Ekim 2015 Nuri ERCAN A- A+
A- A+

Mesajların Dili

İletişim araçlarının kullanımının yaygınlaşması neticesinde insanların birbirleri ile haberleşmesi oldukça kolaylaşmıştır. Haberleşmenin önemi arttıkça araçları da süratle değişti ve çeşitlendi. İşin içerisinde sadece“satmak için üret” felsefesi olunca da iletişim teknolojisinin üretim hızına hiçbir kategoriyetişemedi. Hele hele dijital vasıtalar hızın yanında hazzı da beraberinde getirdiğinden telgraf gibi, mektup gibi, hatta hatta sesli telefon gibi geleneksel haber araçlarının pabucu dama atıldı.

Daha çeyrek asır öncesinde ülke dışında vuku bulmuş genel ya da özel bir vakıadan üç beş gün sonra haberdar olurken, şimdilerde bir savaşı, bir sel felaketini ya da dünyanın diğer ucunda gerçekleşen bir düğün törenini aynel yakin ekranlarınızdan canlı canlı seyredebiliyorsunuz. Dünyanın küçük bir köy olmasıkelimenin tam anlamı ile gerçekleşmiş durumdadır.

Son dönemlerde iletişimdeki hız olgusuna ve teknolojik aletlerin olumlu taraflarına tav olurken, olumsuz yönlerini geri plana itmek gibi bir hastalığa duçar olduğumuzu söylemek yanlış olmasa gerek.İletişim araçlarının faydalarını anlatmaya gerek var mı! Büyük küçük kime sorarsanız teknolojinin yararlarını birkaç saniyede sayıp dökeceklerdir sizlere…Hem de en bilimselinden! Lakin zararlarında bahsetmek istersek, çoğumuzun yüzü buruşur hemen! Çünkü sonuna kadar teknolojinin içine batmışız.(Mesela bu kadar hızlı iletişim sağlayan cihazlar kullandığımız halde neden birbirimizden hızla uzaklaştığımız sorusunu sormak aklımıza pek gelmez.) Artık her alanda teknolojinin kullanımı değil kullanılmaması abes karşılanıyor. Kaldı ki haberleşme ve iletişim araçları konusunda birazcık çekimser davranmak bile günümüzde kalakalmış biricik “gericilik” alametiolarak addedilir oldu. Bir dönemlerin “teknoloji alınmalı mı alınmamalı mı?” tartışmaları iseİsmet Özel’in “Üç Mesele”sine rağmen teknolojinin lehine kapanmış gözüküyor.

Neredeyse annesinden doğar doğmaz yavrumuzun eline sıkıştırdığımız akıllı telefonlar da hayatımızda yeni bir takım tarzlar elde etmemize sebep olmuştur.Umumiyetle tebrikleşme geleneğimizden kaynaklanan mesajlaşma onlardan birisidir.Sizlerin de sıkça şahit olduğunuz mesajlaşma muamelesinin de faydalı yönleri yanında getirdiği bir takım sıkıntılar vardır. Yaygın olarak, İslam’ı tebliğetme, haberverme, tebrik etme, kutlama gibi vesilelerle gerçekleşen mesajlaşmalar oldukça önemli ve faydalıdır.Bu tür mesajlaşmalardaki sıkıntı ancak içeriğin yetersiz ya da kopyalama olmasından kaynaklanmaktadır.Son dönemlerde moda halini almış uygulamalardan birsi de temenni babındaki mesajlardır. Bunlar, “hayırlı cumalar,hayırlı bayramlar,hayırlı kandiller,iyi günler,iyi haftalar”gibi temenni ifade den türlerdir.

Gerek temenni gerek kutlama olsun mesajlarınyetersiz ve zararlı olmasına neden olan nitelikleri ise dini metinler kullanılarak yazılmış olanlarında daha çok gözükmektedir.Bu tip mesajlarda sergiyi yani mesajın sunum şeklini dikkate almazsak; iki problem göze çarpmaktadır.Birincisi, herkesin dini metin aktarmaya çalışması(tabi ki kendileri böyle bir çaba içerisinde değiller, kopyalama yapılıyor), ikincisi de dini metinlerin sıhhat derecesinin bilinmiyor olması.Dini bilmeden aktarma yapanlar zaman zaman kendileri de böyle inanmaya başlıyorlar.Üstelik aktaracakları metinleri seçerken maddi anlamda oldukça yararcıdavrandıkları dikkat çekiyor.Böylece toplumda cahilliğe ve yanlış İslam algısına neden olunmuş olunmaktadır.

Kamuoyu oluşturmak ve topluma hareket ivmesi kazandırmak maksadı ile kullanılan mesaj türleri varki onların içerikleri, zaten mesajın sahibi mihraklar tarafından üretileceği için incelemeye gerek yoktur.Ancak bu tür mesajların da tesirleri inkar edilemez.

