Aralık 2015 Abdurrahman Yüksel ÖZDEN A- A+
A- A+

Müslümanın Para İle İmtihanı

Dener Rabbim bizleri her halimizle
Bazen zenginlikle bazen fakirlikle
İnce ayar ister bunlar sabır ve şükürle
Cennete, cehenneme vesiledir Müslümanım diyene


Dünya hayatı, her insanın ahireti için imtihan olduğu geçici bir alemdir. Para ile imtihan ise en çetin alanlardan biridir.

Ne yazık ki günümüzde vahşi kapitalizmin çarkları altında ezilen insanoğlu bu imtihanın farkında olmadan adeta kendisine ve topluma şifa verecek eczanelerin kapısına kilit vurmaktadır.
İslami hassasiyetler yaşanırsa kapitalizmin iktisadi hayatımızı istila etmesi mümkün değildir.

Zor bir imtihandır para ile olan imtihan. İnsanoğlu bolluk, zenginlik içindeyken “mal ve para” hırsına kapılabilir. Allah’ın kendisine akıl, sıhhat ve imkân verdiğinden dolayı bunu kazandığını düşünmeden bütün kerametin kendisinde olduğu vehmine kapılabilir. İşte asıl tehlike de burada başlar. Kendisinin hayır gibi gördüğü bu durum pekâlâ şerre dönüp cehenneme gitmesine vesile olabilir.

Kişi zenginleştikçe hayatı “mal ve para” hırsına dönüşebilir. Fıtratındaki enerji yakıcı, kavurucu, mahvedici boyutlara ulaşabilir. Varlığı sadece maddiyatla ölçer hale geldiğinde de maneviyata karşı körleşir, dünyevileşir.

“Allah’ım bana dünya zenginliği ver, şımarmayacağım.” deme lüksüne sahip değildir. Zira hiç kimsenin şeytanın tuzağına düşmeme garantisi yoktur. Oysa “Allah’ım bana çokça zekât vermeyi nasip et.” dese bir taşla iki kuş vurmuş olur. Hem dünyası hem ahireti için güzel bir yolu tercih etmiş olur.

Görüldüğü gibi tehlikeli bir imtihan. Bunun canlı örneklerini zaman zaman görüyoruz. Allah azze ve celle’nin ikramını düşünmeden bütün kerametin kendisinde olduğu vehmine kapılan çoğu gafillerin ne kadar adileştiğini, basitleştiğini, gurur ve kibre kapılarak dünyada itibarsız, rezil ve perişan olduklarını görüyoruz. Bakmayın olanların dış görünüşteki mutluluklarına(!), iç ve dış dünyalarında huzur bulamazlar. Ebedi âlemdeki hesabın daha çetin olacağını keşke bilseler.

Zenginliği ile mağrur, herkese yukarıdan bakan bir kişi vardı kasabamızda. Üstelik inanç yönünden Müslümanlara karşı menfi tavrı çıplak gözle görülecek kadar belliydi. Ben on beş yaşlarında namaza yeni başlamanın heyecanı içindeyken beni çarşıda gördü. “Ne yapıyorsun l… Daha namaz kılıyor musun? Kaldırma do… başını secdeden!” diyerek çok büyük hakaret etti. Kendi elli, altmış yaşlarında, görünüşü, kalıbı da yerinde etli butlu bir şeydi. Sonra ben görevli olarak yurt dışına gitmiştim. İzinli geldiğimde onun bir senedir hasta yattığını öğrendim. Belki tevbe eder düşüncesinden hareket ederek o yaptığı hakareti hatırlatmak için ziyaretine gitti.

Bunlar içinde bizlerin yani müspet düşünmeye çalışanların bunu fırsat bilerek tebliğde bulunması gerekir diye düşündüm. Hasta iken insan daha hassas olabilir. Neyse, vardığımda bir yıldır secdeye benzer bir vaziyette yattığını gördüm. Anlattım. İtiraz etmedi. Memnuniyetini de belli etmedi. İnşaallah ben çıktıktan sonra kendi kendine muhasebe yapıp tevbe etmiştir. On sene o şekilde yatarak yaşadı, sonra vefat etti. Allah azze ve celle en iyisini bilir.

