Mayıs 2017 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Sabır Zafer Şükür

Şükür ve sabır. Müslümanın en mühim silahlarındandır. Hem savunma hem hücum silahı. Allah’ın nasip ettiği zafere şükretmek, bilmediğimiz hayırlara sebep olan müşküllere sabretmek. Onun için şair “sabır, savaş ve zafer” diyor.

Dünyanın kalbini dinle geliyor adım adım

Dallar meyvaya dursun toprak tohuma dursun

İnsan barışa dursun selama dursun zaman

Sabır savaş zafer. Adım: MÜSLÜMAN.

Allah’ın nizamı hâkim değil. Anlayışı, yaşantısı sarsılsa bile Müslüman’ın nihai hedefi Allah’ın nizamını evine, kurumuna, beldesine, ülkesine, hâkim kılmaktır. Allah ve Rasulüne itaat eden herkes bununla mükelleftir. Konumuna, durumuna göre değil inancına göre. Ama bu hemen olmaz. Sloganla, hamasi konuşmalarla da olmaz. İnanmak ve yaşamakla olur. Bir Müslüman çağının özelliklerine göre yetişmeli ve yaşayan Kur’an olarak tüm haliyle tebliğ etmelidir. Onu öldürmeye gelen onla dirilmeli. Hayrı da şerri de Allah’tan bilmeli. Hayra şükür, şerre sabretmeli. Zafere şükür, yenilgiye sabır.

Şimdi bir halk oylaması yaşadık. Hiç beklenmedik bir “hayır” propagandası yapıldı. “Evet” yanında, hükümet yanlısı basın, kanaat önderleri, STK, İslami çalışma yapan vakıf ve dernekler vardı. Ve bunlar halkın içindeydi. Halkla iç içeydi, bir yerde halkın kendisiydi.

Ama “hayır” içerden ve dışardan beklenmedik bir destek buldu. Kendi değerlerini çiğneyen bir AB ya da Avrupa ile milletimiz karşı karşıya geldi. “Evetler, hayırlar” indi, çıktı. Anketler de şaştı ne yapacağını. Bu oylamada iki kesim etkili oldu. Rahmetli Özal’ın “sessiz çoğunluğu” evetleri, ilk defa oy kullanan 18-25 yaş aralığı hayırları çoğalttı. Kırsal kesimin kavruk insanları yedi düvele meydan okudu ve hiçbir şeyden etkilenmeden “evet”ini verdi.

“Tayyip karşıtlığı ya da düşmanlığı”, sandıkta yenemeyen insanların masada, klavyede, sosyal medyada sarıldıkları can simidi oldu. Niçin evet sorusunun cevabı da niçin hayır sorusunun cevabı da Tayyip Erdoğan’dı. Özellikle ideolojik düşünenlerin böyle olduğu kesindi.

Şimdi Allah zafer nasip etti. Bu zaferin lideri şükür namazı kıldı, duasını yaptı. O lidere inananlar da şükür namazlarını eda etmiştir inşallah. Ama niçin daha yüksek olmadı?

Her seçimden sonra bu köşede yazıyoruz. Cephedeki mücadele tamamlanınca barış döneminde değerlendirmeler yapılmalı. Zafer sarhoşu olmadan veya ümitsizliğe düşmeden eksiklerimizi değerlendirmeliyiz. Yazdığımız bazı hususları hatırlatalım ve yeni bazı tespitleri de ortaya koyalım.

Bir olumsuz örnekten hareketle cemaat, tarikat karşıtlığına fırsat verilmemeli ve bu konuda bazı kesimlerin gazına gelmemeliyiz demiştik. Halk oylamasında gördük ki, cemaat ve tarikatlar açık “evet”le destek verdiler. Halkın hakiki STK’ları olan bu oluşumlarla ilişkilere dikkat edilmeli, onlar gücendirilmemeli ya da bir veya birkaçını tercihle diğerleri küstürülmemelidir. Bu STK’ların her zaman halkın içinde oldukları unutulmamalıdır. Bu faktöre dikkat.

