Kasım 2014 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Mü’minler Arasına Ayrılık Sokanlar

Rabbimiz buyurdu ki;
“Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.” (Bakara, 176)

Rabbimizin gönderdiği ahkâm konusunda ayrılığa düşenlerden maksat, âlimlerin ihtilafı değildir. Çünkü âlimlerin ihtilafı ümmet için rahmettir. Onların yanlış ictihadları bile kendileri için bir sevaptır. Asıl kast edilenler cahiller, çıkar ve menfaat peşinde koşanlar, itibar ve şöhret hastaları, ayetleri gerçek manalarının dışında yorumlayıp derin ayrılıklara düştükten sonra insanları da bu ayrılığa düşürenlerdir. Dün de bu günde Müslümanlar arasındaki ayrılıkların ve husumetlerin temelinde bu art niyetli çalışmaların etkileri vardır.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Bir de zararlı faaliyette bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Rasulü’ne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescid yapanlar vardır. Bunlar ‘Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok.’ diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şahitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. (Tevbe, 107)

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz döneminde bile bu ayrılıkçılar faaliyet göstermişler hatta kurumsallaşma gayretine bile girmişlerdir. Allah ve Rasulü’ne karşı savaşanlara yardım ve yataklık etmek için mescid bile inşa etmişler, bunu da iyilik adına yaptıklarını iddia etmişlerdir. Fakat Rabbimiz buna müsaade etmemiş. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de fitne merkezi haline getirilmek istenen bu ‘mescid-i dırar’ı yıktırmıştır.

Dün de bugün de Müslümanlar arasında ayrılık çıkaranlar, maddi veya manevi çıkar ve menfaatlerinin zebunu olmuş sefihlerdir. Onlar her ne kadar art niyetlerini gizlemeye çalışsalar da er veya geç Rabbimiz onların niyetlerini ortaya koymuştur, koyacaktır da.

Dünkü ayrılıkçılar da bugünkü ayrılıkçılar da kendilerine göre muhakkak meşru sebepler bulurlar. Yarın kalplerin gizlediklerini bilen Rabbimize ne diyecekler? İnkârcı münafıkları anladık da, imanlı münafıklara ne demeli? Müslümanların arasına ayrılık tohumları ekerek onların gücünü zayıflatanlar, Rabbimize nasıl hesap verecekler?

Allah’ı bir, kitabı bir, peygamberi bir mü’minlerin gereksiz ihtilaflarla ayrılığa düşmelerinin izahı mümkün mü? Bir yerlerde yanlış var. Ya niyette ya da bilgide... Kaynak bir ise, dava bir ise bunun başka bir izahı olamaz. Âlimlerimiz ilmî izahlardan kaynaklanan farklı görüşlerden dolayı asla birbirlerini itham etmemişler, aksine birbirlerinin görüşlerine saygı göstermişlerdir.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Kâfir olanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdır, eğer siz bunu yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.” (Enfal, 73)
Kâfirler birbirinin destekçisi ve yardımcısı oldukları halde, mü’minlerin birbirinin yardımcısı ve destekçisi olmamaları da yeryüzünün fitne ve fesada boğulmasına sebep olmaktadır. Meşrebi, mezhebi, mesleği ne olursa olsun tüm Müslümanlar birbirine yardımcı olmak zorundadırlar.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler” (Hac, 53)
Allah davasında samimi olanlar, Allah’a ve ahirete gerçekten iman edenler, mü’minler arasına asla ayrılık sokamazlar. Mü’minler arasına ayrılık sokmaya çalışanlar; müşriklerdir, münafıklardır, Yahudilerdir, Hıristiyanlardır.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Onlardan kimi de: ‘… Bana izin ver, beni fitneye düşürme’ diyecektir. Haberin olsun ki, onlar zaten fitne çukuruna düşmüşlerdir.” (Tevbe, 49)

İmtihan için yaratılan insan çeşitli şekillerde imtihandan geçmektedir. En büyük imtihanlardan en sevgili kullar geçmiştir. Peygamberlerin en büyük imtihanları ümmetleridir. Peygamberlerin hepsi ümmetleri ile imtihan olmuşlardır. Babaları ile eş ve çocukları ile imtihan olan peygamberlerin sayıları da az değildir.

Ümmetin en büyük imtihanlarından biri de yöneticilerin yönetilenlerle, yönetilenlerin de yöneticileri ile imtihanıdır. Maalesef bu, ümmetin tarihine baktığımızda en çok kaybettiğimiz imtihan türlerinden biridir.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Öyle bir fitneden sakının ki içinizden yalnız zulmedenlere çatmaz.” (Enfal, 25)
“O yeryüzünde iş başına geçti mi, orada fesat çıkarmaya, ekini ve zürriyeti kökünden kurutmaya koşar. Allah fesadı sevmez.” (Bakara, 205)

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdu ki:
“Rabbimden üç şey talep ettim, bunlardan ikisini bana verdi, birini vermedi. Rabbimden ümmetimi kıtlıkla helak etmemesini istedim, bunu kabul etti. Ümmetimin suda boğularak helak edilmemesini istedim, bu da kabul edildi. Rabbimden ümmetimin birbirini belaya atmamasını istedim; bu reddedildi.” (Müslim)

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ümmetini çok önemli bir hususta uyarmaktadır; siz birbirinizle imtihan olunacaksınız, çok dikkatli olun. Bu konuda da yardım olunmayacaksınız. Neden? İslam kardeşliğine, birbirini sevip saymanın faziletine, birbirine yardım etmenin mükâfatına bu kadar vurgu yapan bir dinin müntesibi olmasına rağmen, nefis ve şeytan mü’minleri hala birbirine düşürmeye imkân bulabiliyorsa acaba buradan onların ilahi yardımı hak etmeyeceklerini anlamamak mümkün mü?

Ebu Ümeyye eş-Şabani anlatıyor: “Ey Ebu Sa‘lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide, 105) Bana şu cevabı verdi: “Gerçekten bunu iyi bilen birine sordun. Ben aynı şeyi Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e sormuştum. Demişti ki:
“Marufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibidir. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace)

Heva ve hevese tabi olmak büyük bir fitnedir. Dine dünyayı tercih etmek büyük bir fitnedir. Rey sahiplerinin kitaba, sünnete bakmadan kendi görüşüne itibar etmesi büyük bir fitnedir. Cimrilik büyük bir fitnedir.

Bu, ümmet içerisinde beşeri değerlerin hâkimiyetidir. Bu derece bozulan insanlara emr-i bil maruf da fayda vermez hale gelir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2014

Sayı: 316

İlkadım Arşiv