Kasım 2016 Nuri ERCAN A- A+
A- A+

Nebukadnezar’ın Rüyası

Kadim zamanlarda ülkeleri yöneten krallar, eski Mısır’da “Firavun”, Türklerde “Hakan”, Bizans ülkesinde “Kayser” ismi ile adlandırılmıştır. Milattan önce bir dönem Ortadoğu’yu kasıp kavuran Keldani hanedanından gelen Babil kralları da bu kullanıma benzer bir biçimde “Nebukadnezar” adı ile anılmışlardır.

Arapların “Buhtunnasr” dedikleri II. Nebukadnezar bu kralların en meşhurlarındandır. Tarih kitaplarının verdiği malumata göre Antik İsrail’i işgal edip Süleyman Tapınağını yıktırarak İsrailoğullarını Kenan’dan süren II. Nebukadnezar’dır.

Nebukadnezar’ın (MÖ 630-561) yaşadığı dönemde, özelde Ortadoğu genelde bütün dünyada unutulmayan ve dilden dile hikâyeleri anlatıla gelen bir kral olmasını sağlayan uygulamaların başında tapınaklar, yollar, sulama kanallarının yanı sıra eşinin hatırına dünyanın yedi harikasından biri sayılan Babil’in asma bahçelerini inşa ettirmiş olması gelir.

Rivayetlere göre: Nebukadnezar, asma bahçelerini sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Söylentiye göre Mezopotamya’nın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı (mühendislik sırları günümüzde de tam olarak çözülememiş) sütunlar üzerinde yemyeşil bir bahçe inşa ettirmiştir.

Nebukadnezar bir gün kötü bir rüya görür. Rüyadan çok müteessir olur. Sabah ilk iş olarak kâhinleri saraya davet eder. Onlardan anlatmadığı rüyasının tabirini yapmalarını ister. Kâhinler hem ne rüya gördüğünü bilip hem de tabir edecekler veya öleceklerdir. Kralı ve kâhinleri bu umutsuz durumdan Danyal aleyhisselam kurtarmıştır.

Hz. Danyal: “Bilge adamları ve astrologları öldürmeyin. Size rüyanızın ne ile ilgili olduğunu söyleyeceğim” diyerek kâhinlerin ve tebaanın önünde söz aldı ve şöyle devam etti: “Gökte sırları açığa çıkaran bir Allah vardır. Allah rüyanızı bana bildirdi; böylelikle masum insanlar ölmeyecek; siz de Allah’ın hikmetini bileceksiniz. Rüyanızda büyük bir heykel gördünüz. Çok büyük ve korkunçtu. Kafası altından, göğüsleri ve kolları gümüşten, beli ve kalçaları tunçtan, bacakları demirden fakat ayakları kildendi. Sonra bir taş kilden ayağı parçalara ayırdı ve dev heykel yere düştü. O kadar küçük parçalara ayrıldı ki bir rüzgâr estiğinde savruluyordu. Fakat kil ayağı ezen taş büyük bir dağ haline geldi ve tüm toprağı kapladı.”

Hz. Danyal, daha sonra da krala rüyanın ne anlama geldiğini izah etmeye çalıştı. “Güçlü ve şerefli bir kralsınız. Siz o altın başsınız. Fakat sizden sonra sizin kadar iyi olmayan başka bir krallık olacak; tunçtan üçüncü bir krallık olacak. Dördüncü krallık demir kadar güçlü olacak fakat parçalara bölünecek. Ve kilden ayağın parçalara ayrıldığını gördüğünüz gibi krallık da parçalara ayrılacak ve sonra dünyadaki diğer milletlerle karışarak yok olacak. Bu olduğunda gökteki Allah sonsuza dek sürecek bir krallık kuracak.”

Danyal aleyhisselam’ın rüyayı anlatabilmesi ve tabir etmesi (her ne kadar kötü sonuçları bildirmiş olsa da) II. Nebukadnezar’ı o anda rahatlatır. Fakat Babil Krallığı kısa bir zaman diliminde yıkılır ve tarihteki yerini alır.

Meşhur Babil kralının rüyası ve Danyal aleyhisselam’ın yorumları calib-i dikkattir. Rüya zihnimizde mücessem bir numune oluşturur. İnsan hayatı ve toplum hayatı ile ilgili birçok konuya yorulabilir. Gündelik hayatın birçok veçhesine benzetilebilir.

Örneğin, dünya ve ahiret saadetini hedefleyen mü’minler için bu rüyayı dünya hayatına yormak mümkündür. Dünya hayatının cazibesi altın, lezzetleri gümüş, evlad-ı iyali tunç, malı mülkü demir ve ömrün sınırlılığı kil olarak tahayyül edilebilir. Dünyada bağlandığın ne olursa olsun sertleşmiş bir kil tabakasına dayanıyorsun; bu tabaka erimeye başladığında altının, gümüşün, tuncun, demirin hiç bir faydası olmaz. Öyleyse ahiret hayatına önem verilmelidir.

Başka bir yorumla heykeli aileye benzetebiliriz. Heykelin başı aile reisidir. Göğüsler ve kollar annedir. Tunçtan ve demirden müteşekkil bölümler ailenin diğer fertleridir. Ama aileyi sağlam temele oturtacak ya da sapasağlam bir tabana sabitleyecek zemini güzel ahlak ilkeleri oluşturmalıdır. Ailenin tabanı kil gibi çürük ve bozulabilecek dayanıksız malzemeye dayanırsa aile tez zamanda yıkılmaya mahkûm olmaktan kurtulamaz.

Nebukanezar’ın rüyasında gördüğü heykeli bir topluma yorabiliriz. Bu benzetme sosyolojik prensiplere daha yatkın olacaktır. Baş kısım ülkeyi yöneten liderdir. Vücudun reisi beyne sahip olmasından dolayı baştır. Arapların insan başına “ra’s” demeleri oldukça anlamlıdır. Kol ve göğüsler karizmatik yönetim şekline destek olan seçilmişlerdir. Bel kısmı bürokratlardır. Ayaklar halktır. Heykel topyekûn ülkedir. Heykeli oluşturacak unsurlardan yönetenler altın gibi, seçilmişler gümüş gibi, bürokratlar tunç gibi, memurlar demir gibi değerli ve sağlam olmalıdır. Herkes birbirini taşıyabilmeli ve dışarıdan bakıldığında heykel bir bütünlük arz edecek biçimde düz ve pürüzsüz olmalıdır.

Toplumun ana muharrikleri kil gibi zayıf, dayanıksız, çürümeye mahkûm ve geçicilikle malul maddelerden oluşmamalıdır. Heykelin ayak kısmını oluşturacak ana maddeler köksüz ve türedi olmamalıdır. Üzerinde yürünecek, istifade edilecek ilkeler hakka dayanmalı ve ebedi bir varlığın sunduğu ilke ve prensiplerden meydana gelmelidir. Yoksa heykel kısa sürede paramparça olmaya mahkûmdur.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2016

Sayı: 340

İlkadım Arşiv