LA HAVLE / Esnedikçe Esniyoruz
Kasım 2017 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

LA HAVLE / Esnedikçe Esniyoruz

Esnemek, insanların genelde iradesinde olmadan gelişen bir harekettir. Esnemek aynı zamanda bir yüz refleksidir.

Bir insan şu üç yerde çok esner:

1-Uykusu gelince.

2- Acıkınca.

3- Nazar değince.

Her üç zaman da insanın bedenen ve ruhen zayıfladığı zaman dilimleridir. Bedenen ve ruhen gücü azalmış insanı şeytanın etkilemesi veya hastalanması çok daha kolay olacaktır.

Daha Anne karnında iken 11’inci haftadan itibaren esnemeye başlıyor insan. Vücudun içinde bulunduğu oksijen şartları çerçevesinde esneme sıklığı değişiklik gösteriyor.

Bir türlü esrarını çözemediğimiz şu yeryüzünde, sadece insanlar değil, insanların yanında kediler, kuşlar ve birçok hayvan da esneyebilmektedir… İlmî araştırma sonuçları göstermektedir ki, insanların ve hayvanların esneme olayı farklı sebeplerden kaynaklanmaktadır.

Hayvanlar dış uyarıların fazla olduğu zamanlar esnerken, insanlar dış uyarıların az olduğu durağan vakit dilimlerinde daha çok esnemektedir.

Yapılan bir istatistik çalışmasında insanların %70’i bir başkasının esnemesini gördüğünde esnemektedir… Bu da toplumdaki diğer tıbbi ve sosyal bulaşıcı hastalıklar gibi, esneme hareketinin bulaşıcı olduğunu göstermektedir!

Aksırma, karşılıklı dualaşmaya vesile olur, ama esneme öyle değil.

Kâinatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem hayatı boyunca hiç esnememiş.

Hayatımızın her safhasında olduğu gibi, esnemek konusunda da en güze âdâbı yine O’ndan öğreniyoruz. Buyuruyorlar ki:

-“Allah Teâlâ esnemeyi sevmez.” (Buhâri)

-“Esnerken ağzınızı kapatın.” (Müslim)

-“Esnemek şeytandandır.” (Buhâri)

Maddenin “katı, sıvı, gaz” olmak üzere üç hali vardır. Bir Allah dostu, maddenin dördüncü halinin de ‘nur’ hâli olduğunu söyler.

Oysa insanın hangi hâlde olduğu belli değil. Anında bir hâlden, başka bir hâle geçiyor.

Her maddenin esneme katsayısı da farklıdır.

Görülen o ki, dünyada esneme katsayısı en yüksek olan varlık insandır.

İnsan; esnedikçe yaratılış gayesini unutuyor.

İnsan; esnedikçe lif lif çözülüyor ve kopuyor.

İnsan; esnedikçe kavruluyor, esnedikçe savruluyor…

İnsan; esnedikçe ölçüyü ve dengeyi kaybediyor…

İnsan; esnedikçe ar damarı çatlıyor…

İnsan; esnedikçe yüzsuyu döküyor ve çevresinde çamurdan geçilmiyor…

İnsan; esnedikçe emekleri zayi oluyor.

İnsan; esnedikçe törpüleniyor…

İnsan; esnedikçe kazandığını zannediyor ama neler kaybettiğinin farkında değil…

İnsan; esnedikçe tefekkür ve ibadet nimetinden mahrum kalıyor…

İnsan olarak esnedikçe esnedik…

Esnedikçe; başımızda taşıdık başıboşları…

Esnedikçe; küstü kırıldı bize, ecdadın mezar taşları!..

Esnedikçe; sızlatmadı yüreğimizi mazlumların gözyaşları…

Esnedikçe; horladık delikanlı âlimleri!..

Esnedikçe; alkışladık eli kanlı zâlimleri!..

Esnedikçe; gittiğimiz yerlere götüremedik kendimizi…

Velhasıl esnedikçe; inancımızın, dinimizin, dilimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün, örfümüzün, anânelerimizin, mûsikimizin hudutlarında gözünü kırpmadan ibadet şuuruyla bekleyen mânâ nöbetçilerimizi geri çektik!

Ve bütün bu mukaddes değerlerimizin işgali için can düşmanlarımıza teklif mektupları vermiş olduk!

Sahi bir ilim meclisinde esneyen insan,

Bir sohbet meclisinde esneyen insan,

Beş vakit namazda esneyen insan;

Para sayarken niye hiç esnemiyor acaba?

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2017

Sayı: 352

İlkadım Arşiv