Ocak 2023 Hamdi ÖZ A- A+
A- A+

MAVERADAN MACERAYA- Ev Alma Komşu Al

Sevgili Dostlar!

İnsanları yeryüzünde iskân eden Allah Teala’dır. Arzın ilk binası Hz. Âdem (a.s) tarafından yapılan Kâbe, ilk antik kenti de şehirlerin anası Mekke’dir. Ne Çatalhöyük ne de Göbeklitepe yeryüzünün ilk kurulu şehri değildir. Bu zan/ham bilgi Kur’an-ı Kerim’in öğretilerine aykırı bilimsel(!) bir yalandır. Tıpkı Darvin’in maymun teorisi gibi!

Şehirler ve meskenler; medeniyetlerin kültürel tezahürü ve mührüdür. Örneğin; Sebe halkı iki tarafı bahçelerle süslenmiş evlerde yaşardı. Semud kavmi kayaları oyarak evler yaptırmış, yer altı ve yer üstünde şehirler kurmuştu. Fakat zulümleri yüzünden ıssız kalmış evlerinin enkazı şimdi ören yerleri olarak gezilmekte, düşünen bir toplum için ibret alınacak dersler vermektedir.

İslam Tarihinde; Darü’l Erkam, Darü’l Hadis ve Darü’l Kurra isimli önemli yapıtlar vardır. Hz. Süleyman (a.s)’ın Babil’deki sarayının ihtişamı Sebe Melike’si Belkıs’ın hayretini cezbetmiştir. Şehirler; farklı medeniyetler ve kültürlerin inşası ile ortaya çıkan yerleşme merkezleridir, ailelerin huzur ve mutluluk yuvalarıdır. İslam ülkelerinde kurulan şehirlerin imar planları cami merkezlidir. Meskenlerin maddi güzelliği şehir merkezine yakınlığına, genişliğine, imar planına, sadeliğine, parkına, bahçesine, estetik yapısına bağlıdır. Konutların manevi güzelliği ise din ve dünya işlerini takip ile ana ve babaya hürmet/hizmet kolaylığına, karı koca arasındaki muhabbete, kardeşler arasındaki sevgi yumağına, komşuların güzelliğine ve içinde İslam’ın yaşanmasına bağlıdır. Ev alma komşu al atasözü halen geçerlidir.

Rabbü’l alemin, eğer bütün insanlar küfre imrenecek bir tek ümmet haline gelmeyecek olsalardı o çok esirgeyen zatına küfreden kimselerin evlerinin tavanlarını, üstlerinden çıkacak merdivenlerini, odalarının kapılarını, üstlerine yaslanacakları tahtları hepsini gümüşten yapardı. Onların bu eşyalarını altın yaldızlı ve işlemeli kılardı. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçici menfaatleridir. Allah (c.c); mümin erkek ve kadınlara diriliş gününde Adn Cennetlerinde hoşa gidecek çekilişsiz-kurasız anahtar teslimi konutlar verileceğini müjdelemiştir.

Bekarlar Derneğinden istifa ederek evlenip dünya evine girenler için artık hayat evde güzeldir. Bir kadının evlenip kocasının evine yerleşince beslenme, sağlık, eğitim, güvenlik, giyinme, barınma vb. harcamaları kocasına aittir. Erkek Halep’ten kadın dolaptan getirip hayatı birlikte yaşamalıdır. Allah Teala, Peygamberimizden dünyanın zinetini ve konforunu isteyen zevcelerini uyarmış ve evlerinde usluca oturmalarını tenbih etmiştir. İman edenler için oturacakları evlere ve sofralara dikkat etmeleri, evlere/odalara izinle girme adabı getirilmiştir.

Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret ettiğinde Hz. Eyyüb el Ensari (r.a)’ın hanesinin alt katında altı ay kadar kiracı olarak kalmış, fakat ev sahibinin istirhamı üzerine üst katta ikamet etmiştir. Evinin darlığından şikâyet eden Halid bin Velid (r.a)’a “binayı yükselt havadar olsun. Allah’tan da genişlik dile” demiştir. Başka bir zeminde “Dünya size galebe çalacak. Siz bir elbise ile evden çıkıp başka bir elbise ile eve döneceksiniz. Evlerinizi de Kabe’yi örter gibi örteceksiniz. Halbuki Allah taş ve toprağa elbise giydirmeyi etmeyi emretmemiştir. İhtiyaç fazlası her bina sahibine bir vebaldir. Deve çobanlarının bina ve inşaat yapımında yarıştıkları zaman kıyamet yakındır.” buyurmuştur.

İçinde haç, put, resim ve heykel bulunan evlere girmeyen Peygamberimiz evlerde sadeliği ve tek rengi tercih ederdi. İnşaatta israf ve iftiharı sevmezdi.

