Eylül 2015 Nuri ERCAN A- A+
A- A+

Karmaşa-II

Sözde İslam... Bir ferdi bir ferdine kaynamaz;
Bu halle utanmadan, camide saf saf namaz!

Necip Fazıl Kısakürek


Bir taraftan kimi İslamî kavramların kullanılma oranı yükselirken,mübarek gün ve geceler edebiyatçıların bile aklına gelmeyen kelime ve cümlelerden oluşan dini mesajlarla kutlanırken;diğer taraftan dinin ön gördüğü ahlaki meziyetlerin git gide erimesine şahit oluyoruz. Gittikçe zengin oluyoruz,ne var ki ruhlarımız yaşadıkları kargaşadan dolayı ne yapacaklarını bilmez bir çaresizliğe gark oluyor.Zıtların insicamına tanıklık ediyoruz adeta.Yaşadığımız çevre,bu nasıl Müslümanlık dedirtecek acayipliklere sahne oluyor.Sanki hak ile batıl birbirine karışmış gibi davranış bozuklukları ile karşı karşıya bir hayat sürmeye eviriliyoruz.

Daha çeyrek asır önce dine,inanca olmadık hakaretlerle günübirlik düşmanlıklar yapılırken,şimdi din düşmanlığına hiç ihtiyaç kalmamışçasına ortalığı bir sükûnetin kaplaması oldukça dikkat çekicidir.

Ne oldu da irtica yaygaraları sona erdi!Ne oldu da “inşallah” demeye tahammül edemeyen kalın ve kökleri derin zihniyet, bugün herşeyi sinesine çekmiş gibi gözüküyor!Ne oldu da malum medya dindarların ibadetlerini alaya almaktan vazgeçer oldu!Biz mi güçlendik,onlar mı zayıfladı?İkisi de olmadı aslında.Yoksa onlar olayları doğal seyrine bırakıp, ahlaki bozulmalarımıza kıs kıs gülüyorlar mı?Belki de savundukları ile yaşadıkları arasındaki bağlar gittikçe zayıflayan bizlerin bozulma sürecine çomak sokmamak için sessizliğimi tercih ediyorlar!?

Son dönemlerde rahat ortamlar elde etmemiz ve günlük hayatta yazılı vegörselmedya ile inanca doğrudan saldırıların yok olmaya yüz tutması,bir bakıma müspet sonuçlar gibi gözüken vakıalar olsa da, bizleri memnun etmeye yetmemelidir.Çünkü tezlerimizinkabul edilmiş gözükmesi ve fikirlerimizi kolayca yansıtabilmemiz neyin karşılığında sorusunu gündeme getirmelidir.Gerçekten uzun süreli mükemmel tebliğ faaliyetlerinin bir sonucu mudur bu olgu?İyi düşünülmelidir.Uzun tahlillere gerek duymadan şunu söyleyebiliriz ki, ülkedeki son güç dalgalanmaları aslında karşı tarafın da taktik değiştirmesine neden olmuştur.Ortada bariz olan tek tarz takiyyedir.(Bu takiyye de ne kadar cazip yahu!)Güç ibresi ne zaman inanca muhalif olan kesime geçer, o zaman çektiğimiz inanç mazlumiyetlerini nostalji yaparak anlatmaya da gerek kalmayacaktır!

Bir dönem elde temek içinhırslandığımız ve rüyalarını gördüğümüzifade hürriyeti elimize verilince, anladık ki ifade hürriyeti elde ederken birçok konudafakirleşmişizdir.İfade aracı olarak birçok kurumun sahibi olmamıza, gazete dergi çıkarmamıza,internet sitesi açmamıza rağmen sonuç daha çok Müslümanlaşma yerine; modernleşme,bireyselleşme,sekülerleşme olarak karşımıza çıkmış durumdadır. Bugün Allah’ın bizlere sunduğu tebliğ araçlarını sadece ve sadece anlatmak, aktarmak ve yaymak için kullanmaya çaba harcadık.Herşeye rağmen,Allah’a hamd olsun ki öğrendiğimiz tek hakikat,dinin sadece anlatmak için gönderilmediği gerçeğidir.

Böyle konular zihnimde gezinti yapmaya başladığında âcizane aklıma gelen en yakıcı düşünce, yeni neslin İslam’dan ümidini kesme ihtimalidir.Peki neden?

Şu durumda başkalarını anlamayı terkeder durumdayız.Karşımızdakini anlamak yerine yüzeysel bir şekilsellik kaplıyor yüzlerimizi.Sahte evetler,yapmacık gülücükler,derin idrakten yoksun kafa sallamalar...Sonuçta samimiyet,muhabbet,Allah için sevmek,diğerkâmlık, îsar,kardeşlik uygulamaları ile dinimizi örneklendirme imkanını yitirmek üzereyiz.