Bunun yanında bu varlığın kendisine Cenab-ı Hakkın emaneti olduğunu bilen şuurlu Müslüman kardeşlerimiz de vardır elbette. Cenab-ı Hakk bunların sayısını artırsın. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam’ın “Zengin Müslüman fakir Müslümandan hayırlıdır.” hadisi şerifinde belirttiği, Cenab-ı Hakkın “İnfak ediniz.” ayetlerinin doğrultusunda hareket edip fakir ve fukaranın hakkını veren mü’min kardeşlerimize gıpta ediyoruz.

Mademki para ile imtihan zor, biz de dünyaya zoru başarmaya geldik, o halde kendi kendimizi şöyle bir test edelim bakalım, bu imtihanın neresindeyiz?

1.   Dünyada emanetçi olduğumuzu biliyor muyuz?

2.   Yoksulun hakkını gözetiyor muyuz? Hangi sıklıkla ve en son ne zaman isar’da bulunduk?

3.   İsraf ve gösterişi hayatımızdan silmeye gayret ediyor muyuz?

4.   En önemlisi de sahip olacaklarım insani tarafımı geliştirecek mi, eksiltecek mi?

Başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim bakalım. Kesin olarak bilinmelidir ki İslam zengin olmaya karşı değildir hatta onu teşvik edicidir. Dediğimiz gibi nimetler kişiye Hakkı hatırlatmalı, bu nimetlerle Allah’a daha çok yönelmeli, kısaca paraya esir olmamalı, parayı İslam’ın emrine vermelidir. Vesselam…


***


UMARIM SORULMAYACAK

Ben “Müslümanlardanım” dediysen
Dedin de özüne indirdiysen
Ölmeden ölümü öldürdüysen
Bir saatlik gaflete üzüldüysen
Para sana değil, sen paraya hükmettiysen
Tefekkürle, zikirle ömrünü geçirdiysen
Umarım kardeşlerim sorulmadan
İnşaallah cemaline ve cennetine layıksın sen


***



ELBET SORULACAK
Vermiştir Mevlâm sana aklı, zekâyı, parayı
Bilme kendinden, vardır bunlarda fakir fukaranın hakkı
Deme sakın “Ben kazandım, ben indim, ben bindim” diye
Öyleyse soralım bakalım, herhalde geldi zamanı

Para kazanmada çoktur hünerin
Mevlâm kazandırdı bunu bilesin
Fakiri, yoksulu çoktur memleketin
Sorulacak: Muhtaçlara kaç kuruş verdin?

Evin muhteşem içi dışı boyalı
Yeri yüksek harikadır manzarası
Derler maldır canın yongası
Sorulacak: Doluyor mu misafir odası?

Belli ki vardır kat kat elbiseler
Bilirsin fakirler soğukta titrerler
Verir miydin en iyisini seçseler
Sorulacak: Giydirdin mi yetimi, geçiyor seneler

Övünüyorsun çevrem var, dostum var
Allah çokluğa değil kaliteye bakar
Söyle derler dostunu söyleyeyim kim olduğunu
Soracaklar: Kaçında Allah korkusu var.

Vardır elbet çevrende altta üstte komşu
İyi düşün saldın mı onların içine korku
Diyor Resulüm şerliysen cehennemdesin
Sorulacak: Sen komşuluğun neresindesin

Akıl, zeka, ilim erbabıysan sen
İlmine göre yaşamadıysan sen
Üstelik mü’minleri aşağıladıysan sen
Sorulacak: Bu hesabı nasıl vereceksin sen

Yazmaya çalıştım Allah’ın izniyle ben
İstedim ki kardeşlerim okusun erkenden
Unutmayın tüm güzellikler yüce Rabbimden
Niye almayalım nasibimizi cemalinden, cennetinden

Abdurrahman Yüksel Özden

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2015

Sayı: 329

İlkadım Arşiv