Ocak 2013 Menderes GÜZELCE A- A+
A- A+

Öğretmen Öğrenci İletişimi

Öğretmen, insanı topluma ve geleceğe hazırlayan en önemli mürebbidir. Bilgiyi, öğrenmeyi elde etmeyi ve onu kullanmayı öğreten odur. Siyasetçiler, idareciler, fikir ve düşünce adamları, bilim adamları, hukukçular ilk defa onun elinde yoğrulur. Toplum hamurunun yoğrulmasında mutlaka onun eli vardır. O, her türlü erdemin taşıyıcısı ve aşılayıcısıdır. Eğitimciler geleceğe yön verecek, milletini en üst düzeyde temsil edecek nesilleri yetiştirmenin sancısını çekmelidir. Milletinin istikbaliyle alakalı sahih projeleri olan her eğitimcinin bu mukaddes sancısı yeni çağları açan Fatihleri doğuracaktır.

Gerçek öğretmen bir cevherci gibi, bir bahçıvan gibi olmalıdır. Nasıl bir bahçıvan ağacın meyveye durması için önce tohumun toprağını hazırlar sonra tohumunu eker. Ondan sora tohumun çimlenmesini bekler, çimlenen tohum fidan olur. Fidanın bakımı, sulanması, gübrelenmesi gibi daha nice işler yapılıp yıllar sonra ağacın meyve vermesi beklenir. Bir ağaçtan meyve almak için bu gayretler gösterilirken geleceğimizi inşa etmelerini istediğimiz yavrularımızı, öğrencilerimizi yetiştirirken daha gayretli ve hassas olmamız gerekmez mi? Bu hassasiyeti ve gayreti öncelikle onlarla kuracağımız iletişimde göstermeliyiz. Öğretmen öğrenci iletişiminde doğru iletişimi kuramayan öğretmenler bir fidanı ihtiyacından fazla sulayarak çürüten bir bahçıvan gibidir.

Öğretmenler çocukları anlamada, eğitme ve problemlerini çözmede aceleci olmamalı ve büyük sabır göstermelidirler. Çocuklar kişilik gücü ve ikna becerisi yüksek öğretmenlerle daha iyi iletişim kurmakta iyi anlaşmaktadırlar. Bunun yanı sıra hızla değişen toplumumuzda öğretmenlerin kendilerini hızla yenilemeleri ve dönüştürmeleri gerekmektedir. Eskimiş bakış açılarıyla ve becerilerle yeni kuşak çocuklara yardımcı olmak ve iletişim kurmak pek mümkün gözükmemektedir. Öğretmenler kendilerini sürekli güncellemelidirler. Bunu ancak, başkalarını değil kendilerini değiştirmeye çalışarak sağlayabilirler. Bu güncelleme belki de en önce iletişim alanında olmalıdır.

Öğretmen-öğrenci iletişimini sözel ve sözel olmayan iletişim olarak iki gruba ayırarak değerlendirme yapabiliriz. Öğretmen-öğrenci iletişiminde sözel iletişimin (konuşulan cümleler) payı, genel iletişimin içinde yaklaşık %15 civarındadır. Bu durum sınıf içi ve aile içi iletişim içinde geçerlidir. Sözel olmayan iletişim; ses(tonlama, vurgu,telaffuz)%30, beden dili(mimikler, bakış, mesafe) % 55 olarak ifade edebiliriz. Eğitim öğretimin yuvası olan okullarımızda öğretmenlerin sınıf içerisindeki iletişim performansı, öğrenci başarısını üst düzeyde etkilemektedir. Sınıf içerisinde sorun çıkmaması, verimli bir sınıf iklimi oluşturmak için öğretmen-öğrenci iletişimi çok önemlidir.

Öğretmenlerin sınıfta ortaya çıkan küçük bir disiplin sorunu karşısında sözel olarak ilgili öğrenciyi uyarması, sorunun o an için çözümü olacaktır. Ancak bu çözüm yolu sorunun tekrarlanma olasılığını arttırmaktadır. Çünkü yapılan uyarı bir sonraki istenmeyen davranışın pekiştireci olmaktadır. Bu nedenle istenmeyen davranış kısa bir süre sonra yeniden ortaya çıkmaktadır. İstenmeyen davranışın ortadan kaldırılabilmesi için davranışın amacına göre, görmezlikten gelme yada sözel olmayan ipuçları kullanılmalıdır. Sınıfta istenmeyen bir davranış ortaya çıktığında öğretmenler genellikle derslerini kesmekte ve o öğrenciye “yapma” anlamında bir şeyler söylemektedirler. Düşük düzeydeki disiplin sorunları için dersin kesilip sözel olarak uyarı yapılması o dersin sıklıkla kesilmesine davetiye çıkarmaktır. Öğretmenler sorunların önemli bir kısmını sadece sözel olmayan (bir bakış, tonlama, öğrencinin yanına yaklaşma)  ipuçlarıyla önleyebilirler.