Toplumumuz derin okuma özelliğini hızlakaybetmektedir.Rabbimizin ilk emrindeki “oku” hadisesini tefsircilerimiz,açıklıyor,şerh ediyor,türlü türlü örneklerle kafalarımıza kazımaya çalışıyor,fakat bir türlü okuma gerçekleşmiyor.Ne Kitabımızı,ne kainatı,ne kendimizi!Aslında okumanın ne olduğunu sadece tefsircilerden değil,başka kanallardan da öğreniyoruz.Okuma yazma bilmeyen kalmadı.Okumak için tahsiller yapıyoruz,mastırlar,doktoralar yapıyoruz,ancak okumalarımız hep kısır kalıyor.Okumalarımızdan irfan neşet etmiyor, akletme gerçekleşmiyor,hikmet gelişmiyor… Bizden öncekilerin okulsuz elde ettikleri idrak ve okuma vasfını bir türlü elde edemiyoruz.

Şimdilerde, ilmimiz ruhumuzu beslemiyor. Memleketimizin her köşesine yayılmış okullarımız dini tedrisat yapmalarına rağmen ruhlarımız hep kuru kalıyor.Cılız ve dayanıksız ruhlar mezun oluyor mekteplerimizden. Peşi sıra hayatın maddi saldırıları dayanıksız ruhlarımızı iyice bitiriyor.Vahiyle beslenemeyen,ondan elektrik almayan karanlık ruhlarla baş başakalıyoruz. İşin kötüsü bu halimizi bize bildirecek kaynaklardan kendimizi izole etmeye çabaladığımızın bilincinde de değiliz.

Yıllarını İslamî tahsile vermiş insanlarımız kibir abidesi gibi yine ona emek veren, onu okutan insanların karşısına çıkıp bencilliğini izhar ederek tatmin olmaya gayret ediyor.

Çocuklarımızı bir türlü yere/toprağa sabit tutamıyoruz.Rahmetin yerden geldiğini bir türlü anlatamıyoruz.Göklerde birileri ile randevusu varcasına hemen uçuşa geçmeye çalışıyorlar!

Günah kavramı ortadan kalkalı çok olmuş sanki.Kimse kimseye günahından dolayı bir şeyler söylemeye cesaret edemez bir çekingenliğin içine düşmüş.Aşırı çekingenlik de bencilliği besler oysa.Tersine bir bencillik yani… Allah rızası için eleştirme ve eleştirilmeyi göze alamazsak nefsimize kimsenin dokunmasını istememiş oluruz.Böylece nefsin alicenaplığına halel gelmemiş olur.

Aman yarabbi dindar insanlardaki bu şov merakı nedir be dostlar!Büyüklü küçüklü insanlar tarafından her gün, her an fotoğraflar çekiliyor,iyice mahrem durumlar hariç birileri ile paylaşılıyor.Ondan da zevkleniyor.Teşhircilik değil midir bu durum?

Kendini düzeltme olgusu ve nefis tezkiyesinin ne olduğu meçhulde kalmış durumdadır.Toplumsal baskıya da mahalle baskısı diye bir şey olmayınca hataları görme,hatayı kabul etme,af dileme,tövbe etme gibi erdemlerimiz tarih sahnesinden çekilmektedir.Üstelik bu erdemlerin yok olması bir takım yeni hastalıklar türemesine sebep olmaktadır.Günahın övünç malzemesi yapılıp yaygınlaştırılması, kardeşinin hakkını punduna getirip gasp etme,riyayı farkındalık gösterme maskesi ile meşrulaştırma, hayâyı daracık kapsamlara hapsetme, aklımıza gelen yeni bozulma yöntemleridir.

Son dönemlerde annelerin çocuklarını “gözü pek açık”yetiştirmeleri daha çok dini kullanma alanında baş gösterir oldu.Biraz mürekkep yalayan vatandaşlarımız,hangi surenin hangi sınavda etkili olacağı,hangi ayetin hangi malı kazanmak için faydalı olacağını nasıl da öğreniveriyorlar!Dinin maddi amaçlar için kullanılmayacağını hiç duymamış sanki!Sosyal paylaşım ağlarında “yarın kps sınavım var, bana Fetih Suresi okur musunuz” tekliflerine güler misiniz ağlar mısınız? Tabi ki derin derin düşünmek lazım,bu nesilleri nasıl yetiştirdik diye.

Bir dönemlerin özel gayretleri ve yetiştirdiğimiz kimi ilim adamlarımızın faka basması sonucunda, ilminve alimindeğeri azalmıştır.Özellikle İslamî ilimler üzerindeki yıpratma ve sıradanlaştırma çabaları bugün sonuç vermektedir.Herkesin alim olduğu herkesin dinden bahsettiği bir ortam bu çabaların ve Müslümanlar arasında tevhid birlikteliğinin olmayışının ürünüdür.

Toplumumuzda her ne kadar ibadetler ve kimi hayır hasenat işleri düzenli olarak eda edilse de bu durum bizim için tek teselli kaynağı olmamalıdır.İçerisinde yaşadığımız, çapı ve derinliği ölçülemeyecek denli bir karmaşanın hakimiyeti bunu gerektirmektedir.Karmaşa barizdir.Yara derindir.Tedavi zordur.Karmaşa, çilesi karışmış ip yumağına benzer.Ya uğraşıp açacaksınız,böylece toplumu ıslah edeceksiniz ya da çöpe atacaksınız.Bunun Türkçesi ise, Allah sizin yerinize başka bir toplum getirecek demektir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2015

Sayı: 326

İlkadım Arşiv