Mart 2016 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Kitabı Arkalarına Atanlar

Allah’ın razı olduğu hayat tarzını öğrenip yaşamak isteyenler, Allah’ın kitabına ve O’nun Resulü’nün hayatına müracaat etmelidirler. Kendi indi mütalaalarını din gibi sunanlar hem kendileri sapar hem de kendilerine tabi olanları saptırırlar. Ferasetli ve basiretli mü’minler neyi kimden alacağını iyi bilir. Dinini Allah’ın kitabı, Resulü’nün sünnetinden ve onlara gönülden tabi olmuş Rabbani âlimlerden alır. Ehlinden alınmayan her şey kişinin başına bela olur. Sahte mal almaktan korkan insanlar sertifikasız mal almazken, dünya ve ahiret saadetinin yegâne teminatı olan dini nasıl olur da sertifikasız kişilerden, cahillerden, din tahrifçilerinden alırız?

Rabbimiz buyurdu ki; “Bu, kendisinden şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” (Bakara, 2)

Allah’ın kitabından azami derecede istifade etmek isteyenler, öncelikle Allah’a karşı gelmekten sakınmak zorundadırlar. Bir taraftan Allah’a isyan ederken bir taraftan da Kur’an’dan istifade mümkün olmamaktadır. Kul kulluğunda samimi olmalı, sorumluluklarını ihlas ve samimiyetle yerine getirmelidir.

Rabbimiz buyurdu ki; “Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınsınlar diye ayetlerini insanlara böylece açıklar.” (Bakara, 187) Rabbimiz kerim kitabında kulları için güvenilir sınırlar belirlemiştir ki kullara yazık olmasın. Onların dünya ve ahiretleri mamur olsun; mahvolmasın.

Rabbimiz buyurdu ki; “Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara, 282)

Rabbimiz sınırlarını açık bir şekilde kullarına öğretmektedir. Samimi kula düşen bu sınırlara riayet etmektir. Bu sınırlara riayet veya riayetsizlik bugün bazı Müslümanların zannettiği gibi küçük bir hadise değildir. Doğrudan kulun imanını ilgilendiren bir durumdur. Kulluğun sınırlarını tanımayan, bunları kabul etmeyen kul olduğunu haykırsa bile hakiki kul olamamıştır. Kulluktaki samimiyet bu sınırlara riayetle mümkündür.

Rabbimiz buyurdu ki; “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz mevcut faiz alacaklarınızı terk edin.” (Bakara, 278)

Kelime-i şehadetle Allah’ın ahkâmına iman ettiğini haykıran mü’minler arasında Rabbimizin açıkça haram kıldığı şeyler olan içki, kumar, zina, hırsızlık, faiz, yalan, hile, aldatma, katillik nasıl icra edilebilir? Bunlar Müslüman toplumda nasıl kınanıp ayıplanmaz, caydırıcı cezalarla bunlar engellenmez? Müslüman bir toplumda haramlar helal gibi işlenir hale gelmişse o toplum Kitabı’nı arkaya atmış, kendi helakini hazırlıyor demektir.

Her gün memleketin dört bir tarafından haramların işlenmesi sebebiyle felaket haberleri geliyorsa bu, nefsimiz ve neslimizin akıbeti konusunda endişelenmemizi ve çok ciddi tedbirler almamızı gerekli kılmaktadır. Bunun başında da Kur’an eğitimi ve Kur’an’la eğitmek gelmektedir. Kur’an eğitimi deyince sadece onun kıraati anlaşılmamalı, onu anlamak ve onu hayata nakşetmek anlaşılmalıdır.
Rabbimiz buyurdu ki; “Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.” (Bakara, 194) İşte kim bu sınırlara riayet eder, bu sınırları aşmazsa Rabbimiz onlarla beraber olacağını müjdelemiştir. Allah’ın, kendileri ile beraber olduğu kişilerin dünya ve ahiretteki halleri tüm mü’minlerin arzuladıkları ve gıpta ettikleri bir durumdur. Her halinde Rabbiyle beraber olabilenler, Rabbinin beraberliğini hak edenlerdir.
Rabbimiz buyurdu ki; “Allah’ın kitabını arkalarına attılar.” (Bakara, 101)

Maddi ve manevi tüm dert ve sıkıntıların kaynağı kitabın arkaya atılmasıdır. Önceki ümmetler de sonraki ümmetler de maalesef bunu yaptılar ve yapmaya devam etmektedirler. Kitabı öpüp alnına da koysa, her gün elinden de düşürmese, okusa ezberlese de, ondan yazıp ondan nasihat etse de, onu hayatının her safhasına hâkim kılma gayreti yoksa ve gönül âleminde esintiler meydana getirmiyor, onun ahkâmıyla kalpler ürpermiyorsa, kitap arkaya atılmış demektir. Dünya ve ahiretin dert ve sıkıntılarının kaynağı da kitabın arkaya atılmasıdır. Onun özünden ve ruhundan uzaklaşan, onu hayat kitabı yapmayan, onun ahkâmıyla amel etmeyen, onun sınırlarını çiğneyen, ona gönül vermeyen ne yaparsa yapsın kitabı arkaya atmaktan kurtulamaz.

Rabbimiz buyurdu ki; “Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” (Bakara, 174)

Allah’ın kitabından bir kısmını gizleyen, onu az bir bedel ile, ticareti ile değişenler, ziraatı ile değişenler, makam ve mevki ile değişenler, çıkar ve menfaatleri ile değişenler, ilahi bir ikazın muhatabı olursa, ya Allah’ın kitabını tamamen arkalarına atanların hali nice olur?

Rabbimiz buyurdu ki; “Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.” (Al-i İmran, 76)

Mü’min olmak, Allah’a kul olma sözüdür. Vefa ve takva bütün erdemlerin temelidir. Vefanın olmadığı yerde takvadan, takvanın olmadığı yerde vefadan bahsetmek mümkün olmaz.

Rabbimiz buyurdu ki; “Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında içinde ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” (Âl-i İmran, 15)

Rabbimizin müjdesi olan cennetler bizi dünya nimetleri kadar, cennetteki tertemiz eşler bizi dünyadaki eşler kadar heyecanlandırmıyorsa, Kitabı arkamıza atmışız demektir. Allah yolunda olmak, Allah rızasına ulaşmaya çalışmak, dünya nimetlerini elde etmek kadar heyecanlandırmıyorsa, Kitabı arkamıza atmışız demektir.

Mü’min, kitabıyla olan irtibatını her an gözden geçirmelidir. Kitabına olan muhabbetini, kitabına olan bağlılığını, kitabına olan saygısını, sürekli sorgulamalıdır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2016

Sayı: 332

İlkadım Arşiv