Mayıs 2013 Ebubekir Sıddık YAŞLI A- A+
A- A+

Model İnsan Zeki Soyak Hocaefendi ve İstişare Algısı

Merhamet sahibi Yaratıcı’nın merhametinin en belirgin örneklerinden biri, insanlığa rehber olmak üzere kitapları ve onların yaşayan modelleri olan Peygamberleri göndermesidir. Ancak Peygamberler de bir insandır ve sınırlı bir ömür sürmek üzere dünyaya gelmişler; görevlerini yerine getirmişler ve tekrar O’na dönmüşlerdir.

Hz. Peygamber (SAV) de bu minval üzere risalet görevini yerine getirmiş; kutlu bir toplum inşasını başarmış; geride Kur’an ve Sünnet gibi iki büyük emanet bırakarak aramızdan ayrılmışlardır. Bu emanetlerin bize sağlıklı ve doğru biçimde ulaşması ise büyük ölçüde, kendisine varis kıldığı âlimler vesilesiyle olmuştur.

Hz. Peygamberden bu tarafa sayısız âlim, âbid, zâhid ve şehidler, Kur’an ve onun yaşayan biçimi olan sünneti, büyük fedakârlıklarla, çaba ve gayret harcayarak bizlere ulaştırmışlardır.

Âlimlerin önemli görevlerinden biri, Kur’an ve Sünnet ile çerçevesi çizilen İslam’ın yaşanırlığını düşünce, tutum ve davranışları ile ortaya koymaktır. Onların diğer bir görevi ise, daha yaşanılır bir dünyaya ulaşmak için yaşantısı, Kur’an ve Sünnetten beslenen düşünce ve yaşam prensipleri ile insanlığın ve özellikle Müslümanların ufkunu açmaktır.

Bu minval üzere yaşamış; çevresindeki insanlara hayata bakışı, düşünceleri, duruşu, yaşamı ve yaşamına temel olan prensipleri yönüyle model insan olma vasfını kazanmış son dönem âlimlerinden biri de hiç şüphesiz, merhum ve muhterem Zeki Soyak Hocaefendi’dir. Onun bireysel ve sosyal yaşamı, dünya ve ahiret hayatına bakışı, teşkilatçı ve eğitimci kimliği, mücadele insanı olma özelliği vb. daha birçok yönü, bizler tarafından dikkatle incelenmesi ve örnek alınması gereken özellikleri kapsamaktadır.

Böyle kısa bir yazı içerisinde Muhterem Hocamızı farklı yönleri ile tanıtmak; örnek alınması gereken yönlerini örnekleri ile aktarabilmek elbette mümkün değildir. Ancak, onu tanıyan hemen bütün insanların hemfikir olacağı karakteristik özelliklerinden birinin “istişare”ye verdiği önem olduğu söylenebilir. Onun özellikle teşkilatçılık ve mücadele insanı olma konusundaki başarısının ardında yatan temel değişkenlerden birinin istişare olduğu, gerek yazılarından gerekse uygulamalarından kolaylıkla anlaşılmaktadır. İşte bu yazıda temel olarak bu konu ele alınmıştır.

Kelime anlamı ile istişare, “danışmak, görüşmek, düşünceleri paylaşmak, değerlendirmelerde bulunmak, düşünceleri olgunlaştırmak” gibi anlamlara gelmektedir (Doğan, 1996; TDK, 1988; https://eksisozluk.com).

İstişarenin nasıl olacağı, kimlerle istişare edilmesi gerektiği gibi konular, daha çok, Allah Resulü (SAV)’in sünneti ve O’nun varisleri olan alimlerin açıklamaları ile biçimlenmektedir.

Allah (CC)’ın istişare konusundaki emirlerinin gereğini ve mantığını iyi anlamak; bu emre kalben ve zihnen teslim olmak; “işittik ve itaat ettik” (Nur/31; Bakara/285) diyebilmek; Hz. Peygamber (SAV)’in sünnetine uygun davranmak Müslümanlar ve Müslümanlık için önemli bir gerekliliktir. Burada, peygamberlerin varisleri olan âlimlere kulak vermenin, onların örnekliklerini model almanın Müslümanların işlerini önemli ölçüde kolaylaştırdığı belirtilmelidir.

