Ocak 2013 Cemil USTA A- A+
A- A+

Rabbini An, Gafillerden Olma!

“(Ey Muhammed!) Rabbini an.”

Ayetteki emrin bütün mahlukata olması caizdir. Zikir, gafleti dağıtmak, uzaklaştırmak demektir. Bu sebeple cennette zikir yoktur. Çünkü orası daimi huzur makamıdır. Ayet-i celilede Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an, gafillerden olma.” (Araf, 205)

Hafif sesle zikirden maksat gizli sözle zikretmektir. Çünkü zikri gizli yapmak ihlasa daha muvafık ve icabete daha layıktır. Bu zikir, Kur’an okumak, dua etmek gibi bütün zikirleri içine alır. Zikrin fazileti sadece tehlil, tesbih, tekbir ve duaya mahsus değildir. Bilakis yaptığı işte Allah’a itaat halinde olan herkes zâkirdir, zikrediyor demektir. Ruh-ul Beyan tefsirinde “zâkirin zikrederken kalbinin zikredilene vakıf olmasıdır.” diye tarif edilir. “Rabbim beni her an görüyor, her an benimle beraberdir, O her şeyden haberdardır.” şuuruyla, ihsan derecesinde Mevla zikredilmelidir.

Zâkir zikir esnasında kalbine hakim ve sahip olmalıdır. Kalbinde Allah’tan gayrisine bir muhabbet veya başka bir şey bulunmamalıdır. Kalbini, dilini her an kontrol etmeli, zikirle meşgul etmeli, gaflete açık bir kapı, bir delik bırakmamalıdır.

Kuldan istenen zikir diliyle Allah’ı anması, kalbinin, ruhunun ve bütün kuvvetlerinin (letaif) de hazır ve uyanık olmasıdır. Böylece bütün varlığı ile Rabbine yönelir. Gönlünden havatır silinir ve lüzumsuz düşünceler de kendisini terk eder.

İnsanların pek çoğunda gönül sıkıntısı, vesvese, huzursuzluk ve öfke gibi gereksiz düşünceler mevcuttur. Bir mü’min için bunlardan kurtulmanın yolu beş vakit namazını kılmak, Kur’an’ı çokça okumak, Efendimiz aleyhisselama salavatı şerifelere devam etmek, dilinden ve kalbinden Allah’ın zikrini eksik etmemektir.

Zikrullah, kalp ve lisan ile yapılabilir. Efdal olan kalbin ve lisanın beraber zikir halinde olmasıdır. Kalp ile zikir sadece dil ile olandan daha efdaldir.

Zikrin orta hali Allah’ın ahlakıyla ahlaklanıp, tarikatın adabıyla edeplenmek suretiyle gizli (hafi) ve içten (batınen) olur.

Mü’minler için zikir gerekli midir? Allah Teala Kur’an-ı Kerim’inde “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey 0’nu tespih eder. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlayamazsınız.” (İsra, 44) buyurmaktadır. Madem ki her şey; toprak, ay güneş, nebatat, hayvanat vs Rabbini tesbih etmektedir; eşref-i mahluk olan, en mükerrem varlık olan insanın “benim de zikir halinde olmam gerekli midir?” diye düşünmesi abestir, hatta gaflettir.

“İman edenlerin Allah’ı anma ve O’ndan inen Kur’an sebebiyle lalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? (Hadid, 16)

Allah’ım, gaflete düşmekten sana sığınırız. Bizleri razı olduğun ve sevdiğin bahtiyar kullarından eyle. Amin.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2013

Sayı: 294

İlkadım Arşiv