Mart 2013 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Sana Yöneldim

Rahman ve rahim olan Rabbimiz, bizleri gerçek hidâyete erdirsin ve hidâyette daim kılsın.

İstikametimizi, kıblemizi, yönümüzü şaşırtamasın… Dünya’da ve âhirette pişman etmesin.

Rabbimiz bizlere; kendisini, insanlığa rehber olarak gönderdiği peygamberlerini, âlemlere rahmet olarak lütfettiği sevgili Habibini (s.a.v) ve hükümleri kıyamete kadar bâki olan hayat kitabımız Kur’an’ı gereği gibi anlayıp rızasına uygun bir hayat yaşamayı nasip etsin…

Şükründen âciz olduğumuz, bunca maddi ve mânevi nimetlerini tefekkür ederek, yaratılış gayemizi unutmadan, bütün varlığımızla kendisine yönelmeyi nasip buyursun. Yardımını esirgemesin biz kullarından…

Kur’an’da Rabbimiz buyuruyor ki;

“ De ki: ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!... Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki, o çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Zümer/53

Değerli dostlar,

Şair Cengiz Numanoğlu’nun, hepimizin duygularına, hissiyatına tercüman olan 99 kıtalık “Sana Yöneldim” şiirinin bir bölümünü arz ediyorum dergimizin bu sayısında... İnşaallah devamını diğer sayılarda bulacaksınız.

İnsana yakışan o ki; kime yöneldiğini, niçin yöneldiğini çok ciddi bir şekilde tefekkür süzgecinden geçirip kime kulluk ettiğinin farkında olmasıdır…

Sözü şairimize bırakıyorum..

Kuluna göz verdin, “gör Beni’’ dedin,
Dil verdin, “bilene sor Beni’’ dedin,
Gönül verdin, “hayra yor Beni’’ dedin,
Gördüm, sordum, yordum, Sana yöneldim

Nice dervişlerle, uzun söyleştim,
Kör kör bakan, kullarınla eyleştim,
İyi, kötü, ne verdiysen paylaştım,
Aldığım hisseyle, Sana yöneldim.

Bolca bolca verdin, gönül aşımı,
Müjdelere yordun, şu göz yaşımı,
Hiç kimseye, eğmediğim başımı,
Yalnız Sana eğdim, Sana yöneldim. 

Beşer, kazanında, piştim pişeli,
Kimi üzgün gördüm, kimi neş’eli,
Kimi döner durur, aşka düşeli,
Pervaneler gibi, Sana yöneldim. 

Kimi uykulara, derince dalmış,
Kimisi kararsız, ortada kalmış,
Kimi, Seni arar, kimi de bulmuş,
Bulanlardan oldum, Sana yöneldim 

Kimi der ki; “varsa görünsün, bize’’.
Kimi, görmüş, gelmiş önünde dize.
Nasıl göstermeli, görmeyen göze?
Görenlerden oldum, Sana yöneldim. 

Bir ana serçenin, içgüdüsünde,
Tavus kuşlarının ince süsünde,
Nice örümceğin, ak örtüsünde,
Hep, Seni gördüm de, Sana yöneldim. 

Bir lokma, bir hırka hâllere düştüm,
Herkesi dost bildim, dillere düştüm,
İncecik, dikenli yollara düştüm,
Kan revân içinde, Sana yöneldim. 

Bir Kitap gönderdin, cümle âleme,
Tek hecesi bile, gelmez kaleme.
Dedin: “Benden, başka bir şey dileme’’
Satır satır çözüp, Sana yöneldim. 

Toprak verdin, tohum verdin ekmeye,
Çile verdin, dergâhında çekmeye,
O zengin sofranda, kuru ekmeğe,
Râzı ola ola, Sana yöneldim. 

Hak verdin, bâtılı yanında kıldın,
Şeytanı, insanın kanında kıldın,
Akıl verip; nefsin, önünde kıldın,
Nefsime hükmedip, Sana yöneldim. 

Sana inanmayan, hâkimler varmış,
Seni tanımayan, hekimler varmış,
Demek ki, cehâlet, bacayı sarmış;
Hayretler içinde, Sana yöneldim. 