İnsan aklının, bilgi ve deneyim birikiminin, düşünebilme kapasitesinin vb. sınırlı olması; gaybı bilemeyişi gibi noksanlıkları, başka insanlarla fikir alışverişini hem zorunlu hem de daha faydalı hale getirmektedir. Başka bir ifadeyle istişare, insanın mutluluk ve başarıyı elde edebilmesi için takip etmesi gereken bir yöntemi ifade etmektedir.

İnsanı en iyi şekilde tanıyan Yaratan, kullarına rahmetinden dolayı böyle bir yolu göstermiş, uygulamaya özendirmiş ve emretmiştir. İstişare konusunda Kur’an ve sünnette yer alan ifadeler incelendiğinde, bu ifadelerin, hayatın her alnını kuşatıcı bir içeriğe sahip olduğu dikkati çekmektedir.

“Onların işleri aralarında istişare iledir” (Şûrâ/38),

“İş hususunda onlarla müşavere et. Artık kararını verdiğin zaman da Allah’a dayan ve güven. Çünkü Allah, kendisine güvenip dayananı sever” (Âli İmran/159);

“Biliniz ki Allah ve Resulü, müşavereden müstağnidirler. Lakin Allah’uTeâla bunu benim ümmetime bir rahmet kıldı. Onlardan her kim istişare ederse rüşdden mahrum olmaz, her kim de terk ederse hatadan kurtulmaz” (Taberanî);

“Salih olan âlimlerle istişare edin!” (Hadis-i Şerif/Taberanî)

“İstişare, pişmanlığa karşı kaledir” (Hadis-i Şerif/Maverdi)

“İstişare eden pişman olmaz” (Hadis-i Şerif/Taberanî)

“Yapacağı işi ehli ile istişare edene, o işin en güzeli nasip olur” (Hadis-i Şerif/Taberanî)

“Akıllıya danışıp onu dinleyen, doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur” (Hadis-i Şerif/Maverdî)

“Tedbirli kimse, işinin ehli olana danışıp, ona göre hareket eder” (Hadis-i Şerif/Ebu Davud)

Tüm bu ayet ve hadisler ile Bedir, Uhud ve Hendek Gazveleri gibi siyasi, askeri, sosyal ve ekonomik birçok olayda Allah Resulü (SAV)’in uygulamaları incelendiğinde, istişare işinin hayatın her alanına renk vermesi gereken bir eylem (ibadet) olarak genel bir ifade tarzının kullanıldığı görülmektedir.

Bu durum, istişarenin bireysel, sosyal, ekonomik vb. yaşam farkı gözetmeksizin hayatın her alanındaki tüm işlerde riayet edilmesi gereken bir iş/emir olduğu şeklinde yorumlanabilir. Aynı zamanda, Müslümanlar açısından çok önemli bir ibadet ve gereklilik olduğunun da göstergesi olarak kabul edilebilir.

Merhum Zeki Soyak Hocaefendi’nin eserleri, sohbetleri, yaşamı ve uygulamaları incelendiğinde, istişarenin yaşamsal bir gereklilik olduğunun çok açık şekilde idrak edildiği; ne zaman, nerede ve kimlerle nasıl bir istişarede bulunulması gerektiğine ilişkin çok net ölçülerin ortaya konulduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır.

İstişareyi, faziletli bir toplumun temel özelliklerinden biri olarak gören Hocaefendi’ye göre istişare İslam’ın emridir; bu ümmete vacip kılınmıştır. Gizli kulisler yapmak, dedikodularda bulunmak, İslam’ın kesinlikle yasakladığı yerilmiş işlerdir; kötünün kötüsü bir ahlaktır (Soyak, 2005, 43).

Ferdî ve istişaresiz hareketler netice itibarıyla tefrika ve istibdat doğurur. Ölçüler yerine şahıslar ön plana çıkar ve çalışmaların, enerji ve kaynakların boşa gitmesini beraberinde getirir. “Mefkûre”  adlı eserinde bu konuyu ele alan Zeki Soyak Hocaefendi, Allah Rasûlü ve ashabı kiramın hayatından bir çok örnek vererek istişare ile yapılan işlerin nasıl rahmetle ve kazanımla sonuçlandığını; bunun ham aklen hem de mânen nedenlerini açıklamaya çalışmıştır (Soyak, 2009, 249).