Belirli vakıf ve derneklerin ön plana çıkartılması, diğer yapılandırmaları gücendirebilir. Tercih edilen vakıf ve derneklerin çalışmalarına, binalarına değil, içini doldurup doldurmamalarına bakmalıyız. Bu doldurmanın adı eğitimdir. O vakıf ve dernekler sadece isimleriyle değil, eylemleriyle, ülke yöneticilerini başka yerlere muhtaç etmemelidir.

Her ideoloji gençlere çok önem verir. Kim gençlerine sahip çıkmazsa, vatanına, değerlerine, geleceğine de sahip çıkamaz. Onlar ne ister, ne düşünür, ne hisseder bunun tespiti yapılmalı ve ona göre çalışmalar yapılmalı ve tedbirleri alınmalıdır.

Sloganın hareketlerde yeri ve etkisi büyüktür. Ama dava da slogan değildir. Sloganla İslam’ın hâkim olması düşünülemez. Düşünce, eğitim, bilgilendirme yapılmalı. Bilginin o kişiyi yönlendirmesi, o bilginin uygulanması da unutulmalıdır. Yani İslami eğitim amaç olmalıdır. Bu eğitim verilirken de gençlerin durumları bilinmelidir.

Klasik usullerden, anam babam usulünden çok öte bir gençlik var. Sadece sohbetlerin yeterli olmadığı bir gençlik. Cep telefonunu, sosyal medyayı putlaştırmış bir gençlik. Komiklik anlayışı, sosyalliği farklı bir gençlik. Kendi kendine yettiğini düşünen bir gençlik. Ama inatçı değil, dayatmacı değil hoş görülü. Farklılıklara rağmen beraber yaşamayı başarabilen bir gençlik. Boşluklarının uygun doldurulmasına razı bir gençlik. Bunların ihtiyaçlarını hudutlar çerçevesinde karşılayan yetişkinler eğitimciler yetiştirmek zorundayız. Olay artık nesil farkıyla da açıklanamaz boyutta.

Bu gençlerin olumlu düşüncelere, İslami yaşantıya, gençlik merkezlerinde kâğıt üzerindeki ya da yapmacık faaliyetlerle ulaşmasını kimse beklemesin. Eğitim süreklilik ve takip ister. Devlet yurtlarına ayda bir getirilen konuşmacılarla da olmaz. Zaten meyilli olanların yanında, aykırı olanları periyodik ve takipçi programlarla ele geçirir ya da elde tutarız.

Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün planlamaları ve aktivitesi aşağıda imam hatiplerde karşılık bulmalıdır. Diyanet cami derslerini cami dışı aktivitelerle desteklemeli gençleri onore etmelidir. Diyanetin planlamaları da camilerde yeterli karşılığı bulamıyor.

Gençlik Merkezlerine acilen sancılı, kaygılı genç ve yetişkin eğitimciler alınmalıdır. Sporu, geziyi, imkânları ruhi gelişmeyle tamamlayan eğitimciler.

Gençlik çalışmalarında konuyu bilen vakıf, dernek gibi oluşumlarla korkmadan önyargısız işbirliği yapılmalıdır.

Yine yalaka diye tabir edilen ve zor zamanlarda karşıya geçme ihtimali olan çakma kişi ve kuruluşları da parti çevresine mesafeli tutmalı. Bunların, bu davaya yıllarını vermiş, davanın çilesini çekmiş insanları kendileri gibi sloganik düşünmediği için hırpalamasına, dışlamasına izin verilmemelidir. Cumhurbaşkanı, referandumda yanında yer almayan eski dostları aleyhine cümleler kurmayarak yol göstermiştir.

MHP’li kardeşleri suçlamadan ortak zeminler oluşturarak onların vatan ve millet sevgisini Hakkın hâkimiyetiyle taçlandırmalıyız. “Evet” verdi, vermedi meselesine dönüştürmeden aynı camide Cuma namazı kıldığımız bu insanlardan da öğreneceğimiz çok şey var.

Hâsılı zaferler kadar yenilgiler de bizi eğitmelidir. Oylamanın hemen sonrası konuşulup unutulmak yerine uzun vadeli planlarla %60’ları nasıl aşarızın planı yapılmalıdır. Yoksa Müslüman her zaman galiptir inşaallah. Bu duygularla kalın sağlıcakla...

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2017

Sayı: 346

İlkadım Arşiv