Ekim 2012 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Konuşa Konuşa

Rabbimizin kuluna bahşettiği en güzel nimetlerden biri de konuşma nimetidir. Konuşamayanların insanlarla anlaşabilmek için ne büyük zahmet çektiğine şahit oluyoruz. Konuşabilenler gerçekten bu nimetin farkındalar mı? Konuşma nimetini amacı doğrultusunda kullanabiliyorlar mı?

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:

 “Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa misafirine ikram etsin. Kim Allah’a ve aihret gününe inanıyorsa ya hayır konuşsun ya da sukut etsin.” (Buharî, Müslim, Ebu Davud)

Müslüman’ın her işi hayır olmalıdır.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bizlere hayır dışında bir söz söylememizi emretmektedir. İnsanların dünya ve ahirette başına gelen felaketlerin çoğu diline sahip olamamalarındandır. Dedikodu, gıybet, yalan, iftira, müstehcen lakırdılar, küfür sözler hepsi dilin afetlerindendir. Bundan dolayı büyüklerimiz söz gümüşse sukut altındır demişlerdir.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:

“Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki şeyler hususunda garanti verirse, ben de ona cennet hususunda garanti veririm.” (Buharî, Tirmizî)

Diline ve namusuna sahip olabilenler Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in garantisi ile cennete dahil olmaktadırlar.

Bir günümüzün muhasebesini yaparsak ne kadar lüzumsuz hatta çok tehlikeli şeyler konuştuğumuzun farkına varırız.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:

 “Kişinin malayaniyi terk etmesi İslam’ının güzelliğinden ileri gelir.”

Kişinin malayani/boş şeyleri, ne dünyasına ne de ahiretine yarayacak boş işleri terk etmesi İslam’ının güzelliğindendir.

Kişi İslam’ını güzelleştirdikçe Allah -celle celaluhu- yanındaki, O’nun kulları yanındaki kıymeti artar.

Diğer bir Hadis-i Şerifte Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:

 “Ademoğlunun, emr-i bil-maruf veya nehy-i anil münker veya Allah Teala Hazretlerine zikir hariç bütün sözleri lehine değil aleyhinedir.” (Tirmizi)

Bu nebevî ikaz ve uyarıları işiten mü’min, en büyük nimetlerden olan konuşma nimetinin beraberinde ne kadar büyük sorumluluklar getirdiğini de anlar.

Konuşma nimetini önce o nimeti verene karşı sorumluluğumuzu yerine getirmekle, İlay-ı Kelimetullah-ın ikamesi yolunda kullanmalı, gücü nisbetinde de Rabbını zikretmeye devam etmelidir. Bunun dışındaki şeylerin aleyhimize olduğu Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz tarafından haber verilmiştir.

Ölçülüp tartılmadan söylenen, maksadını aşan sözler her zaman insanın ve insanlığın başına bela olmuştur.

Söz imana dahil eder, imandan çıkarır. Aklı başında Müslüman rastgele konuşmaz. Bilmediği sözü de söylemez.

Atalar ne güzel söylemiş:

 “Söz ola kese savaşı,

Söz ola kestire başı.”

Müslüman, insanlığın hayrına olacak şeyleri konuşur, insanlığın zararına olacak şeylerden dilini korur.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

 “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mü’min de halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildiği kimsedir“ (Nesaî, Tirmizî)

Hadis-i Şerifin özüne baktığımızda Müslümanlığın ve Mü’minliğin kemalatı için çevreye zararı olmayan güvenilir kişi olmak şarttır. Güvenmeyen, güvenilmeyen, güvenildiğinde de bu güveni istismar edende hayır yoktur.

Mü’min, hem kardeşleri hem de insanlık için ‘emin’ olma vasfını muhafaza etmek zorundadır.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

 “Muhakkak ki, en güzel söz Allah’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed’in s.a.v. yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılandır. Size vaat edilen mutlaka yerine getirilecektir. Siz Allah’ı aciz bırakamazsınız.”buyurmuştur. (Buharî)

Kulların en güzel sözlüleri de En Güzele tabi olanlardır. Bunlar her türlü işlerinde en güzel söz olan Rabbın Sözüne tabi olurlar,  insanlarla tatlı dilli konuşurlar.

İnsanlar konuşa konuşa anlaşır. Her geçen gün konuşma özürlü bir toplum haline geliyoruz. Telefonda konuşuyoruz, internette konuşuyoruz, arkadan da çok iyi konuşuyoruz, yüz yüze konuşamıyoruz. Konuşunca da tüm birikenleri konuşuyoruz o zaman da ipler kopuyor.

İnsanî ilişkilerde problemlerin çoğu sakin sakin meramımızı anlatarak konuşamamaktandır.

Eşler, çocuklar, komşular, arkadaşlar, akrabalar, amirler, memurlar arasındaki anlaşmazlığın sebebi aklıselim ile meselelerin konuşulmayışındandır. İnsanlar birbirlerine memnuniyeti de memnuniyetsizliği de uygun bir dille ifade etmelidir.

Memnuniyetsizliğin ifadesinde kişi gücü yettiğince onu ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. Bu, iletişimi kuvvetlendirir. Memnuniyet de ifade edilmeli ki; bu da insanların arasındaki iletişimi kuvvetlendirir.

Rabbimiz:

 “Firavuna git, çünkü o azmıştır. Musa, dedi ki; ‘Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” (Ta-ha 25-26-27-28) buyurur.

Rabbimiz, Musa’yı -aleyhisselam- firavuna gönderince, Musa -aleyhisselam-, sözünün anlaşılması için dilindeki peltekliğin çözülmesini istiyor!

Dildeki pelteklik bile sözün iyi anlaşılmasına mani ise insanlar güzel güzel konuşmadıkça nasıl birbiriyle anlaşır ve meselelerini halledebilirler?

Ya fitneciler, ya haksız olanlar, ya da cesareti olamayanlar… Yüz yüze konuşamadıkları için arkadan gizli gizli konuşurlar. Bu da duyulunca insanları rahatsız eder, güveni sarsar hiçbir meseleyi çözmediği gibi meseleleri de içinden çıkılmaz bir hale getirir.

Rabbimiz:

 “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenler hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur…” buyurmaktadır. (Nisa 114)

Bu tür yanlışlıklarda ısrar etmek her türlü bağı zedeler ve hatta kopmasına sebep olur.

Hizmet ehli insanlar hizmet ettikleri yerlerde hizmetlerinin bekası için ilahî ve nebevî ölçülere azami derecede dikkat etmek zorundadırlar. Hizmetler onun bunun nefsini tatmin etme yerleri değildir. Hizmet kervanında olanlar bu kervanın ebediyete kadar yol alabilmesi için her türlü boş lakırdılardan sakınmalı, hizmet eden insanların şevk ve heyecanını kırmamak için Allah’ın c.c. rahmet ve mağfiretine sığınmalıdırlar. Elleri veya dilleri ile hizmetleri sekteye uğratacak davranışlar yapanlar Rabbimize hesabını veremezler.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

 “İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir.” buyurmaktadır.” (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)

Allah’a -celle celaluhu- hizmet yolunun samimi erleri, insanların arasının bozulmasıyla değil insanların arasının düzelmesiyle mutlu olurlar.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2012

Sayı: 291

İlkadım Arşiv