Ocak 2014 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Kardeşlerinizin Arasını Düzeltin

Rabbimiz buyurdu ki:

“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurat, 10)

Rabbimiz inananları kardeş ilan etmiştir. Müslümanlar aralarındaki kardeşliğin tesisi için tüm gayretlerini sarf etmelidirler. Kardeşlerin arasını bozanlar, bozulan kardeşlikleri düzeltme gayretinde olmayanlar Rablerine karşı gelmiş olurlar. Kardeşlik Rabbimizden dolayıdır. Bugün Müslümanların kardeşliklerindeki sıkıntı, başka dolaylardan kardeş olunduğundandır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Nefsim Yed-i Kudretinde Olan Zat’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız!” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Mü’minlerin ilk vazifesi kardeşlerini sevmesidir. İslam medeniyeti sevgi medeniyetidir. İslam bu günlere bu sevgi sayesinde ulaşmıştır. Müslümanlar hangi kardeşlerini daha çok seviyor? Rabbinden dolayı kardeşlerini mi? Hocasından dolayı kardeşlerini mi? Müslümanlar Rabbi için kardeş olup Rabbi için sevmedikçe, gerçek kardeşliğe ve gerçek sevgiye eremezler. Bundan dolayı da aralarındaki husumet ve düşmanlıklar bitmez.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz, Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir Müslüman’ı örterse Allah da onu kıyamet günü örter.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Müslümanlar, birbirine destek ve yardımcı olmaya memurdurlar, köstek olmaya değil. Rabbimiz buyurdu ki:

“Allah’a ve Rasulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 46)

Rabbimiz, kendisine iman eden mü’minlerin birbiri ile çekişmesine razı değil. Birbiriyle çekişen Müslümanlar Allah ve Rasulüne itaat etmemiş, isyan etmiş olurlar. Müslümanlık iddiasında olanlar Müslümanlarla savaşmakla Allah’a savaş açtıklarının farkındalar mı? Bu gün bazı Müslümanların, bazı Müslümanlara karşı olan tavrını, gayri müslimlere bile göstermediğine şahit olmaktayız ki bu, Müslümanlar için büyük felakettir, büyük bir sapmadır. Birbirini tekfir eden hocalardan tutun da birbirini tekfir eden Müslümanlar… Müslümanlar imara memurdur, imhaya değil. Bunlar Allah adına mı yapılıyor? Nefis adına mı? Müslümanlık bunun neresinde? Dini gayret bunun neresinde? Nefsî gayretlerini, din gayretle boyamaya kalkışmak en adice bir iştir. Dünyevi çıkar ve menfaatlerini, din kisvesi altında elde etmeye çalışanları Rabbimiz helak eder.

Dün Osmanlı paşaları iktidar mücadelesine girdi, güçleri ve devletleri ellerinden gitti, tüm dünya başlarına bela oldu. Dün Afganlı mücahitler Allah’ın yardımıyla, Sovyetleri dize getirdi. Birbiriyle iktidar mücadelesinde ise güçleri, devletleri ellerinden gitti. Amerika başlarına bela oldu. Dün İran’la Irak birbiriyle savaştı, güçleri ellerinden gitti, Amerika Irak’ın başına bela oldu. Bu gün Suriye’de devletle millet birbirine girdi. Kendilerine hizbullah diyenler, paralı Rus askerleri ve Dürzi milislerle Müslüman avındalar. Müslümanların başı belada. Bu belalar, imanından mı, isyanından mı? Ona bakmalı.

Dün birbirini katleden Yahudiler, Hıristiyanlar ve dinsizler bugün birleşerek, ABD, AB, SSCB gibi birleşip güçlenirken. Rabbimizin birlik çağrısına uymayan Müslümanlar her geçen gün parçalanıp bölünerek kan kaybetmeye devam etmektedirler.

Kalblerinde mü’minlerden çok başkalarının sevgisini barındıranlar, dönüp tekrar tekrar yaptıklarını gözden geçirsinler.

Çıkar ve menfaatlerine kardeşliğini, mü’minlerin birlik ve beraberliğini, vatanın huzurunu satanlar, dönüp tekrar tekrar yaptıklarını gözden geçirsinler.

Dini değerlere saldırılırken, sesi çıkarmayıp, çıkar ve menfaatler söz konusu olunca, bangır bangır bağıranlar, dönüp tekrar tekrar yaptıklarını gözden geçirsinler.

Zalimlerin zulüm kararlarına içtihat deyip, yanlışlarına da bir sevap yazanlar, mazlumlara destek gemisine “izinsiz çıktılar” diye destek vermeyenler, dönüp tekrar tekrar yaptıklarını gözden geçirsinler.

Gayri müslimlere dua edip, Müslümanlara beddua edenler, dönüp tekrar tekrar yaptıklarını gözden geçirsinler.

Müslümanların birbiri ile kavgasından kimler kazanıyor, kimler kaybediyor, tarihe bir baksınlar da, dönüp tekrar tekrar yaptıklarını gözden geçirsinler.

Yaptıklarınıza kimlerin sevinip kimlerin üzüldüğüne bir bakın da düşmanlar sevinip dostlar üzülüyorsa, dönüp tekrar tekrar yaptıklarınızı gözden geçirin.

Dostluklarınızı ve düşmanlıklarınızı belirleyen şey nedir? Menfaatleriniz mi?  Mezhebiniz mi?  Meşrebiniz mi? Dininiz mi? Dostluklarınızı ve düşmanlıklarınızı belirleyen nedir? “Gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilen Allah’ın” bunu size soracağını unutmayın. Rabbimiz:

“Eğer inanlardan iki gurup birbiriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.” (Hucurat, 9) buyurmaktadır.

Samimi Müslüman, Müslümanların birbiri ile kavgasına asla razı olamaz, Gücü nispetinde onu engellemeye, aralarını bulmaya çalışır. Buna gücü yetmezse, haklının yanında yer alır. Bunu yaparken tamamen Rabbine ve Rasulüne kulak verir. Haksızlarla mücadele eder.

Haksızlar hakka dönerse, “elime düştü” diye zulmetmez, adaletle muamele eder. Müslüman imhaya değil, ihyaya memurdur. 


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2014

Sayı: 306

İlkadım Arşiv