Temmuz 2017 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Sabır, Sebat ve İstikamet İsteyen “Sırat-ı Müstakim”

İnsan… Tıpkı kâinat gibi zıtlıkların kendisinde toplandığı, bir taraftan topraktan gelen ceset yönü diğer taraftan Allah’tan gelen ruh yönü bulunan, kul olma vasfıyla yaratılmış ancak kulluğunu kime yapacağı hususunda tercih yapma hakkı verilmiş, ilahi emirlere ve yasaklara muhatap olup da bunlar için mücadeleye girişen varlıktır.

Yaratıldıktan sonra yeryüzüne gelen insan, yapısına konulan tüm bu özellikler nedeniyle kendisine yol aramak/bulmak mecburiyetindedir. Ya Allah’ın istediği ve yaratılışını kabule dayanan bir yol ya da nefsinin ve düşmanlarının etkisiyle mantığı menfaatçiliğe dayanan yol. Ya Allah’a kul olmak isteyenlerin tuttuğu tek bir yol ya da saptırıcıların insanı yönlendirdiği sayısı bilinmeyen yollar…

Allah Teâlâ’yı rab, İslam’ı din ve Muhammed aleyhisselam’ı peygamber kabul edenlerin tuttuğu yol Kur’an-ı Kerim’de “sırat-ı müstakim” tamlamasıyla ifade edilmiştir. Dosdoğru yol, hedefe götüren ve hedefe ulaştıran yol anlamına gelen sırat-ı müstakim, insanların dünyadaki ve ahiretteki mutlulukları için gerekli olan her türlü imkânı ve araç-gereci barındıran yoldur. Sırat-ı müstakim tek ama helaller çerçevesinde genişletilmiş bir yoldur.

Kur’an-ı Kerim’de 32 yerde geçen sırat-ı müstakim ifadesinden maksadın ne olduğunu müfessirlerimiz şu tanımlamalarla anlamaya çalışmışlardır: “Nimetlere ulaşanların yolu, Allah’ın dosdoğru yolu, bizzat İslam dini, Sünnetullah, Adalet, İman ve imanın gereklilikleri, İslam şeriatı, Peygamberlerin yolu, ifrat ve tefrit arasındaki mutedil yol/denge yolu.”

Sırat-ı müstakim, vahiyden kaynaklanan bir yoldur. Yola çıkanlardan sebat ve istikamet ister ki maksûda ulaştırabilsin. Bu yönüyle insan kendisine verilen ömür süresi içerisinde bir yandan yolda kalmaya diğer yandan yolda mesafe almaya çalışmalıdır. Değilse yolun her bir köşesine çöreklenmiş ve şeytan diye sıfatlanmış saptırıcılar yolcuları yoldan saptırma mücadelesine girişmektedir. Kimisini mala mülke düşkünlükle, kimisini verilen nimetlerin şımarıklığıyla, kimisini aşırılıklarla, kimisini rızık korkusuyla, kimisini zulümle… yoldan saptırmıştır. Öyleyse bir gerçeği vurgulayalım. “Şeytan ve aveneleri sırat-ı müstakimin üzerine oturmuş ve yolu biliyorken yolcular da sırat-ı müstakimi çok iyi bilmektedir. Ancak bu yol sabır, sebat ve istikamet ister.”

“Peki, sırat-ı müstakimde sebat ve istikametin göstergesi nelerdir?” sorusu burada önemli bir yer tutacaktır. Evet, sırat-ı müstakim insan hayatının her yerinde alınması gereken bir yoldur. Bu yolun sebat ve istikamet göstergesi düşüncelere tevhidin, davranışlara Allah’ın emirlerinin ve nehiylerinin, sosyal münasebetlere hakkın ve adaletin hâkim olmasıdır. Müslümanların izzetlerinin artırılması için yapılacak her çalışma da ayrıca bu göstergede önemli bir yer tutmaktadır.

Sırat-ı müstakim dosdoğru bir yoldur, dümdüz değil. İmtihanda olduğumuz gerçeğini unutmazsak sırat-ı müstakimde yokuşların ve inişlerin bulunduğunu daha iyi anlarız. Darlık, sıkıntı ve zulüm zamanlarını yaşadığımız yokuşlarda sabır; bolluk, refah ve imkânların çoğaldığı zamanları yaşadığımız inişlerde şükür, yolcuların en önemli vasfıdır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2017

Sayı: 348

İlkadım Arşiv