Aralık 2020 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

LA HAVLE- Borcun Vadesi

İyi yürekli bir vezir, yoksullara devlet hazinesinden borç verirmiş. Borç alanlar, vezire; “Bunu ne zaman geriye ödeyeceğiz?” diye sorduklarında ise vezir; “Padişahımız ölünce ödersiniz!” diye cevap verirmiş.

Bu duruma şahit olanlardan birisi bir gün çıkmış padişahın huzuruna:

“Padişahım demiş, bilmiyorum haberiniz var mı? Veziriniz hem devletin hazinesinden muhtaçlara borç para veriyor, hem de vadesini sizin ölümünüze bağlıyor. Yani sizin bir an önce ölmenizi istiyor!” diye gammazlamış.

Bunun üzerine padişah, veziri huzuruna çağırmış ve söylenenlerin doğru olup olmadığını ve niyetini sormuş. Vezir, padişahın yüreğini ferahlatan şu açıklamada bulunmuş:

“Padişahım! Ben hazineden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyorum. Ama bunu sizin ölmenizi istediğim için değil, aksine sizin daha çok yaşamanızı istediğim için yapıyorum. Borçluya borcunun vadesi kısa gelir, vade dolmasın diye dua eder. Borçlular, borçlarının vadesi dolmasın diye sizin ölmemeniz için dua edeceklerdir. Allah katında makbul dualardan biri de borç altındaki kullarının duasıdır. Benim de maksadım ömrünüzün uzunluğu, sağlık ve afiyetidir.”

Akıllı bir vezir. Sâlih bir niyet. Güzel bir metot. İnsanlığın böyle idarecilere ne kadar da ihtiyacı var bugün.

İslâm’ın merhamet medeniyetinde seyrine doyum olmayan fazilet tablolarına hasret kaldı gözlerimiz, gönüllerimiz.

Aah, merhameti kaybetmekle nerelerde neler kaybettiğimizin farkına bir varabilsek de, yeniden yitiğimizi aramaya niyet edip “Ya Allah, Bismillah” deyip bir adım atabilsek.

Nasreddin Hoca merhum bir gün pazarda zeytin satıyormuş. Bir kadın gelmiş zeytin almak için, fiyatını sormuş. Hocaefendi, zeytinin taze, kaliteli ve fiyatının da uygun olduğunu söylemiş ve tadına bakması içinde ikramda bulunmuş. Paran yoksa sonra verirsin kızım, tadına bir bak, demiş.

Kadın; “Sağ ol hocam, tadına bakamam. Ben bugün oruçluyum” demiş. Nasreddin Hoca; “Hayırdır kızım, Pazar günü ne orucu bu, diye sorunca kadıncağız; “Hocam, beş sene önceden yedi gün oruç borcum vardı da onu tutuyorum” deyince Hoca hafif bir tebessümle demiş ki:

“Haydi kızım, haydi işine bak, beni de meşgûl etme. Allah’a olan oruç borcunu beş sene sonra ödeyen, kim bilir bizim zeytin borcunu ne zaman öder…”

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr