Mayıs 2015 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Şair Zeki Soyak

“...Çocukluğumdan beri hece vezni ile söyleyip yazmaya bir yatkınlığım vardır. İmam-Hatip’te okurken hece vezniyle epeyce şiirler yazdım.

Şiirle meşgul olmak niyetim olmadığı için, yazdığım şiirleri muhafaza etmek gibi bir gayretim de olmadı. O dönemlerde yazdığım şiirlerden sâdece MÜSLÜMAN OLUNCA adlı şiiri her nasılsa muhafaza etmişim. Ancak Allah Teâlâ’nın bana ihsan ettiği şiir yazma kabiliyetini yeteri kadar da kullanmadım.

Aziz kardeşim!

HASRET ŞİİRLERİ hiçbir zorlama olmadan bir pınardan akan sular gibi Tâ kalbimin derinliklerinden dilime dökülen hasretini çektiğim bir kısım duygularımın terennümleridir.

Artık sizi bu duygu dolu, şiirlerle baş başa bırakıyorum.

Tevfik ve hidayet yüce Rabbimizdendir.”

Zeki SOYAK 3  Şaban 1425  (18 Eylül 2004)   

Yukarıdaki satırlar Zeki SOYAK Hocamın şiirlerinin küçük bir risale olarak yayınlanması niyetinin belirtilmesi üzerine bizzat kendisinin yazdığı önsözden bir bölümdür. Kitaba da“Hasret Şiirleri” ismi verileceği önsözden anlaşılmaktadır.  İnşaallah bu kitabı da yakında görürüz. Bu şiirlerden seçilmiş bölümler ve onlarla ilgili tespitler yer almaktadır.
     
Gönül kulağıma bir sadâ geldi,
Ötelerden bir ses, bir nidâ geldi,
İlâhi! Lutfedip geri çevirme,
Kapına bir kemter, bir gedâ geldi.  (Ötelerden)
   
Maşuka kavuşma iştiyakını ifade eden bir dörtlük. Çünkü o Sultan’ın kapısında bekleyen aşıktı.   

&&&

Aşk kanadın takıp birden,
İlham alıp “üzkürû” den,
“Enel Hakkın” sırrına ben,
Eremedim, eremedim.  (Bilemedim)

Eremedim dese de Hallac’ın aşkının sonucu söylediği “Enel Hak” sırrını yakalayan bir söyleyiş. 

 
&&&
   
‘İsmail’ce boyun eğdir emrine.
Yer gök ehli gelmiş ‘kurban’ seyrine
Kıssalardan hisse alan analar.
‘Hacer gibi mûti’ ola erine.  (Tevhid  Çağlat)

Kur’an kıssalarını iki cilt “Hisse”leriyle açıklayan Zeki Hocamın Allah’a itaatın sembol ismi Hacer annemizi hatırlatış usulü  harika. Er Allah’a muti olunca kadın da  erine muti olur.
   
&&&

Gözüm yoktur dünya sende,
Ben Rabbime oldum bende,
Hizmet etmek muradımdır,
Bulundukça bu can tende.  (Gül  Dalında)

Ömrünü  sadece İslam’a hizmete adayan bir ömür sahibinin hizmet terennümü.
   
&&&

Çırpınıp durmaktayken can,
Secdeye kapandım bir an.
Gecenin harîminde bak.
Ayân oldu, onca nihân.  (Âh  Geceler !)

Gece uyanık olanlara gecenin sahibi gizlilikleri ayan ediyor. Acaba o ayan olanlar neydi?

&&&

Delikanlım ye’se düşme,
Bu gün zehir akan çeşme,
Yarın ondan ballar akar,
Çünkü kâdir ALLAH’ın var.  (Yolumuz  Var)

  Ömrü boyunca hiç ye’se düşmedi. Daima ümitvar oldu ve etrafına ümit  aşıladı. Yine öyle.

&&&

Din-i devlet, ebed müddet diyerek
Yüce ceddim başlarını vermişler
Kefenini zırh yerine giyerek
Şehâdet bağında güller dermişler.  (Durma  Gel )

Hep şehadeti arzu ederdi. Ama yaşamasıyla daha fazla hizmet etti. Çünkü şehadet çok güzel ama din yaşayanlarla devam ediyor.   
   
&&&

Taktım da hasretin kanadın şöyle
Uçup da maziyi göreyim dedim
HÛ  sesi, NAL sesi ne haşmet öyle.
Manâdan halkalar öreyim dedim.   (Hasret )

Ecdada, özellikle Osmanlıya hayrandı. Onları anlatırken gözünün içi güler heyecanlanır coşardı. Bu mısralarda o hasreti o coşkuyu yaşıyoruz.

