KUR'AN İKLİMİ- Evvabin
Kasım 2020 Selim ARMAĞAN A- A+
A- A+

KUR'AN İKLİMİ- Evvabin

“Sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, evvabdı -hep Allah’a yönelirdi.-” (Sad: 17)

Ayet-i kerimedeki “Çünkü o, evvabdı.” diye verdiğimiz Evvâb kelimesi; yalnızca irade sahibi canlılar için kullanılan ve dönmek anlamına gelen bir kelimedir. Evvab kelimesi tıpkı tevvab kelimesi gibi literatürümüzde Allah’a isyan olan işleri terk edip O’na itaat olan işlere çokça yönelen kişilerin dönüşü için kullanılır. Çoğulu Evvâbîn’dir. Kur’an-ı Kerim’de “Evvab” kelimesi ile önceki peygamberlerin ve salih kulların her zaman Allah’a yöneldikleri, tövbe edip O’na döndükleri anlatılır.

Efendimiz aleyhisselam etrafın baskısı ve anlayışsızlığından darda kaldığı zaman, Rabbimiz Teâlâ, O’na bazı evvabların yaşantılarını O’nu teselli etmek, sabrını ve azmini artırmak için örnek verir. Allah’a yönelen ve Kur’an’da kıssası anlatılan bu büyük evvablardan birisi de Davud aleyhisselam’dır.

“Sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, evvabdı -hep Allah’a yönelirdi.-”(Sad: 17) ayeti de böyle bir teselli ayetidir.

Davud aleyhisselam’ın Kur’an’da anlatılan bazı özelliklerini sayacak olursak; “gür ve güzel sesli, iyi huylu, temiz kalpli, çok anlayışlı ve çok güçlü, demiri işleyip zırh yapan…” biri idi. Davud aleyhisselam o gür ve güzel sesiyle Zebur’u okumaya başladığında kurt-kuş durup O’nu dinler, sesinden dağlar yankılanırdı. Cesur bir yiğitti, cenk eri, sözünde tutarlı ve yakışıklı idi. Allah, Hz. Davud’a demiri yumuşatmak suretiyle ustaca işlenmiş geniş zırhlar yapmasını öğretmiştir. (Enbiyâ: 80; Sebe: 10-11)

Bir insanda toplanması çok nadir görülen bu özelliklerine rağmen Davud aleyhisselam, bazı gençlerimiz gibi gurur ve kibre kapılan, insanları aşağılayan, basit özelliklerine bakarak etrafını ezmeye çalışan bir cebbar, bir derebeyi olmadı. Oysa döneminin en büyük, en korkulan savaşçısı olan Calut’u (Golyat) yok etmiş, o devrin peygamberinin duasını almış, Allah’ın seçtiği kral komutan Talut’u ve ülkesini daha çocuk denecek genç yaşında sıkıntılardan kurtarmıştı.

“Davud’a katımızdan bir üstünlük verdik: “Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı tesbihe katılını!” dedik. Demiri O’nun için yumuşattık. “Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap! Ey Davud hanedanı, iyi işler yapınız. Şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim” dedik.” (Sebe: 10-11)

Davud aleyhisselam, şeytani işlere yönelmektense gücünü, gençliğini ve şöhretini Allah’a yönelerek zirvelere taşıdı. Rabbimiz de O’na hem krallık hem de peygamberlik verdi.

Tıpkı “Ey iman edenler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Enfal: 45) ayetinde yüce Rabbimizin, büyük düşman grupları ile karşılaşılınca savaştan kaçmayarak, maddi sebeplere sarılıp sebat ederek Allah’a yönelmemizi istediği gibi yaptı.

Bu ayet-i kerimelerde Efendimiz aleyhisselam’ın şahsında ümmetine nasihat edilmekte, azim ve gayretine önceki salih kullarının gayretlerini ışık etmesi istenmektedir. Biz de yüzyıllardır etrafımızdaki şer odaklarına açtığımız savaşta, zaferin Allah katından olduğunu bilerek bütün çığlığımızı, yalvarış ve yakarışımızı O’na yönelterek ondan yardım dilemeli, küffara karşı zafer istemeliyiz.

“Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevla’mızsın, kâfir milletlere karşı bize yardım et.” (Bakara: 286) demeli, zafer verdiğinde de Allah’ı unutan balıkçılar gibi olmamalıyız.

“Sefer bizden zafer Allah’tandır.” gereği, güzel sesimiz ile davudi namelerimizle bütün nefesimizi soluğumuz kesilene kadar Allah’ın dininin tebliği için harcamalıyız. Çağrımıza kimse kulak vermese de dağların, taşların, kuşların ve bütün mahlûkatın mümin olduğuna inancımızla gayret etmeli ve Hz. Davud gibi, Efendimiz Muhammed aleyhisselam gibi, tüm şehitler, salih ve sadıklar gibi bu evvâbîn kervanındaki yerimizi almalıyız.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2020

Sayı: 388

İlkadım Arşiv