Hocaefendi, “İslami hareketler, sıhhatli bir şûra müessesesi tesis eder, Kur’an ve sünnetin değişmez esaslarına tâbi olur, şûrâ kararlarına uyarak kendi içinde uyumlu, kararlı bir oluşum meydana getirebilirlerse zillet ve meskenet perdesi yıkılacak ve ümmetin önü aydınlanacaktır. İşte o zaman aydınlık yarınlar ümmetin olacaktır” (Soyak, 2008, 93) diyerek istişarenin, İslam ümmetinin geleceğinin aydınlık ya da karanlık olmasının önemli belirleyicilerinden biri olduğuna işaret etmektedir.

Kimlerle ve nasıl istişare edilmesi gerektiğine ilişkin de görüş beyan eden Rahmetli Zeki Soyak Hocaefendi, “kendisi ile istişare edilecek kişilerin ilim, takva, aklıselim sahibi ve emin kişiler olmasının önemini belirtmektedir.  Ona göre istişare açısından oldukça önemli olan bir diğer husus ise, şûrâ’da herkesin görüşünü bütün açıklığı ile beyan etmelerinin; bunu yaparken de Allah (CC) rızasının ve Hakk’ın açığa çıkmasının tek amaç olarak alınmasının gerekliğini ifade etmektedir (Soyak, 2009, 250).

Diğer taraftan Muhterem Zeki Soyak Hocaefendi’nin eserinde altını çizdiği önemli noktalardan biri de, özellikle son dönemlerde demokrasi ile İslam’ı bütünleştirmeye çalışan yaklaşımlara dikkat çekmesidir. Ona göre demokrasilerde çoğunluğun dediği asıl ve doğru kabul edilirken İslamiyet’in öngördüğü istişarenin, yalnızca vahiyle belirlenmemiş konularda olacağı; belirli vasıflardaki insanlarla istişare edilebileceği ve çoğunluğun görüşünün değil, doğruluğu ve maslahata uygunluğunun temel ölçüt olarak alınması gerektiğini belirtmesidir. O, doğru ve maslahata uygun olmayan görüşlerin, çoğunluğun görüşü bile olsa kabul edilemeyeceğini ifade etmektedir (Soyak, 2009, 250). Bu yönüyle İslam’daki istişare ile demokrasilerdeki karar alma yöntemleri hem nitelik hem de süreç ve ürün açısından birbirinden tamamen ayrılmaktadır.  Bu nedenle İslam ve demokrasi arasında bağlantılar kurup bütünleştirme gayretlerinin temelsiz ve kabul edilemez olduğu söylenebilir.

Kısaca Zeki Soyak Hoca, gerek söz ve yazıları, gerekse yaşantısı itibarıyla İslam’ın özünü ve ruhunu net bir şekilde kavramış; yaşantısına aksettirebilmiş; bu özelliği ile de son dönemlerin önemli fikir ve eylem insanı olarak model olabilme vasfını kazanmış şahsiyetlerden biridir. Kendisi rahmetli olmasına rağmen yazılı eserleri ve onu örnek alıp düşünce ve çalışmalarını devam ettiren yaşayan eserleri ile aramızda yaşamaya devam etmektedir. Allah ona ve onun yolundan gidenlere merhamet etsin, yardım etsin… Amin.

KAYNAKLAR

Doğan, D.M. (1996). Büyük Türkçe Sözlük. 11. Baskı. İstanbul: İz Yayınevi.

Ekşi Sözlük. www.eksisozluk.com (26.03.2013)

İnsanlığa Son Çağrı: Kurân-ı Kerim (Yüve Meali ve Açıklaması) (2003). Çev: Hamdi Döndüren. İstanbul: Yeni Şafak Yayınları.

Soyak, Z. (2005). Fazilet Toplumu. Nevşehir: İlkadım Yayınları, No:8.

Soyak, Z. (2008). Ölçüler ve Dengeler. 2. Basım. Kayseri: İlkadım Yayınları, No: 18.

Soyak, Z. (2009). Mefkûre. Nevşehir: İlkadım Yayınları, No: 19

TDK. (1988). Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2013

Sayı: 298

İlkadım Arşiv