&&&

HAK yolunda her hizmetkâr,
Kalbimde bir KIR ÇİÇEĞİ,
Açarlar gönül bahçemde,
Bilen bilir bu gerçeği.
   
Bir seher vaktinde bunu.
Coştu gönlüm yazdım böyle.
Ben göçünce bu âlemden,
YÂSİN OKU, DUA EYLE  (Kır  Çiçeğim)

Tabiattan insana geçişin güzel bir örneği. Kır çiçeklerinin güzelliğinden  kalbinde solmayan kır çiçeğine geçiş: Hizmet eri Müslüman kır çiçekleri kalpte yeşerir ve hiç solmaz. Sonra “Kır Çiçekleri” nden arzusu. Yâsin oku, dua eyle.

&&&

Şanıma nice şan kattım.
HAK YOLUNA canım sattım.
MÜSLÜMAN olduğum zaman
CİHAD’ın zevkini tattım.  (Müslüman  Olunca)

Cihad, Allah yolunda savaşmanın zevkini yaşayan ecdadın ağzından cihad aşkının dile getirilişi.   


&&&

Ey sââdet asrının TÂÇ ÇİÇEĞİ!
İnsan-ı kâmilin NÛR İÇECEĞİ,
Bir bilsen ne kadar özledik seni,
Rabbim göster bize sen bu gerçeği.  (Ah  Vefa!)

Allah Rasulüne özlemin veciz ve coşkulu terennümü olan bir dörtlük.

&&&

Gelin dostlar kavî olalım.
Şüphelerden sâfî olalım.
Kalbe sabrı, şükrü ekip de
Türlü türlü meyve alalım.  (Gelin  Dostlar)

Sohbetlerinde çok vurguladığı hususlardan “sabır ve şükür” dörtlükte dost tavsiyesi olarak meyveleştirilmiş.

&&&

İşte mü’min için hüsn-ü hâtime,
Haydi durmayın dostlar gelin hatim’e,
Hem de kâbemizde HİCR-İ HATÎME,
Rabbim versin herkese HÜSN-Ü HÂTİME.(Mutlu  Belâlar)

Güzel son, güzel ölüm Müslümanların dualarında en büyük arzularından biri. Mısralar o arzuyu  “Hatim” kelimesinin  değişik anlamlarıyla  birleştirerek güzelce ortaya koymuş.

&&&

Her gün açsam bahar bahar, çiçek çiçek,
Nur olsa bana her yiyecek, içecek,
Kurtulsam zulûmatın kesâfetinden
Aşk yesem, aşk içsem işte budur gerçek.

Baş açık, ayak yalın çıksam yola,
Çilelerle yürüsem hep kol kola,
Yeter ki olsam mâşukuma vâsıl,
Yürümek bir sevdadır vermeden mola.

Gönül iklimimde ah! Hep böyle olsa.
Sevda yüklü çiçekten başkası solsa,
Hep böyle yaşasam son nefesime dek,
Aşkla sarhoş değil, uyanık olsa.  (Aşk  İçsem)

Aşkın farklı yorumu. Aşk içenler sarhoş olur ama burada öyle değil.” Aşkla sarhoş değil, uyanık olsa.” Hep aşkla sarhoş olunurken burada aşkın uyandırmasından bahsedilmesi bir farklılık.

Ali AKINCI‘nın Zeki Hocama yazdığı hissiyatın ve edebi anlatımın üst seviyesine ulaşmış yazısını da aşağıya alıntılıyorum.
   
KARDELEN’e
“Sen tüm çiçeklerin şâhısın.
Hiçbirinin baş kaldıramadığı, dışarı çıkmaya tahammül edemediği o soğuk gecelerde; tipili günlerde sen hiç durmadan bahara hazırlık yaptın. Tohumunu azimle harekete geçirdin. Usanmadın, yılmadın… Hep karanlığa karşı durdun. Zorun da başarılabileceğini, başarının her şartta kazanılabileceğini gösterdin. Azmi, kararlılığı ve çalışmayı kendine ilke edindin.
Durmadan O’nu istedin. Hedefini karanlık gecelere koydun. Karlı doruklara sevdalıydın. Ümitsizlere kışın bağrındaki güzelliği göstermek istedin belki.
Sen koştun; ardından diğerleri koştu. Renginle, kokunla ve duruşunla etkiledin.
Güzelliğinle övünmedin, o güzellik heybetinden geldi. Basit olmadın, basit olmak karanlığa dost olmaktı.
Karanlık gecede hiçbir hemcinsinin olmak istemediği yerde; karda karanlığa karşı durdun. Temizlik ve sonsuzluktu kar…
İşte şimdi kar yağıyor yüreklere
Lapa lapa kar. “

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2015

Sayı: 322

İlkadım Arşiv