Yaşadığımız hayattaki samimiyet yoksunluğu birbirimize sunduğumuz mesajlarla birebir ilgilidir.Çocuğunu sadece bakışları ile terbiye edebilen babalar yok artık.Kızına göz işareti ile ders veren annelerimiz de aramızda değil.Gülümsemelerimiz, sadaka olarak kabul edilmeyen bir mesaj olmuş.Kimi zaman laflarımız da anlaşılmıyor yarenlerimiz tarafından.Dargınlıklar uyarı mesajı değil, düşmanlık kabul edilebiliyor.Kullandığımız mesajlarımızın tesiri yok sanki.Ruh halimiz başka bir halin mesajını veriyor gibi.

Oysa yirmi otuz sene öncesini yaşayanların birbirlerine olan samimiyetleri oldukça farklı idi.Bunu o dönemin mesajlaşma biçimi ve mesajların muhtevasından rahatça anlayabiliyoruz. Bunlardan sadece tebrikleşme(posta ile mesaj) olayına bakmamız yeterlidir.

Örneğin,güzel manzaralı tebrik kartlarına “Ramazan bayramınızı tebrik eder,iki cihan saadetleri temenni ederim” biçiminde yazdığımız bayram mesajımızı dostlarımıza,akrabalarımıza gönderirdik.Ama ne zor bir işti.(Bugün yaptığımız gibi kolayca,piyasada dolaşan kalıp mesajı kopyala yapıştır yapıp isimlerini,suretlerini,beraberliklerimizi,dostluklarımızı,bağlarımızı hiç hatırlamadığımız isimlere rastgele-toplu mesajla- bir dakikada gerçekleştirmiyorduk).Gerçekten zordu. Önce niyet gerekirdi.(Niyeti çok unuttuk çook!)Tebrik mesajı yollamaya bayramlardan onbeş gün önce niyet etmek gerekirdi. Kimlere tebrik kartı gönderilecek,kişiler bir bir zihinden geçirilir, acı tatlı hatıralar zihinde yeniden canlanırdı.Hatta“Vay bee!Ne günlerdi o günler...” cinsinden hayıflanmalar gerçekleştirilirdi.

Kimlere tebrik kartı gönderilecek belirlendikten sonra, tek tek kitapçılar dolaşılırdı.En güzel kartlar hangi kitapçıda ise dost ve akraba sayısınca kart seçilip satın alınırdı. Seçme işi orada bitmez;gönderilecek kişilerin vasıflarına göre evde kartlar ayrı tasnif edilirdi. Anne babaya, umumiyetle İslamî motifli, ayetli,hadisli ama mutlaka manzaralı tebrikkartları tercih edilirdi.Kartların üzerinde vefa ile ilgili,hayırlı ömür temennisi ifade eden veya şükürle ilgili atasözleri bulunabilirdi. Üstelik yazanın kendi ürettiği cümleler kartın beyaz tarafına özenerekdöktürülürdü. (Mesajı verilirdi.)

Meslekten ya da okumuş arkadaş ve dostlarımıza siyah beyaz renkli,özgürlüğü ifade eden bir güvercin resmi bulunan veya Filistin bayrağı ve Mescid-i Aksa motifi bulunan kartlar ya da ülkenin tarihi ve turistik yerlerinin resmedildiği renkli kartpostallar tercih edilirdi.Yine kartın beyaz kısmına en içten duygularla yazılan tebrik mesajları okunurken kart elimizden halberi düşmezdi. Hanımlar kendi aralarında erkeklerin gönderdikleri kartları kesinlikle tebrik kartı olarak göndermezler; genelliklehanımefendilik hassasiyetine uygun,sepet içerisinde gül demeti resmi,tek başına zambak resimleri,ırmak ve etrafında orman,arkasında sıradağların oluşturduğu tabiat manzaralarından müteşekkil kart postallar göndermeyi tercih ederlerdi.

Okuma yazma bilmeyen köylülerimiz bile çil keklik,güzel keklik,tavşan resimli kartlar satın alıp okuma bilen yeğenlerine “Bayramınızı tebrik ederim,kestane kebap,acele cevap” ifadesini yazdırıp yakınlarına bayram mesajı göndermekten geri durmazlardı.Askerde olanların tebrik kartları ile verdikleri mesajlar da hakikaten çok renkli olurdu.Erimiz ya da onbaşımız sağlık ve sıhhatte olduğu mesajı vermek istediğinden, mutlaka dimdik,sert bir bakışla,sağ elinde G-1 silahını yine sağa doğru açarak çektirdiği fotoğraf kartının arkasına bayram tebriğini yazardı. Öğrenciler öğretmenlerine tebrik kartı seçerken dikkatli davranırlardı. Ön yüzünde saygı ve ihtiram ifade eden şiirlerin mısralandığıbazen de kendi yazdıkları amatörce beyitlerin arkasında yer aldığı manzara resimli kartpostallar ile bayrammesajlarını iletmiş olurlardı.Tebrik kartları ve tebrik için kullanılmış fotoğraflar uzun yıllar saklanırdı.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2015

Sayı: 327

İlkadım Arşiv