Ümmetine “Binalarınıza haram taş koymaktan sakının. Zira; bu harap olmanın esas sebebidir. Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Nafile namazlarınızı evlerinizde kılın ki; ev halkına örnek ve rehber olasınız” buyurmuştur. Evlerin mahremiyeti hususunda “Her kim başkasının evine göz dikerken/ röntgencilik yaparken gözü çıkartılır da diyet için müracaat etmeye kalkarsa hiçbir hak talep edemez” diyerek, aynı suçla yakalanan birine “bilseydim içeri bakıyordun, şu tarağı gözüne sokardım” diyerek azarlamış, huzurdan kovmuş “Ben sağ olduğum müddetçe Medine’de oturmayacaksın” diyerek sürgün etmiştir.

Peygamber Efendimizin hane-i saadetleri/hücreler 25’er kare metre idi. Evin girişinde abanoz ağacından tek kanatlı açılan bir kapı vardı. Evin tavan yüksekliği 3 metre idi. Hz. Aişe (r.a) ile kızı Hz. Fatıma (r.a)’ın kaldıkları hücreler arasında ortak bir hela vardı. Hz. Aişe (r.a)’ın evinde hurma dallarından örülmüş bir çadır vardı. Gündüz sergi olarak kullanılan hasır akşam perde olurdu. Bu hasırın, peygamberimizin sırtına iz yaptığını gören ve çok üzülen Hz. Ömer (r.a)’a ‘’Benim dünya ile ne alakam var ya Ömer? Ben kendimi dünyada bir ağacın altında gölgelenip sonra bırakıp giden bir yolcu gibi görüyorum’’ demiştir. Hz. Aişe (r.a) ile aynı leğen ve aynı tas ile banyo yapmışlardı. İki cihan güneşinin evinde lamba yoktu. Deri kılıf içinde hurma lifleriyle dolu bir yatağı, iki kanatlı pencere vazifesi yapan bir perdeleri vardı.

Allah, kuluna nimet verince o nimetin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır. Her şeyin bir zekâtı vardır. Evin zekâtı da ziyafettir. Ademoğlunun bedbahtlığı üç şeydendir. Bunlar; uyumsuz kadın, dar mesken ve huysuz binektir. Kişinin mutluluğu da üç şeye bağlıdır; saliha kadın, güzel mesken ve iyi binektir.

İslam Hukukunda zaruretler mahzuratı mübah kılar. Ancak zaruretlerin insanın hayatını tehdit eden bir ağırlıkta olması gerekir. Çünkü; zaruret göreceli bir kavramdır. Bize göre zaruret size göre keyfiyet olabilir. Örneğin; faiz ile ev yapmak-yaptırmak, işyeri açmak-fabrika kurmak bir zaruret midir? TOKİ, yapı-inşaat kooperatifleri, emlak ofisleri veya müstakil, bankalar aracılığıyla ev sahibi olmak kişiye özel bir durumdur. Fetva kişiye, takva veliye özel bir hükümdür. Temeli haram üzerine atılan bir kaşanede kalmak yerine bir sahra çadırında konar göçer olmak daha yeğdir.

Medeniyetin kısırlığı çöküş sebebidir. Dar, izbe ve kuytu evler çocukların aklını ve zihnini daraltır, davranışları bozulur, ruhu daralınca kırıp dökmeyi huy edinen bir tip olurlar. Güneş girmeyen eve tabip girer. İslam’ın yaşanmadığı, içinde ezan ve Kur’an okunmayan, besmele çekilmeyen, namaz kılınmayan evler gariptir. Besmelesiz evlerde cin ve şeytan cirit atar. Mevlâna (k.s) gönlünü İslam’a açmayıp sırtını dönen kişiyi evinin perdesini çekip güneşten istifade edemeyen kişiye benzetmiştir.

Hülasa bina; ev, konut, barınak, sığınak, çadır, çerge, tünek, konak, saray, harem, hane ve yuvadır. Yuvayı dişi kuşun kurduğu doğrudur. Yörük diliyle evi ev eden avrattır. Ana babanın yüzünü ak eden evlattır. Dağ evi ve bağ evi bir yana en güzeli gönül evidir. Gönül yıkmak kanunsuz inşa edilen gecekondu yıkmaya benzemez. Kim gönül yıkar ise iki cihan bedbahtıdır. Meskenim dağlar, göz yaşım çağlar, durmaz kan ağlar aşkın elinden.

Evim de evim can evim! Ervah alemi… Ana kucağı… Baba ocağı… Kara toprak… Cennetü’l Me’va! Allah gönendirsin! Rabbim bizi şühedaya komşu eylesin! Amin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr