Nisan 2013 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Kurtuluşa Erenler

Kurtuluşa ermenin yolu samimi bir kulluktan, Allah Tealanın istediği şekilde bir mü’min olmaktan geçer. Bu kurtuluş, bela ve musibetlerden kurtuluş gibi, rastgele bir kurtuluş değil, iki hayatta da korktuklarından emin, umduklarına nail olma kurtuluşudur. Bu kurtuluş, huzura erme kurtuluşudur. Bu kurtuluş, Rabbin istediği şekilde, Rabbe kavuşma kurtuluşudur. Bunun reçetesini Rabbimiz bize sunmaktadır:

‘’Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

Onlar ki namazda derin saygı/huşu içindedirler.

Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.

Onlar ki zekâtı öderler.

Onlar ki, ırzlarını korurlar.

Onlar ki emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.’’ (Mü’minun, 1-9)

‘’Rablerinin azametinden korkup titreyenler,

Rablerinin ayetlerine inananlar,

Rablerine ortak koşmayanlar,

Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,

İşte bunlar hayır işlerinde koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.

Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz.’’ (Mü’minun, 57-62) buyurmaktadır.

Rabbimiz, kurtuluşa eren mü’minlerin, özelliklerini zikretmektedir. Mü’min, hayatı boyunca her an Rabbinin azametinden korkup titremelidir. Bu korku mü’minin söz ve hareketlerine yön veren yegâne ölçüdür. Kamil mü’min korkularını birler, bütün korkulardan emin olur. Rabbinden korkan münafıklıktan kurtulur. Özüyle sözüyle bir olur, içi dışı bir olur. Rabbi onun her şeyine vakıftır. Niyeti ile ameli nasıl farklı olur? Nasıl entrikalar çevirir?  Rabbimiz;

‘’Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. (Nisa, 142)

‘’O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun.’’(Al’i İmran, 175) buyurmaktadır.

Korkuları bire indirmek, kurtuluşun tek yoludur, Allah korkusunun hâkim olduğu yerde diğer korkular biter. Gereksiz korkuların bittiği yerde de huzur başlar. Allah’tan korkan ondan gelen her şeye inanır. Gönülden itaat eder, Onun emir ve yasaklarını, severek, şevk ve heyecanla yerine getirir.

Samimi mü’minler Rablerine ortak koşmaktan korkarlar, şirkin her çeşidinden uzak dururlar. İman ve amellerinde şirke düşmekten titrerler. Rabbimiz:

‘’Şirkten uzak dur.’’ (Müddessir, 5)

‘’Allaha şirk koşan kimse, Şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.’’ (Nisa, 48)

‘’insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.’’(Nisa, 142) buyurmaktadır.

Dönüşün Rabbe olduğunu bilenler, yaptıkları hayır hasenatı, korkarak ürpererek yapar ki kabul mü yoksa ret mi olunacak? Bunu başarabilenler hizmet yarışında öne geçerler. Dünya ve ahiret saadetine ererler. İyi işlere koşuyor gibi görünüp, bin bir hesabı olup, çalı gibi sağa sola takılanlar, ona buna çelme takanlar, Rablerinin kendilerini görüp gözettiğini unutanlar, bu hizmet yarışından koparlar. Şeklen kopmasalar da manen koparlar. Onlar davaya değil kendilerine hizmet edecek, kendilerini şöhret edecek yer ararlar. Dünya ve ahiretlerini mahvederler. Rabbimiz:

‘’Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler.’’ (Bakara, 264) buyurmaktadır.

Mü’min kârını, zararını bilen kişidir. Rabbinin kitabını, Rasulünün sünnetini okuyup da, şu fani dünyada karını zararını bilemeyenlere yazıklar olsun.

Namazlarını ve diğer kulluk faaliyetlerini, Farkında olarak, ihlâs ve samimiyetle yerine getirenler, Ne dünyada ne de ahirette kendilerine hiçbir faydası olmayan, söz ve davranışlardan yüz çevirirler. Edep ve terbiye riayet ederek, ırz ve namuslarını korurlar. Rablerinin kedilerine verdiklerinden, ihtiyaç sahiplerine dağıtırlar. Emanetlere ve verdikleri sözleri yerine getirirler. Namazlarına da devam ederler. Bunlar çok zor şeyler mi? İnsanın bunları yapmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter, eğer bunlara güç yetiremeyecek olsaydık, Rabbimiz bunları bize teklif eder miydi?

Rabbimiz kurtuluşun yolunu ne kadar kısa ve öz olarak formüle etmiş. Üstelik bu yolun yolcularına yardımını vaat etmiştir:

‘’İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.’’(Al’i İmran, 13)

Samimi mü’min, kurtuluş yoluna girmek ve o yolun yolcusu olmak zorundadır. O yolda olmayanların, o yola koyulmayanların, o yolun sıkıntı ve meşakkatlerine katlanmayanların, o yolun nimetine evet, külfetine hayır diyenlerin, bu yoldan nasibi olmaz. Bu yol, Allah rızasından başka kaygısı olmayanların, hiçlik ateşinde yananların, muhabbet ummanına dalanların, hizmet heyecanı ile coşanların, faniden geçip bakiye koşanların yoludur.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2013

Sayı: 297

İlkadım Arşiv