Kasım 2020 Hamdi ÖZ A- A+
A- A+

MAVERADAN MACERAYA- Gel Gel Gümüle Gel

Değerli İlkadım Dergisi Okurları,

Makalemizi kaleme alırken Azerbaycan-Ermenistan savaşı devam ediyordu. Düşman, Turan Ordusunun varlığını ve gücünü ölçüyordu. Bunu ABD Başkanı Donald Trump, Irak ve Suriye cephesinde denemiş ve geri çekilmişti. AB üyesi ülkeleri, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile poz veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Ermenistan üzerinden yeni bir cephe açarak Türkiye ile beraber hareket etmenin acısını çıkarmak istiyordu. Bunu Yunanistan üzerinden denediler ama olmadı. Kıbrıs’taki Rumlar üzerinden denediler lakin sökmedi. Akdeniz’de Libya üzerinden fırtına koparmak istediler fakat maya tutmadı.

Bu fikir, 28 vagondan oluşan AB treninin erkeği Almanya Başbakanı Angela Merkel aklının ürünüdür. Almanlar bu planı Birinci Dünya Harbi öncesinde de denemişlerdi. Şöyle ki; İttihat ve Terakki Hareketinin öncülerinden Alman hayranı Enver Paşa tarafından Kafkas Cephesinde başlatılan Osmanlı-Rus Harbinde Sarıkamış Cephesinde 90 bin askerimiz şehit olmuştu. Bu sayede Almanlar hem Osmanlı Devleti’nin gücünü iyice azaltmış hem de Alman-Rus Harbini kazanmıştı.

Türkiye, dinler ve kültürler beşiğidir. Göbeklitepe, Çatalhöyük ve Hacılar’da yapılan arkeolojik kazılar bunun delilidir. Anatolia güneşin doğduğu ülke demektir. Ortodox Hıristiyanlığının Anatolia’daki merkezi İstanbul’dur. Yani; Hıristiyanlık Kudüs’te doğmuş, Anatolia’da yayılmıştır. Bu serüven 325 yılında İznik Konsülü ile başlamış, onu İstanbul, Efes ve Kadıköy Konsülleri takip etmiştir.

Sonra Antakya Süryani ve Ermeni Gregoryen Kiliseleri doğmuştur. Bugünkü Hıristiyanlığın kurucusu kabul edilen Aziz Pavlus aslen Tarsuslu, Aziz Nikolas/Noel Baba Demreli’dir. Aziz Pavlus’un sözde hac yolunu gezerken Antakya, Samandağ, Kıbrıs, Yalvaç, Derbe, Perge ve Antalya’ya uğrayıp Konyaaltı’nda denize girenler sözümüzü anlamıştır. Ardından Anatolia Ballons’a binip Elmalı, Çarıklı, Tokalı, Saklı, Karanlık ve Yılanlı Kiliseler üzerinden uçanlar ve Cappadocia Ballons’a atlayıp Göreme, Zelve ve Peribacaları üzerinden kuş bakışı süzülenler sırra kadem basmıştır. Dil, tarih ve coğrafya!

Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği üzere Müslümanlara en yakın Nasara toplumu Ortodoxlardır. Allah Azze ve Celle, Ehl-i Salib’in kendi aralarındaki dağınıklığı ifade ederken “Onlar üst üste istif edilmiş kof hurma kütükleri gibidir.” teşbihinde bulunmuştur. Kanuni Sultan Süleyman, bu kalaslardan Fransuva’yı yanına çekmiş ve Alman Şarlmen’e karşı kullanmıştır. Muhteşem Süleyman’ın fermanı olmadan, Osmanlı Devleti’ne navlun ödemeden Akdeniz’e gemi indirememişlerdi. Bendeniz, Erdoğan’ın Putin ile yakınlaşmasını mazideki Kanuni’nin Fransuva’yı yanına çekmesine benzetiyorum. Zira; günümüz Ortodoxlarının dini ve ruhani lideri Bartholomeos, siyasi lideri ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’dir. Ortodoxlar Roma’nın dini otoritesini ve Papa’nın yanılmazlığını kabul etmez.

İşte bugün Akdeniz’in doğusunda koparılan fırtınanın asıl sebebinin Osmanlı ruhunun yeniden canlanması ve rast gele dans edilemeyeceğinin anlaşılmasıdır. Macron ve Merkel artık ne vals ne de rastgele tango yapamayacak, tıbbi maske ile gezip de Mezdeke grubu ile kıvıramayacaktır. Sarkozi’nin halefleri kenger sakızını yaşlı devenin azgan dikenini gever gibi çiğneyip, çingene kızı gibi balon yapıp patlatamayacaktır. Zira; maskeli balo bitmiştir.

Hıristiyanlar, Kitab-ı Mukaddes’in Eski Ahit kısmının oluşturulmasında Yahudi Kutsal Kitabı Tanah’ın Grekçe/Yunanca çevirisini esas almıştır. İşte bu yüzden Yunanistan bir Hıristiyan Kulübü olan Avrupa Birliğinin şımarık ve bir o kadar da yaramaz çocuğudur.

AB’nin geçtiğimiz yıllarda Yunanistan üzerinden izlediği savaş politikası sonucu ödenemez askeri borçların ve oyunların farkına varan Eflatun-Aristo ve Sokrates’in torunları Angela Merkel’e parmak işareti gösterince Alman Derin Devleti fevkalade rahatsız olmuştu.

Yaşadığımız tarih ve coğrafya bizim kaderimizdir. Yunanistan’ın başkenti Atina olmak üzere Selanik, Girit, Rodos, Kavala, Pire, Gümülcine, Dedeağaç, İskeçe ve Midilli gibi tarihi şehir ve beldeleri meşhurdur. Mesela, Kavala; bize Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa ile oğulları İbrahim ve Tosun Paşa’yı, Tellioğulları ve Seferoğulları’nın Yeşil Vadi üzerine yaptıkları kavgayı hatırlatıyor.

Selanik şehrini Yıldırım Bayezid, 2. Murad, Kanuni dönemindeki eserleri ile tanıyoruz. Sabatay Sevi’nin ortaya çıkışı Selânik’in sakin hayatına büyük düzensizlik getirmişti. Selanik, Jön Türk hareketinin beşiği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu şehirdir. Selanik’te II. Abdülhamid’in sürgün yıllarını geçirdiği yapı olan Villa Allatini de hala ayaktadır.

Sizi, Yunan Harbinde kaçırılıp zorla evlendirilen Müslüman bir Türk kızının yıllar sonra Atina’dan Anavatana kaçışını anlatan ağıtı ile baş başa bırakıyorum. Azeri Türkülerini zaferden sonra dinlersiniz.

Çarşıdan üzüm geldi, Allah’tan izin geldi. Aç kapıyı Anacığım; Yunan’dan kızın geldi.

Atina’nın urganı, allı pullu yorganı. Üç kuzumu sorarsan; balıkların kurbanı.

Atina’nın üzümü, kıramadım sözümü. Üç yavrumu atarken; yumuverdim gözümü.

Atina’nın hamamı, yandan çıkar dumanı. Hiç kimseden şüphem yok; bağlan gavur imamı.

Her yıl 9 Eylül’de İzmir’in dağlarında çiçekler açar. Mavi boncuk, zeytin dalı, barış güvercini derken 2004 yılında iki ülke halkları arasında dostluk ve işbirliğini geliştirmek amacıyla Kadriye Esra Aygün tarafından Türk-Yunan Dostluk Derneği kurulur. Ne var ki 15 Temmuz 2016’da Yunanistan’a kaçan hainlere kucak açılması, sığınma taleplerini esastan karara bağlayıp iade edilmeyişleri dostluk ilişkilerini tarumar etmiştir. Yunanistan, kuş kafese girdi diye yemlerine zehir katmadan bu hain darbeci asker kılıklı eşkıyayı Türk yargısı ve adaletine teslim etmelidir. Halen iktidarı elinde tutan Yeni Demokrasi lideri Çipras, Rodos’ta saklanan eski Tapınak Şövalyelerini Haliç’in Simonlarına yem etmeyeceklerini açıklamalıdır.

Çipras, Yunan Müziği’nin kraliçesi Despina Vendi ile Rodos’a yerleşen Yeşilçam’ın meşhur ismi Müjde Ar’ı buluşturup sabık Başbakanlardan Ecevit’in Türk-Yunan dostluğu üzerine yazdığı kardeşlik şiirini yeniden terennüm etmelidir. Ne de olsa komşuyuz. Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum. Erken ergenlikte nereye bastığından haberi olmayan cahil gençlerin uçuk kaçık hareketleri “Gavurun kızı! Ne olacak Deli Desbine’nin tekidir veya Deli Gavur! Ha yavrum desen Kızılırmak’a iner” diye kınanır ve yerilirdi.

Her neyse, şaka bir yana artık ne Suriye’deki Arap kılıklı DEAŞ ne Irak’taki Kürt kılıflı PKK ne İran’daki Alamut Kalesi kalıntısı FETÖ ne Yunanistan orjinli Mavri Mira ne Fransa merkezli Ermeni Diasporası ne de Kıbrıs adasındaki Pontus Rum Çetesi emellerine asla nail olamayacaktır. Bunları artık Lozan da kurtaramaz. Gel gel gümüle gel, dom dom kurşunu. Aslanım SİHA!

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2020

Sayı: 388

İlkadım Arşiv