Kesnizani Tarikatı Nedir?
Ekim 2016 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Kesnizani Tarikatı Nedir?

Kürtçede “Kimse bilmiyor” anlamına gelen ve Saddam rejiminde çok yaygın olan tarikatla ilgili, Doç. Dr. Ramazan Kurdoğlu’nun “Hollywood ve Kabala’nın 13. Havarisi Evanjelizm” kitabında şöyle bahsediliyor; ABD, Irak’ı vurduğunda Irak, ABD’ye adeta altın tepsi içinde teslim edilmişti. Herkes “Esas savaş Bağdat’ta olacak” derken Bağdat savaşmadan teslim edilmişti. Tarih 10 Nisan 2003’ü gösteriyordu. Teslimatı yapan, gerçekte Irak’ta herkesin bildiği ama ortalıkta gözükmeyen KESNİZANİ tarikatıydı. Tarikat “Körfez Savaşı”ndan sonra Saddam’ın etrafını örümcek ağı gibi sarmıştı. Saddam’ın karısı, çok güvendiği generalleri ve istihbarat kuruluşlarının başındakiler... Hepsi tarikat “müritleriydi.” Kesnizani Tarikatı, MOSSAD ve CIA tarafından Saddam’ı içten yıkmak, Irak’ı kolayca teslim almak için organize edilmişti.

Saddam 33 yıllık diktatörlüğünde, birçok karşı ihtilal, suikast vartalarını atlatmıştı. Ancak “tarikatın” metodu hepsinden farklıydı. Tarikatın “müritleri” Saddam’ın en yakınında olanlardı. Onun her hareketini, her adımını an be an tarikat şeyhinin oğlu Nehru’ya aktarıyorlar, sonra da bilgiler kuş olup MOSSAD ve CIA istasyonlarına doğru uçuyordu. Şeyh Muhammed Abdülkerim Kesnizani, zikirden ziyade siyasete meraklıydı. Müritlerine de Kur’an eğitimi yerine adını zikretmeden Kabala öğretilerini/mistisizmini anlatıyordu.

Kesnizani tarikatı, baba Abdülkadir zamanı da dâhil Saddam’a bağlılıkta kusur etmiyordu. Kürt, Türkmen, Arap rejim muhaliflerini anında BAAS Parti istasyonlarına bildiriyordu. Şeyh Muhammed kitap yazmaktan da geri durmamıştı. Tarikatın dönüşümü şeyh efendinin etrafındaki İslam âlimlerince yani gerçekte MOSSAD ajanı hahamlarca hızlandırılmıştı. Şeyh’in kitabı, Kabala öğretilerini İslam mistisizmi adı altında imanlı müritlerin beyinlerine ve kalplerine ince ince enjekte etmek için başucu kitabı olarak kullanılmaktaydı. Müritlere MOSSAD’ın hahamlıktan tövbekâr hocaları ders veriyordu.

Aslında tarikatın asıl hedefi Irak ordusuydu. Öncelikle generaller ve subaylar Keznizani tarikatının müritleri haline getirildiler. Genelkurmay Başkanı, Genel Askeri İstihbarat Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, hepsi Şeyh Muhammed Abdülkerim Kesnizani’nin ayağını öperek müridleri arasına girmişti. Irak’ın acımasız El-Muhaberat’ının sivil-asker elemanları da tarikatın müritleri olmuşlardı. Müridiler arasında bir isim vardı ki, Saddam’dan sonra BAAS’ın en kudretlisiydi: İbrahim İzzet El Duri. Duri bütün karanlık odaklarla ilişki kuruyor, Saddam’ın bütün pis işlerini organize ediyordu. Duri şeyhin ayağını öpenler arasına çoktan dâhil edilmişti. Öte yandan Saddam’ın karısı Sacide Hayrullah, Saddam’ın kardeşleri Vatban ve Barzan ile oğul Uday da müridler arasındaydı.

Birinci Körfez Savaşı’nda baba Bush, Bağdat’ı işgali reddetmişti. İsrail bu duruma çok bozuldu. Irak hızlı bir şekilde parçalanmalıydı. Gözüne kestirdiği Kürt tarikatı Kesnizani’lik üzerinden Irak’ın İslami hayatını da kontrol altına alacaktı. MOSSAD Kesnizani tarikatının önde gelenleriyle muhtelif yollardan temasa geçti ve ilişkileri hızla geliştirdi. Irak Devleti’nin mekanizması içinde yer alanlar, medya mensupları uhrevi yollardan ikna edilemezlerse MOSSAD’ın cömertçe tarikata aktardığı dolarlarla ikna ediliyor, mürit yapılıyordu.

Saddam’ın yatak odası dâhil, istihbaratçı müritlerden derlenen bilgiler oğul Nehru’da toplanıyor, Nehru da bunları MOSSAD’a aktarıyordu. Artık Saddam ve çevresinde neler olup bittiğinden Kesnizani tarikatı ve şeyhi vasıtasıyla MOSSAD anında bilgi sahibi oluyor ve gereği yapılıyordu. Tarikatın içine MOSSAD iyice yerleşmişti. Şeyh adına rahat rahat operasyon yapar hale gelmişti. Kısaca Güney’de Şii Müslümanlar, Kuzey’de ise Türkmenlerin büyük çoğunluğu hariç sivil Araplar, Kürtler ile Irak devlet mekanizmasını elinde bulunduranlar Kesnizani tarikatını kullanarak MOSSAD ve CIA tarafından devşirilmişler ve psikolojik harbin kurbanı olmuşlardı. Saddam en yakınlarının bile tarikat tarafından mürit yapıldığını, her hareketinin CIA ve MOSSAD’a ulaştırıldığını fark ettiğinde iş işten geçmişti.

Amerikan, İngiliz birlikleri Irak’a saldırdılar. Güney’de müthiş bir dirençle karşılaştılar. Dünya medyası, bu arada Türk medyası, akademisyen, emekli asker, strateji uzmanları asıl savaşın Bağdat ve çevresinde olacağını dile getiriyorlardı. Hâlbuki Bağdat ve çevresi Saddam’ın askerleri tarafından hiçbir direnç gösterilmeden Amerikan askerlerine teslim ediliverecekti. Niçin böyle olmuştu? Tarikat yoluyla Irak devlet mekanizması devşirilmişti. Şeyh Muhammed müritlerine Amerikan askerlerine direnmemelerini öğütlemişti. Şeyhin emrindeki mürit generaller vatanlarının bağımsızlığı için savaşmak yerine Şeyh Muhammed’in emrine uydular.

Bu arada İzzet El Duri de boş durmamış, Kuzey’ini de o teslim etmişti Amerikalılara. Şeyhin isteğinde mutlaka bir keramet vardı. Bağdat Bağdat olalı böyle bir şerefsizlik görmemişti. Buraya kadar anlattıklarım muhtelif kaynaklarca teyit edilmiştir. Meselenin en önemli tarafı Türk Milletinin ve devletinin “Kesnizani Tarikatı Operasyonu”ndan çıkaracağı bir ders var mıdır? Dr. Ramazan Kurdoğlu’nun verdiği bu bilgiler, Türkiye’de hala uyuyanlara ders gibi bir uyarıdır. Türkiye’de devlet mekanizmasını ele geçirenler, geçiremedikleri kesimlere savaş açanlar, Türk Ordusu’nu hedefe oturtanlar kim? Ordunun kalbine girip en mahrem bilgileri ele geçirenler, devletin gizli bilgilerini “iddianame adıyla” ortalığa saçanlar... İletişim, Milli Eğitim, Polis İstihbarat Şube gibi önemli birimlerin ezici çoğunluğunu ele geçirenleri... Devlet mekanizması içinde kanserli bir hücre gibi METESTAZ yapan dindar görünümlü örgütü herkes biliyor.

Onlar da Kur’an okumuyor. Okudukları; tek kişinin adını taşıyan kitaplar içinde ne kadar Kabala öğretisi var bilmiyoruz. Taraftarları gece gündüz bu kitapları hatmediyor. Kelimelerin tekrarı beyinleri esir alıyor. Efendileri Amerika’da. Onlar Amerika’da olmasını “hicret” yani Peygamberimizin sünnetini işlemesi olarak kabul ediyor. Dinler arası diyalogun öncüsü de olan Hoca efendilerinin buyruğunu Allah’ın buyruğu gibi kabul ediyorlar. On yıllık süre içinde gördük ki hedef yaptıkları kurum ve kişileri bertaraf ederken hiçbir ahlaki kurala uymuyorlar. En ahlaksız yöntemlerle saldırıyorlar. Acımaları yok. Hedeflerine karşı imha edici bir silah gibiler. Dr. Ramazan Kurdoğlu yazısında; “Tarikatın içine MOSSAD iyice yerleşmişti. Şeyh adına rahat rahat operasyon yapar hale gelmişti.” diyor. Türkiye’de cemaat görüntülü örgüt adına MOSSAD ve CIA ne kadar operasyon yaptı acaba? Bu yapıların Türk devletlerinde ve Türkiye’de açtıkları okul ve dershaneler aslında MİSYONER okullarıdır. Amaç küresel elite hizmet edecek “tek dinli, tek dilli, mankurtlaşmış” köle nesiller yetiştirmektir.

Güzel bir tespit paylaşmak istedim, düşmanın ne kadar sinsice yerleştiğinin tespiti. Fazla söze gerek var mı bilmiyorum… Duymak istemeyen kadar sağır, görmek istemeyen kadar kör kimse olmazmış… 15 Temmuz FETÖ Darbesi, bu Milletin birliğine, inancına, güven duygusuna ve tüm mukaddes değerlerine vurulan darbelerin en alçağı, en namussuzudur. Darbenin ve darbecilerin namusunun, haysiyetinin, şerefinin, hayâsının, vatan ve bayrak sevgisinin olmadığını; din, devlet ve millet düşmanlıklarını biliyorduk ama bilmediğimiz çok şeyleri de 15 Temmuz’da öğrenmiş olduk… Alçaklığın girdabındaki bu sinsi yapının yalanları, yılanları zehirler. Sahi asıl adı (Şimon Zwi) olan Şemsi Efendinin kabrinin bulunduğu mezarlıkta ne yazıyordu? “SAKLADIM, GİZLİ TUTTUM. SÖYLEMEDİM, UYUTTUM.” Hâlâ uyanamayıp uyumaya devam edenler varsa toprakları bol olsun… Demek ki aptala nasihatin, ölüye ilacın faydası yokmuş… Rabbim bizlere basiret lûtfeyle… 

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2016

Sayı: 339

İlkadım Arşiv