Temmuz 2012 M. Selçuk ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

Kayıp Kelebekler Haritası - Bülent Gündoğan

Kıymetli İlkadım okuyucuları! Bu ay İlkadım Kitaplığımızda Bülent GÜNDOĞAN hocamızın nezih ve farklı bir üslupla kaleme aldığı Sütun Yayınları’nca çıkarılan Kayıp Kelebekler Haritası isimli eserini inceleyeceğiz.

Bülent GÜNDOĞAN hocamızı ART FM radyomuzda yaptığı programlarla tanıyoruz. Hocamızla aynı ortamlarda bulunduğumuz için yakinen tanıyoruz. Hocamız on üç hikâyeden oluşan eserini vitamine benzetiyor. Her gün yatmadan önce bir tane okunması okuyan kişiye faydalı olacaktır.

Bülent GÜNDOĞAN hocamızın asıl uzmanlaştığı alan şiirdi. Kendisinin hikâye yazdığını biliyorduk. Ancak bu kadar Türkçemize hâkim, kendisine has bir üslupla yazdığını bilmiyorduk.  Günlük hayatımızda bizler için olağan olan bazı durumların şairin veya yazarın kaleminde nasıl değerlendiğini kitabı okurken gördük. Kelebekler Segah Sever’de topraklarından koparılan insanlarla beraber göçü yaşıyor, dedenin ölümüyle beraber gözyaşı dökebiliyorsunuz. Hele hele kitaba ismini veren Kayıp Kelebekler Haritası isimli hikâyeyi okurken aslında ben de bunları söylemek istiyordum, tam da benim istediğim gibi yazmış duygusuna kapılıyorsunuz. Çünkü zamanımızın apartman kültürünü tasvir eden cümlelerle bizim yaşadığımız çocukluğu resmeden cümleleri okurken aslında modern dünyamızda bir şeyler kazanırken bizi biz yapan çoğu değerimizi kaybettiğimizi görüyoruz. “Şehirler büyüdükçe insanlar küçülüyor, ruhlar daralıyordu.” Aslında bizlerin çocukluğunu anlamlı kılan birçok unsuru fark ediyoruz bu hikâyede. Yazarımız günümüzün sanal çocuğunu tarif ederken “Hiç çocuk olmamış sanal bir çocuktum. Benim dünyamda arkadaş yoktu, şeker veren beyaz sakallı dedeler, romatizmalı ayağını sürüyerek camiye giden ihtiyar emmiler, masal anlatan kalın gözlüklü nineler, her pişirdiğindin ‘göz hakkıdır…’ deyip getiren komşular yoktu.” ifadelerini kullanıyor. Ama aynı sanal çocuğun bir Anadolu kasabasında nasıl gerçek çocuk haline geldiğini de okuyunca benim güzel Anadolu’mda halen yaşatmaya devam ettiğimiz değerlerimizin olduğunu da görünce günümüz çocukları adına seviniyoruz. Düşte Kelebek Görmek isimli hikâyeyi okuyunca öğretmenin görev yerinin bizim buralar olduğunu hemen anlayabiliyoruz.  Pat pat motorları, sapan taşlarıyla sığırcık avından dönen çocuklar vb.leri bizleri yirmi-otuz yıl öncesine götürüyor. Hikâyeyi okurken duruyor o günleri ufka bakarak tekrar yaşıyor, nemli gözlerle o güzel günlere veda edip hikâye devam ediyor, hikâyede bizleri hangi olaylar bekliyor, diye hikâyeyi okumaya devam ediyoruz.

Kitaptan bazı alıntılarda bulunarak birkaç hikâyeyle kitabı sizlere tanıtmaya çalıştım. Hiç bahsedemediğim hikâyelerdeki birçok güzelliği okumayı sizlere bırakıyorum. Yazarımıza da Sara ile Bedir hikâyesini roman formatında genişletmesini tavsiye ediyoruz. Yazımızı bir müjdeyle bitirelim: Çok yakın bir zamanda Bülent GÜNDOĞAN hocamızın yeni bir hikâye kitabı daha çıkacak. Merakla bekliyoruz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2012

Sayı: 288

İlkadım Arşiv