Sınıfta gürültü olduğunda öğretmenler daha yüksek sesle sınıftaki gürültüyü bastırmaya çalışmaktadırlar. Bu durumda öğrenciler daha yüksek sesle konuşacak birbirlerini duymaya çalışacaklardır. Öğretmen sesini daha yükselterek duruma hakim olmaya çalışacaktır. Oysa öğrenciler sesini yükseltince öğretmenin sesini alçaltması, öğrenciler alçalttığında yükseltmesi gerekir.

Sınıf kontrolü sağlamak içinse aktif göz taraması yapılabilir. Aktif göz taramasıyla bir anlamda fiziksel yakınlaşma etkisi sağlanmış olacaktır. Derste çok konuşan ve kendini denetlemekte zorlanan bir öğrenciyle özel olarak görüşüp adeta kendi aralarında bir parola belirlemelidirler diyebiliriz. Bu parola çok konuşan ve kendini denetlemekte zorlanan öğrenci için kendisine özel bir işaret olduğundan, öğretmen tarafından bu mesajı alan öğrenci mesajın etkisiyle dikkatini öğretmene yöneltmesi gerektiğini anlar.

Sınıf içindeki sözel iletişim de disiplin sorunlarının çıkması yada çıkmamasında oldukça önemlidir. Örneğin sınıfta arkası dönük olarak talimat veren bir öğretmenin talimata uyulmaması için başka bir şey yapmasına gerek yoktur. İletişimde yüz yüze ve göz göze olmak çok önemlidir. Sınıf içerisindeki sözel iletişim öğrencinin cesaretini ve saygınlığını artırmalıdır. Sorduğu soruyu cevaplayan bir öğrencisini masasında bir şeyler karıştırarak dinliyormuş gibi yapan bir öğretmen diğer öğrencilerinden arkadaşlarını dinlemesini beklememelidir. Öğrencilerimizden yapmamalarını istediğimiz şeyleri öncelikle kendimiz yapmayarak, yapmasını istediklerimizi de yaparak örnek olmalıyız. Bir çok öğrenci kasıtlı olarak istenmeyen davranışlarda bulunmaz,hatta önemli bir kısmı yaptığının farkında değildir. Problem davranış gösteren öğrenciler sürekli eleştirilmemeli, “yapma” türü olumsuz cümleler kullanılarak hatalı davranış düzeltilmeye çalışılmamalıdır. Bu davranış türü yapılan işi pekiştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Böyle bir durumda yapılması gereken, zamana ve ortama göre değişebilir. Bazen görmezlikten gelirken bazen de davranışı niçin yapmaması gerektiği bire bir görüşülerek gerekçeleriyle birlikte anlatılmalıdır.

Öğretmenleri tarafından küçük görüldüklerini, her hal ve hareketlerinin tenkit edildiğini, yaptıklarının pek azının beğenildiğini gören öğrenciler; öğretmenleriyle yakınlaşmak yerine uzaklaşmayı tercih etmektedirler. Sadece dersten derse birbirlerini görebilen öğretmen ve öğrencilerin birbirlerini tanıma konusunda ne  kadar başarılı olacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Birbirini tanımayan ve birbirinden uzaklaşan bireylerin sağlıklı bir iletişim kurması mümkün mü?

Öğretmenin yapması gereken, öğrencinin kalbini kazanması, onları kendine bağlaması, sevmesi ve onlar tarafından sevilen bir şahsiyet olmasıdır. Bundan sonrası kolaydır. Çünkü öğretmenini seven öğrenci aynı sevgiyi dersine ve okuluna da gösterecektir. Sevgi bütün kapıların kilitlerini açan bir anahtardır. Sevgi anahtarıyla açılan kalp kapılarından içeri girip gönüller feth edilince, aşılmayacak güçlükler aşılır, çekilmeyecek meşakkatler çekilir. Her çocuk sevilmek ve anlaşılmak ister. Öğretmeni tarafından sevilmeyen veya sevildiğini hissetmeyen çocuk, öğretmenden gelenleri kabullenmez. Seni seven, senin sevdiklerini de sever.

“Öğretmenin davranışlarındaki hassasiyet; sözlerinin tesiri ve istediklerine ulaşma adına fevkalade önemlidir. Çocuk, iyi ahlakı iyilik telkinleriyle değil, iyi örnekle kazanır. Öğrencisine iyi örnek olan bir öğretmen, ahlak kitaplarından daha tesirlidir”

Kaynak:

Çocuklarımız İçin Eğitim Sohbetleri

Prof. Aytaç Açıkalın

Prof. Haluk Yavuzer

Prof. Nurgül Yavuzer

Prof. Ziya Selçuk


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2013

Sayı: 294

İlkadım Arşiv