Kasım 2022 İbrahim Cücük A- A+
A- A+

MUHASEBE- Olmazsa Olmaz Olan Özellik: İhlas

İlimde de amelde de tebliğ ve irşadda da kardeşlik ilişkilerimizde de İslam davasını halka mal etmede de gençliği bu davanın genci kılmada da ihlas, yoğurdun mayası gibidir. İslam binasının temelinin de duvarlarının da harcı ihlastır, samimiyettir, sırf Allah için olmaktır, emirleri yerine getirirken de yasaklarından sakınırken de sırf Allah’ın rızasını gözetmektir.

İhlasla ilgili hikmetli sözler;

“İhlas, sürekli Allah’ı düşünerek insanların görmesini akıldan çıkarmaktır. Aslında yapmadığı bir davranışı insanların beğenisi için yapan Allah’ın gözünden düşer.” İbn Kayyım el-Cevziyye (rh.a.)

“Kimsenin olmadığı bir yerde ihlas ile iki rekât namaz kılman, senin için yetmiş ya da yedi yüz hadis yazmandan daha iyidir.” Seri es-Sakatî (k.s.)

“İhlaslı kimse, günahlarını gizlediği gibi hasenatını da gizleyendir.” Yakub-ı Mekfûf (rh.a.)

“Kul ihlaslı olursa, vesveselerin ve riyanın çoğu ondan ayrılır.” Ebû Süleyman-ı Dârânî (k.s.)

“Kul kırk gün Allah için ihlaslı olursa Allah onun kalbinde hikmeti bir bitki gibi yeşertir. Dilini onunla konuşturur. Ona dünyanın kusurlarını, hastalığını ve ilacını gösterir.” Süfyan b. Uyeyne (rh.a.)

“İnsanlar için amel etmek, şirk; insanlar için ameli terk etmek, riya; ihlas ise Allah’ın seni bu ikisinden korumasıdır.” Yahya b. Muaz (k.s.)

“Amelle ilgilendiğinizden daha çok, amelin kabulüyle ilgilenin. Çünkü hiçbir amel takva ile azalmayacağına göre, kabul edilen bir amel nasıl azalsın?” Hz. Ali (r.a.)

“Kulun ilmi ve ameliyle gösteriş yapması, belaların en büyüğüdür. Fakat bunun farkında olanlar pek azdır.” Aliyyü’l-Havvâs (k.s.)

“İlim, bir çekirdektir, amel onu ekmektir, suyu ihlastır.” İmam Gazzâlî (rh.a.)

Elindeki çekirdeği ekmezsen çekirdek yok hükmünde, ektin de sulamazsan ekmedin hükmündedir. İlim var ama amel edilmezse ilim yok hükmünde, amel edilir de amelde ihlas yoksa amel yok hükmündedir. Çünkü ilimsiz amel olmaz, ihlassız amel de kabul edilmez.

Amellerin kabul edilmesinin iki temel şartı: Birisi; kalpte niyetin Allah rızası için olması yani ihlas, diğeri; amelde Hz. Peygamber (s.a.s.)’i örnek alıp izlemek yani Sünnettir.

İşte bu konuda âyette Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah ancak muttakîlerden/takva sahiplerinden kabul eder.” (Mâide sûresi 5/27)

Muttakî; kendisini küfürden, şirkten, riyadan, günahlardan, şüphelilerden, emirlerin de terkinden koruyan kimsedir.

Rasûlullah Efendimiz de şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ, sizin yüzlerinize ve mallarınıza değil, kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34.)

Allah (c.c.) kalpteki niyete, niyetteki ihlasa ve ihlasın oranına bakmakta; amellerde de Sünnet’e uyup uymadığına bakmaktadır.

Mü’mini münafıktan ayıran; niyetteki ihlas, mü’mini bidatçıdan ayıran da ameldeki sünnettir.

Allah Teâlâ’nın kula yardım oranı hakkında Abdullah İbni Ömer’in âlim ve zâhid oğlu Medine’nin yedi fakihinden biri olan Sâlim, halife Ömer İbni Abdülazîz’e yazdığı mektupta şöyle demişti:

“Şunu iyi bil ki, Allah Teâlâ’nın kuluna yardımı, kulun niyeti(ndeki ihlas oranı) kadardır. Kimin niyeti(ndeki ihlası) tam olursa, Allah’ın ona yardımı tam olur. Niyeti(ndeki ihlas oranı) ne kadar azalırsa, Allah’ın yardımı da o kadar azalır.” (Riyazü’s-Sâlihîn şerhi, Heyet, s. 94. Erkam yay.)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr