’a yaptığını fark edenler, kulluğunda samimi olanlar, yaptıklarının karşılığını Allah’tan bekleyenler, Allah’ın ayetlerine mal gözlüğüyle bakmayanlar, beklentilerini ahirete öteleyenler, Allah’ın azabından korkanlar, dünyanın az bir metaına aldırış etmeyenler, kazanma ve biriktirme hırslarını dünyalıktan yana kullanmayanlar, münafıklıktan nefret edenler.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2016

Sayı: 334

İlkadım Arşiv