Âlimin ilmini, zâlim bilir mi?
Yol sokak bilmeyen, Seni bulur mu?
Bilenle bilmeyen, eşit olur mu?
Bilenlerden oldum, Sana yöneldim. 

Kâbe’de şahlanan, elleri gördüm,
Yalvarıp, yakaran, dilleri gördüm,
Önünde durulmaz, selleri gördüm,
Kapıldım sellere, Sana yöneldim. 

Gördüm; dolup taşan mâbetlerini,
Dinledim; çınlayan âyetlerini,
Hele; o kulların niyetlerini,
Duydum, duya duya, Sana yöneldim. 

Saray dedikleri, yapılar gördüm,
Arkası karanlık, kapılar gördüm,
Mezar taşlarında, tapular gördüm,
Bu gafletten kaçtım, Sana yöneldim. 

Duydum; kul hakkını, yiyenler varmış,
“Mahşer günü yoktur”, diyenler varmış,
Kürkten kefen dikip, giyenler varmış,
Buna şaşıp kaldım, Sana yöneldim. 

Yürüdüm; sağı da, solu da gördüm,
Kavşakta yıllarca, düşünüp durdum,
Verdiğin vicdâna, elimi vurdum,
“Başka yol yok” dedi, Sana yöneldim. 

Câmi kubbeleri, güyâ büyüktü,
Kubbeni görünce, bir korku çöktü,
Bu nasıl mîmârî, bu nasıl yüktü?
Aczimi bildim de, Sana yöneldim. 

Bir köprü kurmuşsun, derler incedir,
Sordum; düşenlerin hâli nicedir?
Dediler; bağışlar, O çok yücedir,
Nice ümitlerle, Sana yöneldim. 

Kulda kusur gördüm, kuldan sakladım,
Nice lekeleri, silip pakladım,
Sır verdiler, sır üstüne ekledim,
Doldum, dola dola, Sana yöneldim. 

Akrabaya koştum dedim; “yaram var”,
“Biraz derincedir, incitmeden sar”
Ne yeminler etti, dedi; “elim dar”
Asıl, bu yarayla, Sana yöneldim. 

Kul gördüm, kuluna hased çekmede,
Kin tohumun, nesil nesil ekmede,
Bir yudum su verse, başa kakmada,
“Muhtaç etme” dedim, Sana yöneldim. 

Kimdir, dedim, bunca kitap indiren?
Bunca kula, acı verip dindiren?
Cehennemler tutuşturup söndüren?
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Kimdir, dedim, kalp gözüme nûr veren?
Bana, bunca güzellikler gösteren?
Bütün, şek ve şüpheleri susturan?
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Kimdir, dedim, o şeytanı nâr eden?
“Ol” deyip de, âlemleri var eden?
Melekleri, kullarına yâr eden?
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Ölümsüz kim? dedim, aradım durdum,
Bilgelere vardım, kapılar vurdum,
Nice âlimlere, danışıp sordum,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Ölümsüz kim? dedim; güneş ve aya,
Dört milyar yaşında, fâni dünyaya,
Ölümsüz kim? dedim; ateş ve suya,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Nice âhû gözler, samur saçlara,
Zümrüt saraylara, yakut taçlara,
Krallara, kılıçlara, meçlere,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Sahip kimdir? dedim yüce dağlara,
Engin denizlere, sonsuz çağlara,
Göçüp gidenlere, kalan sağlara,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Sahip kimdir? dedim. kurda kuşlara,
Ağaçlara, topraklara, taşlara,
Nice sultanlara, mağrur başlara,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Sahip kimdir? dedim, ıssız çöllere,
Şimşeklere, tayfunlara, sellere,
Yedi kat semâya, bakan ellere,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim. 

Hikmetinden, sorgu-sual olunmaz,
Bir sel var içimde, karşı durulmaz,
Yazdıkça yazar da, elim yorulmaz,
İçim döküp döküp, Sana yöneldim.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2013

Sayı: 296

İlkadım Arşiv